Kanser



Ozon tedavisi her derde deva

Posted by stalkers 26 Ocak, 2010 (0) Comment

Yaşlanmayı geciktiren ve cildinizde meydana gelen rahatsızlıkların azalmasına yardım eden ozon tedavisi artık ülkemizde de uygulanıyor. Bağışıklık sistemini güçlendiren ve hastalıklara karşı direnci geliştiren bu tedavi yöntemi, hücrelerde oksijeni artırarak yaşlanmayı geciktiriyor ve kronik yorgunluk sendromuna iyi geliyor.

Ozon terapi İle rahatsız olan bölgeye oksijen verilerek dolaşımın düzelmesi de sağlanıyor. Yöntem; dolaşım bozuklukları dışında birçok hastalığın da çaresi olarak biliniyor. Alerji ve romatizmal hastalıklar, kanser, kronik yorgunluk sendromu, karaciğer ve cilt hastalıkları, kozmetik nedeniyle yaşlanma ve yasa bağlı görme bozuklukları, şekere bağlı ülserler, yanıklar ve cinsel fonksiyon bozuklarında da tedavi amaçlı kullanılan ozon terapi; yan etkisi olmadığı için erkek kadın, genç ya da yaşlı ayırt edilmeden herkese uygulanabiliyor.

Ozon terapi yöntemini uygulayan doktorların bir araya gelerek oluşturdukları Medical Society ror Ozone Application in Prevention and Therapy Derneği; her yıl bir araya gelerek uygulamadaki gelişmeleri tartışıyorlar. Bu seminerlere düzenli olarak katılan Dr. ismail Ağar; tedavi yöntemi hakkında; “Ozon tedavisi ile birçok patolojik sorun daha iyi duruma geliyor ya da düzeliyor” diyor, Türkiye’de ağırlıklı olarak yaşlanmayı geciktirici, cilt hastalıklarını tedavi edici ve selülit giderici olarak kullanılan ozon terapi; vücuttaki antioksidanları tetikleyerek yaşlanmanın başlıca nedenlerinden biri olan serbest oksijen radikalleriyle savaşıyor.

Categories : Sağlık Tags : , , , , ,

Bal Kabağı ve Faydaları

Posted by kazandibi 4 Aralık, 2009 (0) Comment

BalKabağı;
Kış sebzesi olan bu sebze sadece lezzetli olmakla kalmıyor aynı zamanda içerdiği besin değeriyle de dikkatleri çekiyor. Balkabağı yemek için bayramları beklemeyin, faydalarını kaçırmayın.Balkabağı harika bir beta-karoten kaynağıdır, ayrıca başka vitamin ve mineraller bakımından zengindir. Bir küçük tabak balkabağı, günlük beta-karoten ihtiyacının %25′ini, C vitamini ihtiyacının yüzde 10′unu karşılar ve iyi miktarda potasyum içerir. Ayrıca iyi bir lif kaynağıdır.
Taze balkabağının kendi özgü bir tadı ve dokusu vardır. Ama balkabağı keki yapmak için kullanılan konserve balkabağı da aynı besin değerine sahiptir.Yarım kase balkabağı keki karışımı, günlük beta-karoten ihtiyacının yüzde 220’sini karşılar ve oldukça düşük kalorilidir.
Faydaları:
Beta-karoten, birçok kanser çeşidini önlemeye yardımcı olabilir. Ayrıca sigara içenlerin akciğer kanserine yakalanma riskini biraz azaltabilir.
Beta-karoten, kalp krizi ya da felce sebep olan, ateoroskleroz ya da damar sertleşmesini önlemeye yardımcı olabilir.
Güçlü bir antioksidan olup C vitamini, kanser ve kalp hastalığına karşı koruyabilir ve vücudun enfekisyonlara karşı savaşmasına yardımcı olabilir.
Kabak çekirdeği yağı, harika bir çinko ve doymamış yağ asidi kaynağıdır, bu yağ asitleri prostat problemlerine yardımcı olabilir. Kurutulmuş ve kavrulmuş kabak çekirdeğinde bu yağ bulunur.

Categories : Sağlık Tags : , , , , , , ,

Sağlık İçin 12 Mucize Besin!

Posted by kazandibi 14 Ekim, 2009 (0) Comment

YEŞİL ÇAY : Mesane, kolon, nefes borusu, pankreas, rektum ve mide kanserlerine yakalanma riskini azaltır. Kilo kontrolünü kolaylaştırır.
NAR : Antiokidanlar bakımından zengindir. Kan basıncını dengeler, damarları korur ve tümörlerin büyümesini engeller.
ELMA : karaciğerciğer  kanseri, astım ve diyabete karşı korur. Kemik güçlendiren K vitamini içerir. Yemeklerden 30 dakika önce tüketildiğinde iştahı bastırmaya yardımcı olur.
BROKOLİ : Tüm kanser risklerini azaltır. Mineral ve vitamin oranları çok yüksektir. Ayrıca vücudu toksinlerden arındıran kimyasallara sahiptir.
YUMURTA : Doğanın en kusursuz yiyeceği olarak tanımlanıyor. Protein bakımından zengin ama kalorisi düşük. Beyni korur ve göz sağlığını güçlendirir.
KIRIZI ET : İşlemden geçirilmemiş kırmızı et, omega-3 bakımından zengindir. Makul miktarda tüketildiğinde kanserden korur. Protein ve B12 vitamini kaynağı.
FINDIK-FISTIK : Haftada 5 kez tüketmek kalp krizi ve kalp hastalığı riskini yüzde 30-50 arasında azaltıyor. Her gün için 25 gramlık, badem, ceviz, fıstık, fındık yeterli.
SÜT :  mineral ve yararlı bakteriler bakımından zengin olan süt, kanserle savaşan CLA asidini de içerir.
SOMON : En iyi anti-aging gıdası. Omega-3 beyni ve kalbi korur. Ruh halini dengeler ve kan şekerini düzenler.
FASULYE : Kiloyu dengeler, kan şekerini düzenler. Kolon kanseri ve kalp hastalığından korur. Günlük tavsiye edilen lif miktarı 25-38 gram. Bir fincan fasulye ise 11-17 gram lif içerir.
YABAN MERSİNİ : Kanserden koruyan antioksidanlar içerir ve hafızayı güçlü kılar. Lif bakımından zengindir.
SOĞAN-SARIMSAK : Mide, prostat, yemek borusu kanserlerine karşı korur. Kalp

Categories : Kategorilenmemiş, Nedir Tags : , , ,

Radyoterapi Nedir?

Posted by admin 21 Ekim, 2008 (0) Comment

Radyoterapi Nedir?

Işın tedavisi ya da şua tedavisi olarak da isimlendirilen radyoterapi yaklaşık 100 yıldır kanserlerin tedavisinde kullanılan yöntemlerden biridir. Etkisi kanser hücrelerinin iyonlaştırıcı radyasyonla yok edilmesi temeline dayanır.
Radyasyon ya doğrudan DNA zincirlerini kırarak hücreyi hasara uğratır ya da içinden geçtiği ortamdaki suyu iyonlaştırarak bir tür hücre zehiri etkisi gösteren hidroksil molekülleri ve peroksidler oluşturarak dolaylı hasar oluşturur. Radyasyonla oluşan hücre hasarının % 20-30’u doğrudan, % 70-80’i  dolaylı yolla olmaktadır.

Uygulama amacına göre radyoterapi 2 ana gruba ayrılmaktadır :

radyoterapi cihazı

radyoterapi cihazı

1 - Küratif radyoterapi: Kanser hücrelerinin tümüyle ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Radyasyona duyarlı kanserler ve erken evre kanserlerin büyük bir bölümünde bu amaca ulaşılabilir.
2 - Palyatif radyoterapi: İleri evre, yayılmış ya da yerleştiği yere bağlı olarak kanserlerin oluşturduğu ağrı, kanama, bası nedeniyle ortaya çıkan tıkanıklıklar, yutma güçlüğü, nefes darlığı gibi belirtilerin hafifletilmesi  veya ortadan kaldırılması için yapılan radyoterapilerdir.

Özellikle küratif radyoterapilerde amaç, normal dokuları olabildiğince koruyup kanser hücrelerine onları yok edecek dozu göndermektir. Başarılı bir radyoterapi için:

* Hedef bölge ve tedavi alanlarının doğru ve hassas biçimde belirlenmesi,
* Dikkatli fizik planlama,
* Işının her hastaya ve alana göre şekillendirilmesi,
* Işının gönderildiği alanın ve verilen dozun doğru olduğunun gösterilmesi zorunludur.

Uygulama yöntemine göre radyoterapi teknikleri ve cihazları 2 gruba ayrılabilir:

A - Eksternal radyoterapi (Teleterapi):
Radyoaktif kaynak ya da ışını hastaya gönderen ana bölüm ile hasta arasında 80-100 cm gibi uzaklığın bulunduğu radyoterapi tekniğidir. İnsan vücudunun herhangi bir bölgesinde yerleşmiş bir tümör göz önüne getirildiğinde tümöre ulaşmak için ışınlar cilt, cilt altı ve yolu üzerindeki normal dokulardan geçmek zorundadırlar. Derinde yerleşmiş ve geniş alan ışınlamasının gerektiği (örneğin ana tümör ve/veya ilgili lenf bezi yayılım alanları gibi) hemen tüm kanser türlerinde kullanılabilirler. Bu tekniği uygulayan makineler de eksternal tedavi (teleterapi) makineleri olarak adlandırılırlar.
Günümüzde derin yerleşimli tümörlerin tedavisinde yaygın olarak kullanılmakta olan eksternal tedavi makineleri

* Kobalt-60 (Co-60) cihazları,
* Lineer hızlandırıcılardır.

Kobalt-60 cihazları:
Radyasyon kaynağı olarak Co-60 kullanan makinelerdir. Kobalt-60, ortalama 1.25 MeV (megaelektronvolt) gamma ışıması yapan ve yarılanma ömrü (aktivitesinin yarı değere düşmesi için gereken süre) 5.26 yıl olan bir radyoaktif maddedir. Sürekli ışıma yaptığı için kaynağın özel yöntemlerle zırhlanması gerekir. Kobalt-60 makineleri 10 cm’ye kadar  derinlikte yerleşmiş (= 20 cm hasta kalınlığı) tümörlerin tedavisinde kullanılabilirler. Cilt dozları yüksektir, saha kenarındaki doz dağılımları çok iyi değildir. Tedavi planlamaları mutlaka bu özellikleri gözönüne alınarak yapılmalı ve kalınlığı 20 cm’den fazla olan hastaların özellikle karın, kalça bölgelerinde yerleşmiş tümörlerinde diğer bir eksternal radyoterapi cihazı olan lineer hızlandırıcılar kullanılmalıdır.

Lineer hızlandırıcılar:
Işını elektrik enerjisini kullanarak kendisi üreten, düzenleyen ve hastaya gönderen makinelerdir. Kontrol devreleri ile ışının enerjisi değiştirilebilmekte, üretilen elektronlar hızlandırıldıktan sonra ya doğrudan hastaya yönlendirilip elektron ışınlamalarında ya da bir hedefe çarptırılıp foton enerjisine dönüştürülerek derin yerleşimli tümörlerin ışınlanmasında kullanılmaktadır.

Lineer hızlandırıcılar enerji düzeyine göre 2 gruba ayrılırlar :
1 - Düşük enerjili lineer hızlandırıcılar: Derin doz özellikleri Kobalt-60 cihazlarına benzeyen cihazlardır ancak ışının denetimi, saha kenarlarındaki doz keskinliği yönünden Kobalt-60 cihazlarına belirgin üstünlük sağlarlar.
2 - Yüksek enerjili lineer hızlandırıcılar: Kalın hastaların derin yerleşimli tümörlerinin kolaylıkla ışınlanmasına imkan veren yüksek enerjili foton üreten ve saha kenarlarındaki doz dağılım üstünlüğünü sürdüren lineer hızlandırıcılardır.
Günümüzün modern teknoloji ürünü yeni lineer hızlandırıcılar düşük ve yüksek olarak 2 foton, 4-6 kademeli elektron enerjileri üretebilmekte, otomatik olarak ışının dozu, kalitesi kontrol edilebilmekte, ek donanımları aracılığıyla ışını kendisi şekillendirebilmekte (“multi leaf collimator- MLC”, radyoterapi alanlarının doğrulamasını (portal görüntüleme) yapabilmektedirler.

B - İnternal radyoterapi (brakiterapi)
Radyoaktif kaynakların veya kaynak taşıyıcı aygıtların vücuda ya da tümöre değecek, doğal vücut boşluklarına yerleştirilecek veya tümörün içinde olacak şekilde kullanıldığı radyoterapi yöntemidir. Günümüzde çapı 1 mm’nin altına indirilmiş minik kaynaklar kullanan uzaktan yüklemeli (remote afterloading) sistemlerin gelişmesi ve kullanılan kaynaktan uzaklaştıkça hızlı doz azalması nedeniyle yakın komşuluğunda kritik organ bulunan kanser yerleşim bölgelerinde eksternal radyoterapi ile birlikte doz tamamlayıcı olarak (örneğin rahim, rahim ağzı, bronş, meme, yumuşak doku kanserlerinde), bazı göz tümörleri (koroidal malign melanom), erken evre rahim, rahim ağzında yerleşmiş kanserlerde tek başına küratif amaçla ya da ileri evre bazı kanserlerde (bronş, safra yolu gibi) yakınmaları azaltmak için kullanılabilir.

Categories : Nedir Tags : , , , , , , ,

Kemoterapinin Panzehiri Nedir?

Posted by admin 19 Ekim, 2008 (0) Comment

Kemoterapinin Panzehiri Balıktır
Kemoterapi ilaçları kanserli hücreler dışında sağlıklı hücrelere de zarar verdiği için vücutta halsizlik, ağız yaraları gibi bazı şikayetlere yol açıyor. Ancak iyi bir beslenme planıyla kemoterapinin yarattığı tahribatı

balık

balık

azaltmak mümkün. Tedavi sırasında yeşil yapraklı sebzeleri, balığı ve Arnavut biberini sofranızdan eksik etmeyin.
- Kemoterapiden sonra akciğerdeki tümörler küçüldü. Kontrolleri hangi sıklıkta yaptıralım?
Kardeşime 8 ay önce küçük hücre dışı akciğer kanseri teşhisi kondu. Hastalığı 3′üncü evrede. Kemik ve beyin metastazı yok. Ancak dalakta metastaz olup olmadığı tespit edilemeyen bir kitle var. 8 kür kemoterapi sonrasında akciğerdeki tümörlerin tamamı kayboldu. Kardeşim 6-7 kilo aldı, en önemlisi artık hiç öksürmüyor. Acaba hastalığı nüks eder mi? Takipleri hangi aralıklarla yaptırmalıyız? MÜNÎRE BAĞCI
CEVAP: Kardeşiniz kemoterapiye çok iyi yanıt vermiş. Evre 3A ve B’de ilk tedavi seçeneği kemoterapidir. Daha sonra tedaviye radyoterapi ve ameliyat ilave edilir. Dalaktaki kitlenin kaybolup kaybolmadığını bilmiyorum. Eğer tümör tamamen silindiyse ya da şüpheli görülmüyorsa tedavinize radyoterapi ilave edilmesi faydalı olabilir. Fakat dalakta metastaz varsa radyoterapi ve cerrahiye gerek yok. Kardeşinizin kemoterapiye yanıt vermesi sevindirici. Ancak akciğerdeki tümörün nüks etme riski var. Özellikle sigaraya devam edenlerde nüks oranı yüksek. Kardeşiniz ilk 3 yıl 3 ayda bir sıkı kontrolden geçsin. Tümör tekrarlarsa nüks yerine radyoterapi yapılabilir. Ya da yeni bir kemoterapi, şemasına geçilebilir. Kemoterapi hastanın genel durumunu bozabilir. Genellikle kemoterapiden sonra vücudun kendini toparlaması l yıl sürer. Bu dönemde immun sistemini güçlendirecek gıdaları ön planda tutmak gerekir. Kardeşiniz bol bol yoğurt, beyaz peynir yesin, sütten uzak dursun. Protein eksikliğine karşı günde l tane bıldırcın yumurtası, haftada 1-2 kez yağsız kırmızı et, diğer günler de balık ve

radyoterapi cihazı

radyoterapi cihazı

hindi tüketsin. Sofrasından kırmızı turp ve tereyi eksik etmesin. Astragalus bitkisi hapı kullansın, insanlar üzerinde yapılan büyük çalışmalara göre, astragalus küçük hücreli olmayan akciğer kanserlerinde hem yaşam süresini uzatıyor, hem kemoterapi ilaçlarının etkisini artırıyor, hem de tedavinin yan etkilerini azaltıyor. D limonen denen yararlı bir madde ihtiva ettiği için kardeşiniz portakal, mandalina, limon kabuğu, kimyon, dereotu tohumu tüketsin. Beyaz un, beyaz makarna, beyaz pirinç yerine esmer olanları tercih etsin. Her gün en az 5 porsiyon çok iyi yıkanmış sebze ve meyve tüketsin. En çok brokoli, karnabahar, enginar, semizotu gibi koyu yeşil yapraklı sebzeleri tercih etsin. Ağır sporlardan, stresten uzak dursun. Öğün atlamasın.

- Karnımdaki şişlikler kanser habercisi olabilir mi?
47 yaşındayım. 10 yıl önce sol karın boşluğumda fındık büyüklüğünde bir kitle oluştu. Yağ bezesidir diye geçiştirdim. Fakat geçen yıl karnım ve kaburgalarımda irili ufaklı 10-12 adet şişlik oluştu. Doktora gitmedim. Acaba bu şişlikler kanser olabilir mi? Ne yapmalıyım? Ö. ÖNER

CE VAP: Buradan bir tahmin yürütmek zor. Bu şişlikler selim tabiatlı lipomlar olabilir. Ama şişlik sayısında artış olduğu için bir cildiyeciye başvurup gerekirse biyopsi yaptırın.

- Kemoterapi sırasında nasıl beslenmek gerekir?
Annem meme kanseri. Ameliyatla sağ memesinin bir kısmı alındı. Şimdi kemoterapi görüyor. Bu sırada nasıl beslenmesi gerekir? RUŞEN TARA

CEVAP: Kemoterapi ilaçları kanserli hücreler dışında sağlıklı ; hücrelere de zarar veriyor. Bu da vücudun genel durumunu bozabilir, halsizlik, ağızda yaralar gibi sorunlara yol açabilir. Ancak doğru bir beslenme programıyla kemoterapinin yan etkileri azaltmak mümkün. İşte, yapmanız gerekenler:

Özellikle omega 3 yağ asitlerinden zengin sardalya, somon gibi balıkları tercih edin. Balık yeme şansınız yoksa balık yağı da tüketebilirsiniz.

Nöropati, kemoterapinin önemli yan etkilerinden biri. El ve ayaklarda karıncalanma, hissizlik gibi belirtilerle seyreden nöropatiye karşı Arnavut biberi yiyin. Arnavut biberi, kemoterapi ve radyoterapiye bağlı

Akciğer Resmi

Akciğer Resmi

ağız-boğaz yaraları ve ağrılarında da etkilidir. Kemoterapi esnasında ağızda ortaya çıkan mantarlara karşı papatya çayı, karadut şurubu, karbonatlı su, buz, hatta şekersiz dondurma tüketin. Kemoterapi sırasında enfeksiyona yakalanma riski yüksek olduğu için hastaların C vitamini desteğine ihtiyacı vardır. C Vitamininden zengin portakal, mandalina gibi meyveleri tüketebilirsiniz. Ancak ilaçların etkisini azalttığı için greyfurttan uzak durun. Selenyum ve likopen maddesi de bağışıklık sistemini güçlendirir. Tahıl, nişasta ve brokoli, lahana, soğan, sarımsak gibi kükürt oranı yüksek olan sebzeler bol miktarda selenyum içerir. Likopen ise domates ve ketçap, salça gibi domates ürünlerinde bulunur. Günde 2 bardak domates suyu içmek çok faydalıdır. Bağışıklık sistemini güçlendirdiği için folik asidi ihmal etmeyin. Koyu yeşil yapraklı sebzeler ve turunçgiller bol miktarda folik asit içerir. Folik asit, günde 400 ünite tablet şeklinde de alınabilir. E vitamini içeren ceviz, badem ve fındık gibi kuruyemişleri yiyin.

Ananas, çörekotu ve kara üzüm tüketin. Bu besinler bağışıklık sistemini güçlendiriyor.

Prof. Dr. ERKAN TOPUZ

Categories : Kanser Tags : , , , , , , , , , , , , , , ,

Kemoterapi Hastaları Enfeksiyonlardan Korunmak İçin Ne Yapmalı

Posted by admin 11 Ekim, 2008 (0) Comment

Kemoterapi Hastaları Enfeksiyonlardan Korunmak İçin Ne Yapmalı

Kemoterapi ilaçları sağlıklı kan hücrelerini de etkilediği için hem vücudun enfeksiyon kapma riski yükselir hem de enfeksiyonlarla savaşma yeteneği azalır. Kemoterapiden sonra yaklaşık 10 gün içinde kan tablosu çok düşer. Bu sırada aşırı yorgunluk, depresyon gibi yan etkiler görülür. Bağışıklık sistemini bozan, tedaviyi sekteye uğratan enfeksiyonlarla savaşmanın yolları ise şunlar: SağlKemoterapi ilaçları sağlıklı kan hücrelerini de etkilediği için hem vücudun enfeksiyon kapma riski yükselir hem de enfeksiyonlarla savaşma yeteneği azalır. Kemoterapiden sonra yaklaşık 10 gün içinde kan tablosu çok düşer. Bu sırada aşırı yorgunluk, depresyon gibi yan etkiler görülür. Bağışıklık sistemini bozan, tedaviyi sekteye uğratan enfeksiyonlarla savaşmanın yolları ise şunlar: Sağlıklı beslenin. Diş tedaviniz varsa kemoterapiden önce diş hekimine gidin. Yorucu aktivitelerden kaçının, bol bol dinlenin. Kalabalık yerlerde durmayın, genel olarak 10 metrekare odada 3′ten fazla kişinin olmamasına özen gösterin. Soğuk algınlığı ya da bulaşıcı hastalığı olan kişilerden uzak durun. Ellerinizi yanık ve kesiklerden korumak için bahçede ve mutfakta eldiven giyin. Sık grip oluyorsanız 6 ayda bir, 1 kutu ekinezya bitirin. Diş tedaviniz varsa kemoterapiden önce diş hekimine gidin. Yorucu aktivitelerden kaçının, bol bol dinlenin.

Categories : Kanser Tags : , , , , , ,

Lenf Bezi Kanseri Hakkında

Posted by admin 11 Ekim, 2008 (0) Comment

Lenf Bezi Kanseri Hakkında

Hoçkin (hodgking) lenfomalar yaygın görülen kanser türlerinden biri.

En önemli belirtileri şunlar: Terleme, ateş, kilo kaybı, nadir olarak sırt kaşıntısı. Erken evrelerde kısa süreli kemoterapi ve radyoterapiyle yüzde 90′iara kadar varan oranlarda kurtulma şansı var. Diğer evrelerde

lenf_bezleri

lenf_bezleri

de tedavi başarı oranı yüksektir. Hastalık nüks ederse kemik iliği nakli düşünülebilir. Ancak artık kemoterapi ilaçlarının başarı oranı yüksek olduğu için bu yöntemi en son aşamada tercih ederiz. Kemik iliği nakli merkezine yakın olan bazı doktorlar ikinci seçenek olarak bu yöntemi tercih edebiliyor. Kemik iliği nakli de hastayı tam şifaya kavuşturabilir. Hastalar kemoterapi ve radyoterapi bittikten 1.5 ay sonra PET yaptırmalı. Şüphe varsa 6 ay ya da 1 yıl sonra yine PET gerekebilir. Sonuçlar temizse hastalar rutin kontrollerini ultrasonografi ve bilgisayarlı tomografiyle yapabilir. İlk 3 yıl 3 ayda bir sedimantasyon, alkali fosfataz, LDH, fibrinojen, beta 2 mg ve kan sayımı (hemogram) testleri ihmal edilmemeli. Bağışıklık sisteminizi güçlendirin. Bunun için beslenme çok önemlidir: Bol bol mevsim meyve ve sebzelerini tüketin. Ancak meyve ve sebzeleri çok iyi yıkayın, hatta steril olması için sirkeli suda bekletin. Kemoterapi sırasında haftada 1-2 kez kırmızı et yiyin. Böl bol balık, yoğurt, çökelek tüketin. 1.3 ve 1.6 beta glukan içeren ekmek kabuğu, esmer pirinç ve bulguru sofranızdan eksik etmeyin. Beyaz un ve şekerden kaç mm. Kemoterapi sırasında greyfurt suyundan uzak durun. Kemik iliğinizi güçlendirmek için 400 ünite folik asit kullanın. Bol bol ananas yiyin. Günde 2 bardak domates suyu, küo kaybınız varsa 1 bardak havuç suyu için. Yeşil çay, böğürtlen yaprağı çayı ve limon kabuğu çayı içmeyi ihmal etmeyin. Et yemeklerinize ya da yoğurdunuza günde 1 çorba kaşığı zerdeçal tozu koyun.

Categories : Kategorilenmemiş Tags : , , , , , ,