çocuk sağlığı



Çocuklarda diş sağlığı için neler yapılmali ?

Posted by stalkers 7 Kasım, 2009 (0) Comment

Türk Diş Hekimleri Birliği Toplum Ağız Diş Sağlığı Komisyonu tarafından hazırlanmıştır.

Çocuklar dişlerini nasıl fırçalamalıdır?

” Dişlerinizi kapatıp, yuvarlak hareketlerle ön dişlerinizin görünen yüzlerini fırçalayın.
” Yine dişleriniz kapalı iken yuvarlak hareketlerle her iki taraftaki arka dişleri de fırçalayın.
” Ağzınızı açıp, arka dişlerinizin çiğneyici yüzeylerini ileri geri hareketlerle fırçalayın.
” Alt ve üst arka dişlerinizin iç yüzeylerini süpürme hareketi ile fırçalayın.
” Alt ön ve üst ön dişlerinizin arka yüzeylerini ancak diş fırçasını dik tutarak fırçalayabilirsiniz.

BUNLARI SAKIN UNUTMAYIN !!!

* Bebeğinize gece son beslenmesinde şekerli gıdalar vermeyin.
* Biberonla süt içirdikten sonra ağız temizliği için su içirin.Bir parça peynir verin.

* Emziği kesinlikle şekere, bala, pekmeze batırmayın. *Beslenme sırasında bebeğinizin kaşığını ağzınıza almayın, lokmaları ağzınızdan çıkarıp bebeğe vermeyin.
* Çocuğunuza şekerli yiyecek ve içecekleri iki öğün arasında vermeyin.
* Her beslenmeden sonra su verilerek ağız içinin temizlenmesi sağlayın.
* Bebeklere bir yaşından sonra emzik ile biberon bıraktırılmalı, bardak ve kaşık kullanarak beslenmeye alıştırılmalıdır.
* Çocuğun doğumundan itibaren her beslenmeden sonra Read the rest of this entry

Categories : Kategorilenmemiş Tags : , , , ,

Çocuklarda Burun Kanaması

Posted by stalkers 31 Ağustos, 2009 (0) Comment

Çocuklarda burun kanaması gün içinde çok miktarda oluyorsa hemen doktora başvurun.

Birçok nedeni bulunan çocuklarda görülen burun kanamaları anne babaları endişelendiriyor. Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Dr. Naser Dadaşzade, burun kanamalarının gün içinde az ama çok miktarda olması halinde mutlaka hekime başvurulması gerektiğini belirtiyor.

Burun kanamaları hakkında merak edilen soruları yanıtlayan Dr. Dadaşzade şunları söylüyor:

Çocuklarda görülen burun kanamalarının nedenleri nelerdir?

- Buruna parmak ya da yabancı cisim sokulması ile oluşan kanamalar
- Üst solunum yolu enfeksiyonları (sinüzit, gripal enfeksiyonlar)
- Alerjik rinit ( burun içi mukozasını tahriş ederek kanamaya yol açabilir)
- Hipertansiyon (çocuklarda nadiren görülebilir)
- Aşırı egzersiz sırasında kanama olabilir.
- Travma, düşme ve çarpma
- Kan hastalıkları, trombosit azlığı, lösemi gibi kan hastalıkları, pıhtılaşma hormonu eksikliği
- Burun damarlarındaki problemler, kitleler

Günde kaç defa hangi yoğunlukta kanama varsa hekime başvurulmalı?

Herhangi bir enfeksiyon veya sebep yokken burun kanamasının oluşması önemlidir. Enfeksiyonlarda tedavi gerekir. Sık ama az kanama varsa acil değildir; ama az fakat yoğun kanama müdahale gerektirebilir.

Kanama olduğunda hangi testler isteniliyor?

Basit kılcal damar kanamasının ilk seferinde Read the rest of this entry

Categories : Anne ve Bebek Tags : , , , ,

Ateşli çocuğa kola ve çay içirmeyin!

Posted by stalkers 17 Temmuz, 2009 (0) Comment

Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Kliniği Şef Yardımcısı Dr. Ülkü Tıraş, ailelere, “Ateşli
çocuğa kola ve çay içirmeyin
” uyarısında bulundu.
Bebeklik ve çocukluk çağında anne ve babaları en çok endişelendiren durumların başında “ateş” geliyor. Aileler kendilerinde telaş uyandıran bu durumla sık sık karşı karşıya kalıyor. Enfeksiyon hastalıkları en sık olarak bağışıklık sistemi olgunlaşmasını henüz tamamlamamış olan 3 yaşın altındaki bebek ve çocuklarda görülüyor. Bu açıdan anne ve babaların ateşin nasıl oluştuğu, nasıl ölçülüp değerlendirildiği, ateşe neden olan ciddi bakteri enfeksiyonlarının belirti ve bulgularının neler olduğu, ne zaman ve nasıl tedavi edilmesi gerektiği konularında bilgi sahibi olması önem taşıyor. Dr. Ülkü Tıraş, ateşin, vücudun farklı virüs, bakteri ve diğer mikroorganizmalarla savaşın nedeni ile ortaya çıktığını belirtti.

ATEŞ ÖLÇÜMÜNDE EL YERİNE TERMOMETRE KULLANIN

“Ateşin en sık görülen sebebi enfeksiyonlar olup, çocuklar hayatlarının ilk beş-altı yılında çok sık viral
enfeksiyona
bağlı ateşli hastalık geçirebilir” diyen Tıraş, ateşten şüphelenildiğinde, çocuğun vücut ısısının mutlaka ölçülmesi gerektiğini işaret etti. Traş, çocuğun alnına dokunularak hissedilen vücut ısısının güvenilir olmadığını ifade ederek, bu konuda termometre kullanımını önerdi.
İnsanlar için ortalama normal vücut ısısının 37 derece olduğunu bildiren Tıraş, “Eğer çocuğunuzun vücut ısısı makattan 38 derece üzerinde, kulaktan 37.8 derece, koltukaltından 37.2 derece üzerinde ise, ateşli kabul edilebilir” diyerek aileleri uyarıyor.
Tedavi konusunda aileler tarafında çok fazla doğru bilenen yanlış uygulama yapıldığını bildiren Tıraş, anne ve babaları dikkat etmesi gereken noktaları şöyle sıraladı:
-3 ay ve altındaki tüm bebeklerin mutlaka tıbbi değerlendirilmesi gereklidir,
-Susuzluğu engellemek için, vücut sıvısını eksik bırakmamak gerekir,
-Yüksek ateş, özellikle küçük çocuklarda hızlı su kaybına sebep olarak dehidratasyon yaratabilir. Su, çorba,
meyve suları verilebilecek iyi seçeneklerdir. Kafein içeren kola ve çay gibi içecekler, idrar söktürücü etkisinden dolayı su kaybına sebep olacağından, içirilmesi engellenmelidir,
-Yemek istemeyen çocuklar beslenmek için zorlanmamalıdır. Çocuğunuz ne yemek istiyorsa kabul edilebilir miktarlarda izin verilmelidir,
-Okula giden çocuklar ateş 24 saat yükselmeyinceye dek evde istirahat etmelidir,
-Alın, şakaklar, koltukaltı, kasıklar ve bacak arkalarına ıslak ve ılık kompres uygulanması, ateşi düşürmede oldukça etkili bir yöntemdir. Soğuk su ve alkol, ateşte daha fazla yükselmeye sebep olabilecek titreme
yaratacağından, kullanılmamalıdır. Uygulanan kompresler sık sık değiştirilmelidir.
-Aşırı kıyafet giydirme, ateşin daha fazla yükselmesine neden olabileceğinden, çocukları çok az giydirmeli,
uyuturken giysiler daha da azaltılmalıdır,
-38,9 dereceden daha düşük vücut ısısına sahip ateşli çocukların çoğunda, eğer çocuğun genel durumu iyi ise, ilaç ihtiyacı olmayabilir. 38,9 derece üzerinde ateşli ise, asetaminofen veya ibuprofen içeren ateş düşürücüler, çocuğunuzun yaşı ve kilosuna göre verilebilir. Çocuğunuzun yaş ve kilosuna göre önerilen dozu bilmiyorsanız doktorunuza danışmalısınız.
- 12 yaş ve altındaki çocuklarda aspirinin, ateş düşürücü olarak önerilmiyor.”

ÇOCUĞUNUZUN AĞLARKEN GÖZYAŞI YOKSA DOKTORA BAŞVURUN

Bazı durumlarda acilen doktora başvurulması gerektiğini kaydeden Tıraş şu uyarıda bulundu:
“3 ay veya daha küçük bebeğinizin ateşi makattan 38 derece ve üzerinde ise, 3-6 aylık bebekte 38,3 derece ve üzeri olan ateşte, 6 aydan büyük bebekte 40 derece ateş ölçülüyorsa, ateşle beraber çocuğunuzda susturulamayan sürekli ağlama, ateş düşmesine rağmen huzursuzluğun devam etmesi, sürekli uyuklama hali, bilinç bulanıklığı ve sayıklama, ateşle beraber vücutta kızarıklık bulguları varsa, bebekte susuzluk bulguları (ağlarken gözyaşı olmaması, bıngıldakta çöküklük, dudak ve ağız içi kuruluğu, idrar miktarında azalma gibi) mevcutsa, daha öncesinde veya ateşli iken havale geçirmiş ise, 72 saatten daha uzun süre
ateşi devam ediyor ise, ateşle beraber öksürük, kulak ağrısı, boğaz ağrısı, ense sertliği, sık idrara çıkma, idrar renginde değişiklik, karın ağrısı, kusma, ishal, eklemlerde kızarıklık, eklem hareketlerinde kısıtlılık ve şişme mevcut ise, doktorunuzu mutlaka aramalısınız.”

Categories : Anne ve Bebek Tags : , , , ,

Sünnet için geç kalmayın!

Posted by stalkers 15 Temmuz, 2009 (0) Comment

Erkek çocukları olan ailelerin bir telaşı da sünnet törenleri. Çocuklarını birkaç yaş aldıktan sonra, davullu zurnalı törenlerle sünnet ettirmek isteyen ailelerin sayısı bir hayli fazla. Ancak bazı çocukların, sünnet derisindeki problemlerden ötürü erken sünnet edilmesi de gerekebiliyor.
Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İbrahim Gülmez, bazı erkek bebeklerin sünnet derisinin ucunun doğuştan dar olduğunu, ”Phimozis” adı verilen bu hastalığın bazı sağlık sorunlarına yol açtığını belirtti.

Sünnet derisinin ucunun dar olmasının bebeklerde yüksek oranda görüldüğünü, ancak, anne ve babaların çoğu zaman bu durumu fark edemediğini bildiren Prof. Dr. Gülmez, bu deri idrar çıkışını engellediği için idrarlarını rahat yapamayan bebeklerin huzursuzluk çektiğini vurguladı.

ENFEKSİYON RİSKİNİ ARTIRIYOR

İdrarın Phimozis nedeniyle dışarıya rahat çıkamamasının enfeksiyon riskini artırdığını ifade eden Prof. Dr. İbrahim Gülmez, şu bilgileri verdi:

”Sünnet derisi, dışarıya antibakteriyel özellikte bazı maddeler salgılar. Bu salgıların normalde dışarı çıkması lazım. Ancak, sünnet derisinin ucunun dar olması, bu salgıların dışarı çıkmasını engelliyor. Bu durum da enfeksiyon riskini ortaya çıkarıyor. Ayrıca rahat şekilde dışarı çıkamayan idrar, mesaneye ve böbreğe baskı yapabiliyor. Dışarı çıkması gerekirken tekrar mesaneye dönen idrar, idrar yolu iltihaplanması ve böbrek enfeksiyonlarına yol açabiliyor.”

EN PRATİK ÇÖZÜM SÜNNET

Phimozis sorununun çözümü için genişletme ameliyatları yapılabildiğini, ancak bu ameliyat sonrası sünnet derisinin tekrar daralabildiğini bildiren Prof. Dr. Gülmez, en etkili ve pratik çözümün sünnet olduğuna dikkati çekti.

Sünnet derisi ucunun dar olmasının böbrekten mesaneye doğru olan idrar çıkışının tersine dönmesine de neden olabileceğini kaydeden Prof. Dr. Gülmez, şöyle devam etti:

”Genişletme ameliyatlarını, tekrar eskiye dönme olasılığı olduğu için tavsiye etmiyoruz. Bu nedenle en etkili ve pratik çözüm, sünnettir. Doktor teşhisinden sonra sünnet derisinin ucunun dar olduğu tespit edilen bebeklerin yukarıda sıraladığımız sağlık sorunlarıyla karşılaşmamaları için sünnet edilmeleri gerekir. Ancak dini inanışlar veya farklı sebeplerle ailelerin çocuklarını küçük yaşta sünnet ettirmek istememeleri durumunda, sünnet derisi, arkası kesilerek de açılabiliyor.”

Categories : Anne ve Bebek Tags : , , , ,

Otistik Çocuklar Sesleri Daha Geç Algılıyor

Posted by stalkers 24 Mayıs, 2009 (0) Comment

Otistik çocukların, sesleri normal çocuklardan daha geç algıladığı belirtildi.

ABD’nin Philadelphia kentindeki Philadelphia Çocuk Hastanesi Radyoloji Bölümü tarafından yürütülen araştırmaya göre, otistik çocuklar sesleri; normal çocuklara kıyasla saniyenin küçük bir parçası kadar daha geç algılıyor. Uzmanlara göre bu bilgi, otizmle bağlantılı olan iletişim problemlerinin sebebini açıklamaya yardımcı olabilir.
Çalışmayı yürüten Timothy Roberts ve ekibinin 6-15 yaşları arasındaki 30 otistik çocuk üzerinde yaptıkları araştırmada, çocuklara ses ve heceler dinletildi ve bu sırada beyinlerinin elektriksel impulsları tarafından üretilen küçük manyetik alan gözlemlendi. Özel bir cihazla beyin faaliyetleri tespit edilen çocukların, sesleri normal çocuklara kıyasla daha geç algıladıkları görüldü.
Algılama süresindeki geriliğin çok küçük bir zaman dilimi olmasına rağmen, her bir sesin bu şekilde algılandığında konuşmak ya da insanların söylediklerini anlamanın büyük bir zorluğa dönüşebileceğine dikkat çeken Roberts, “Düşünün ki her bir heceyi anlamanız normalden biraz uzun sürüyor. Cümlenin sonuna geldiğinizde kafanız çok karışmış olur” diye konuştu.
Söz konusu gecikmenin otizm hastalarını teşhis etmek için bir işaret olduğunu düşündüklerini belirten Roberts, “Elde ettiğimiz sonuçlar, otizmin beyindeki bir bağlantı problemi olduğu yönündeki teoriyi kanıtlayacak nitelikte” dedi.
Başkalarıyla iletişim kurmada zorluk çekme olarak tanınan otizm, ABD’de her 150 çocuktan birinde görülüyor.

Categories : Anne ve Bebek Tags : , , ,