Erguvan Bir İstanbul Ağacı
Nisanın son haftası açan erguvanların 15-20 günlük bir ömrü var. Pembe çiçekler, kısa süre sonra yerini yeşil yapraklara bırakıyor. Erguvan, bir İstanbul ağacı. Ama Bursa da erguvanla anılıyor. İstanbul’da Boğaz’ın iki yakasında erguvan temaşa etmenin en iyi yolu; Boğaz turu yapan tekneler. İstanbullular ve Anadolu’dan İstanbul’a gezmeye gidecekler, elinizi çabuk tutun! İşte erguvanın keyfini en güzel çıkaracağınız mekânlar…
İstanbul âşığı merhum A.Süheyl Ünver, yıllar önce kaleme aldığı “Erguvan ve Boğaziçi” başlıklı yazısında İstanbulluların erguvanın tadını çıkaramadığından; erguvan seyretmek için gayret sarf etmediklerinden dem vurur. Haksız da sayılmaz Ünver. Dün olduğu gibi bugün de tabiatın Boğaziçi’ni pembeleştiren erguvanlarından haberi yoktur çoğu insanın. Yıllardır süren ekonomik kriz, işsizlik, bir türlü çözüme kavuşturulamayan; kronikleşen gündemler insanların yaşama sevincini elinden alsa da bir bahar neşesi yaşamanın tam vaktidir. Çünkü şu günlerde erguvan ağaçları bütün zenginliklerini ortalığa dökmüş, Boğaziçi pembe çiçeklerle boyanmıştır. Hilmi Yavuz’un dediği gibi “erguvan bürümüş zaman”dır.
Anadolu yakasında erguvan seyredeceğiniz yerler: Fenerbahçe Burnu, Vaniköy Papaz Korusu, Kanlıca Mihrabat Korusu…
Baharın geldiğini ilk laleler müjdeledi İstanbul’da. Renk renk, laleler, kentin her yerinde açtı. Gözümüz, gönlümüz bayram etti. Bayram neşvesi erguvanla sürüyor. Nisanın son haftası Erguvan ağaçları çiçeklendi. Bu muhteşem güzelliğin 15-20 günlük ömrü var. Pembe çiçekler kısa süre sonra yerini yeşil yapraklara bırakıyor. 
Erguvan, bir İstanbul ağacı. Akdeniz kökenli ama İstanbul’la anılıyor. Bunun da nedeni erguvan renginin, Bizans imparatorlarının simgesi sayılması. Bizans’ta imparator ve soylular kendilerini “Erguvan kanlı” olarak kabul ediyorlarmış. Hıristiyan Batı kültüründe sık sık işlenmiş trajik bir hikayesi de var erguvanın: Havarilerinden biri (Yehuda) Hz. İsa’ya ihanet eder ve sonra da pişman olur. Bu pişmanlıkla kendini erguvan ağacının dalına asar. Bu ihaneti sindiremeyen erguvanın önceleri beyaz olan çiçekleri utancından kırmızı/pembeye dönüşür. Bundandır ki, Latince ismi cercis siliquastrum olan erguvan ağacına Hıristiyanlar Yahuda (Juda) ağacı der.
Erguvanı denizden seyredin
Boğaz’ın iki yakasında erguvan temaşa etmenin en iyi yolu Boğaz turları yapan tekneler. Dentur Avrasya motorları Beşiktaş’tan ve Üsküdar’dan Boğaziçi turları düzenliyor. Yine Kadıköy ve Eminönü’nden hareket eden Turyol’un Boğaziçi seferleri erguvanı denizden seyretmek isteyenler için iyi bir seçenek.
Aşiyan Mezarlığı’nda Fatiha okuyun
Rumehisarı’na kadar gitmişken Aşiyan Mezarlığı’na uğramadan ayrılmayın. Erguvan ağaçlarını görebilir, tanıdık birçok isme Fatihalar gönderebilirsiniz. Mezarlığın hemen girişinde sizi “Ölüm asude bahar ülkesidir bir rinde” diyen Yahya Kemal karşılıyor. Münevver Ayaşlı, Hilmi Ziya Ülken, Osmanlı’nın son Medine Valisi Fahrettin Paşa, Nihad Sami Banarlı, Edip Cansever, Orhan Veli, Özdemir Asaf, Aşiyan’da medfun bulunan bazı isimler…
En iyi Boğaziçi fotoğrafı burada…
Boğaziçi Üniversitesi’nin hemen yanındaki Doğa Tepe muhteşem bir Boğaz manzarası sunuyor. Bir kafe-restoran hizmet veriyor. Pembe gelinliğini giyen Boğaz’ı en iyi fotoğraflayacağınız noktalardan birisi bu tepe. Burada nefeslenip yemek yiyebilir, çay-kahve içebilirsiniz.
Fethipaşa Korusu’nda nefeslenin
İstanbul’da erguvanın en iyi görülebileceği yerlerden birisi de Üsküdar’daki Fethipaşa Korusu. Koru, barındırdığı tarihî yapılar, yüzlerce bitki ve ağaç türleriyle İstanbullulara Boğaz manzarası eşliğinde yürüyüş, yemek ve dinlenme imkanı da sunuyor. Buradaki çok sayıda erguvanı seyredip sosyal tesislerde kahvenizi yudumlayabilirsiniz.
Rumelihisarı’nda erguvani zaman
Avrupa yakasında oturanlar için Rumelihisarı ve Emirgan ve Yıldız Korusu güzergahı en ideal yerler olarak görünüyor. Güne hisar civarındaki kafelerde kahvaltıyla başlayabilirsiniz. Hisarın hemen yanındaki ağaçlar ve Boğaz seyrine doyulmaz bir güzellik sunuyor.
Bursa’da erguvanın bayramı var
Yıldırım Bayezid’in damadı Emir Sultan döneminde ‘Erguvan Cemiyeti, Erguvan Faslı’ adıyla başlatılan Erguvan Bayramı tam 465 yıldır devam ediyor. Emir Sultan döneminde, halife ve dervişlerin baharda erguvanların açtığı günlerde bir araya gelmesiyle ortaya çıkan bu etkinlik, ilerleyen zamanda halkın da katılımıyla adeta bir bayram veya şenliğe dönüştü.
Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen ‘465. Erguvan Bayramı’, 24-25-26 ve 27 Nisan tarihleri arasında düzenlenen etkinliklerle kutlandı. Baharı müjdeleyen, bereket, huzur ve kardeşliğin sembolü olarak kabul edilen Erguvan Bayramı etkinlikleri bu sene de Emirsultan Meydanı’nda başladı ve çeşitli etkinliklerle devam etti. Osmanlı Sultanı Yıldırım Bayezid’in damadı Bursa erenlerinden Emir Sultan ‘ın her yıl erguvan açma mevsiminde Bursa’da, sevenleriyle buluşması nedeniyle 14. yüzyıldan itibaren düzenlenmeye başlanan Erguvan Bayramı, 19. yüzyıla kadar bir gelenek olarak sürdürülmüş. 1855 Bursa Depremi’nde kesintiye uğramış. O dönemde, Erguvan Bayramı süresince farklı şehirlerden Bursa’ya gelen kalabalık halk kitleleri nedeniyle şehrin ekonomik ve sosyal hayatında bir hareketlilik oluşur, dergâhta ve camide yaptıkları dualar, Bursalılarca bolluk, bereket, huzur ve sevinç sebebi sayılırmış.
Erguvan sergisi de var
Sultanahmet’te çok fazla erguvan ağacı yok ama her yıl bu zamanlarda açılan geleneksel bir sergi var. Türk ve İslâm Eserleri Müzesi’nde 7 Mayıs’a kadar devam edecek olan sergiye Sultanahmet’e yolunuz düşerse uğramayı ihmal etmeyin. Minyatür, tezhip, resim, çini ve fotoğraflarda erguvan teması işleniyor. Erguvan İstanbul Derneği’nin kurucularından ve geçen yıl vefat eden sanatçı Nusret Çolpan’ın erguvanlı minyatürlerine de sergide özel bir yer ayrılmış.
Fotoğraf makinesiz geziye çıkmayın!
Erguvan, sanıldığının aksine kokusuz bir çiçek
Haluk Dursun’un sayımına göre İstanbul’da (kesin rakam olmamakla birlikte) Avrupa yakasında 500′e yakın, Anadolu’da 700′ü aşkın olmak üzere 1.200 civarında erguvan ağacı var.
Erguvan gezisine çıkarken yanınızda fotoğraf makinesi bulundurmayı ihmal etmeyin.
Geziye çıkmadan evvel Haluk Dursun’un İstanbul’da Yaşama Sanatı ve Ramis Dara’nın “Erguvan Zamanı” kitaplarına göz atabilirsiniz. Hilmi Yavuz’un “Erguvan Sözler” isimli kitabı da şiirseverler için başka bir seçenek.
Çevre ve Orman Bakanlığı’nın fidanlıklarından erguvan fidesi alıp dikebilirsiniz.
Emirgan Korusu’ndaki Sarı Köşk’e yolunuzu düşürürseniz erguvan çiçekleriyle süslenmiş salatadan tadabilirsiniz.
Mimoza Ağacı
Bir akasya türü olan mimoza ağacı, hem görüntüsü hem de yazın sağladığı hoş esintiyle
kalplarimizde ayrı bir yere sahip. Avustralya, yeryüzünde 1100-1200 civarında türü bulunan mimozaların anavatanı olarak kabul ediliyor.
Dantelsi yaprakları griye çalar. Kış aylarında yaprakarını dökmez. Kış sonuna doğru açan çiçekleri, yazın da gölgesiyle en güzel süs ağaçlarındandır. Büyürken sizi üzmez. Boyu 20 yılda 15 metreye ulaşır. İlk yıllarında iyi bir bakım uygularsanız senede bir metreye yakın boy atar.
Ağaç çok dağınık bir büyüme gösterebilir. Bu nedenle her sene çiçeklendikten sonra sıkı bir budama yapmalısınız. Böylece, hem tohumlanmayı önlemiş olur hem de görüntüsünün daha da güzelleşmesini sağlarsınız. Mimoza çabuk yayılır. Kök yakınından toprak yüzeyinde çıkan yan dallarını, toprağı biraz kazarak, başlangıç bölgesinden kesin. Böylece ağacınız daha sağlıklı büyür.
Bol güneş alan, rüzgarlara karşı korunaklı bir balkonda da mimoza yetişir. Onu büyük bir saksıya yerleştirin. Budamayı ihmal etmeyin. Saksının yarısını orman toprağı, yarısını da bahçe toprağıyla doldurun. Düzenli biçimde, aşırıya kaçmadan suyunu verin. Biraz da ilgi gösterin bakın görün bahçedeki bir mimoza kadar güzel olacak.
Ilıman iklimde rahat yetişir. Don olaylarına karşı korunmalıdır. Nitelikli, geçirgen ve kireçsiz toprak sever. Güneşe bakan bir alana yerleştirilmelidir. İleride boyu uzadığında rahat edebileceği bir mekan seçin. Dikim işlemini soğuk bölgelerde ilkbahar, ılıman bölgelerde sonbahar-ilkbahar arası yapın . Birden fazla dikileceği zaman, aralarında 2.5-3 metre bırakın. Çiçeklenme sonrası dallarını kısaltarak budayın.
Antep Fıstığının Faydaları
Günde 10-12 adet yenilen iç antepfıstığı,vücudun günlük yağ ihtiyacını karşılayabilmektedir. 
* 100 g antepfıstığı vücudun günlük protein,vitamin B1 ve fosfor ihtiyacının %35”ini karşılayabilmektedir.
* Antepfıstığında kolestrol yoktur Kandaki kolesterol seviyesini düşürür. Kroner kalp hastalığının riskini azaltır.
* Antep fıstığı protein yönünden 2 kat,fosfor yönünden 4 kat sığır etinden daha üstündür
* Vitamin E,B ve C komplexince zengindir.
* Antepfıstığı şeker hastalığında (Diabete Mellitus)kullanılabilir
* 100 gr antepfıstığında 4.0 gr posa bulunur.Posa miktarı yönünden pirinç, patates ve buğday (0.3 gr) dan daha üstündür
* İnce bağırsakta glikoz emilimini azaltır ve kan şekerinin yükselmesini önler.
* Yapısındaki lipitlerin çoğunluğu monounsature yağ asiti içerdiğinden(35 g), kan şekerini yükseltme (Glisemik indx) yönünden buğdaydan daha az riske sahiptir
* Kalp İçin Antep fıstığı kalp sağlığını korumada önemli bir ilaç vazifesi görür
* Hastalıktan Sonra Antep fıstığı nekahet dönemlerinde de vücudumuzun dostudur. Bir terkip içinde veya tek başına tüketilen fıstık, nekahet dönemin rahat ve kısa sürmesini sağlar, bünyeyi dirençli hale getirir
* Akciğer için iyi bir iltihap temizleyicidir. Göğsü yumuşatır, ağrılarını hafifletir, öksürüğün geçmesine yardımcı olur.
Mabet Ağacı
Dünyanın en eski ağacıdır. Yaşayan fosil olarak bilinir. Yaprakları fil kulagini andırır. Ekvatordan kutuplara kadar dünyanın her tarafina yayılmıstır. Oldukça gösterişlidir.
Mabet ağacı Ginkgo biloba’ya yakın hiçbir tür yoktur. Darwin tarafından yaşayan fosil olarak adlandırılmıştır. Ginkgoaceae ailesinin kalan tek üyesidir. Yaprak döken bir ağaçtır. 30-40 metreye kadar boylanabilir. Fil kulağına benzeyen yapraklarıyla oldukça farklı bir görüntüye sahiptir. Sonbaharda altin sarisina dönüşür ve daha da ilgi çekici olur.
Çok fazla ilgiye ihtiyaç duymaz. Filiz halindeyken dallari gelişigüzel gelişir. Şekil vermek için budamasını ihmal etmeyin. Genç ağaçları özellikle sıcak ve kurak bölgelerde sık sık sulayın. Geçirgen toprağı sever. Derin ve kumlu topraklar da onun için idealdir. Kireçli ve kuru topraği da kaldırır. Doğrudan güneş gören alanlar onları mutlu eder. Gençken seyrek dallı olan ağaçlar, yaşlandıkça sarkan ve sık dallı bir tepe oluşturur. Yaşlı gövde ve dallardan aşağıya doğru hava kökleri salar, toprağa ulaşan uçları yeniden köklenir ve böylece toprakta yeni sürgünler meydana gelir.
Sıra Sizde
Üretmek için en kolay ve sağlıklı yöntem fide halinde satın almaktır. Dört mevsim bahçenize dikebilirsiniz. Biraz zahmetli olsa da tohumla çoğaltmanız da mümkün. Dişi ve erkek meyveleri ayrı ağaçlar üzerinde yer alır. Dişisi sonbaharda topraga döküldügünde hoş olmayan bir koku salgılar. Bu nedenle erkek ağaç dikmeniz daha doğru bir seçim olur. Diktiginiz ilk yillarda büyümesi yavaş olur. Daha sonra büyüme hızlanır. Dona dayanıklı bir ağaçtır.
Mabet ağacı, bahçenizde mutlaka olmalı. Şekliyle diğer tüm ağaçlardan kolaylıkla ayrılır. Her mevsim bambaşka bir renge bürünür. Büyük bahçeler için önerilir.
AMORPHOPHALLUS
Amorphophallus adındaki bu bitki en ilginç görünüme sahip bitkiler arasındadır. 3 insan boyuna
ulaşabilen bu bitkinin çiçeğinin tam ortasında çomak şeklinde bir uzantısı bulunmaktadır.
Bu bitkide ortaya çıkan bu yaratılış gerçeği aslında, incelediğimiz tüm varlıklarda kendini farklı şekillerde göstermektedir.
“O Allah ki, yaratandır, (en güzel bir biçimde) kusursuzca var edendir, ‘şekil ve suret’ verendir. En güzel isimler O’nundur. Göklerde ve yerde olanların tümü O’nu tesbih etmektedir. O, Aziz, Hakim’dir.” (Haşr Suresi, 24)
Günlük Bitkisinin Faydaları
Günlük bitkisinin faydaları : Nefes darlığını giderir, vücuda rahatlık verir, ve tütsü olarak kullanılır.
Tüğsüz Kivi Olduğunu Biliyormuydunuz?
tüğsüz kivi
Normal kividen farklıdır,üzüm salkımı şeklinde meyveleri normal kivinin yarısı kadardır, tüysüz ve normal kividen daha aromalı ve tatlıdır.
YETİŞTİRİLMESİ:
-35 Derceye dayanmasından dolayı diğer bir ismi sibirya kivisidir.Tek başına meyve tutar ikinci bir
eşe ihitiyacı yoktur.Ağaç diblerine ekildiğinde ağaç dallarına ve gövdesine sarılarak ilerler tel örgü kenarlarınada ekilebilir.Az güneşli yerleri sever.50 Litrelik saksılarda cam kenarı ve balkonlarda yetiştirebilir.
Hastalık: Kırmızı Örümcek
Çoğaltım Bahar Dönemi ve Çelik
Ekmek Ağacı Nedir?
17. yüzyılda Büyük Okyanus’un güneyindeki adalardan İngiltere’ye dönen araştırmacı gezginler, ağaçta yetişen ve kavuna benzeyen bir meyvenin bu adalarda ekmek yerine yendiğini anlatıyorlardı. Çiğ meyvelerinin tadı patatesi andıran bu ağaç o günden bu yana ekmekağacı (Artocarpus communis) adıyla bilinir. Ekmekağacının meyveleri bugün de o yöredeki adalarda yaşayan Yerliler’in temel yiyeceklerinden biridir. Ayrıca Yerliler ağacın iç kabuğundaki liflerden çok sağlam kumaşlar dokur, kerestesinden ev eşyası ve kano yapar, gövdesinden sızan özsudan elde ettikleri tutkalımsı maddeyle de tekne kaplamalarındaki çatlakları kalafatlarlar.
Boyu 20 metreye ulaşabilen ekmekağacı genellikle gövdenin yarısına kadar dallan-maksızın, dümdüz uzanır. Parlak yeşil renkli geniş yaprakları asma yaprağı gibi dilimlidir. Erkek çiçeklerin rengi ve biçimi muzu andırır; dişi çiçekler ise çınar ağacının meyveleri gibi top biçiminde ve tüylüdür. Bu dişi çiçekler döllendikten sonra, çapı bazen 30 santimetreyi bulan iri, kavunumsu meyvelere dönüşür. Ekmekağacı dutgiller familyasından olduğu için meyveleri de dutta olduğu gibi birer bileşik meyvedir.
Yılda iki ya da üç kez ürün veren ekmekağacının meyvelerinin dış kabuğu oldukça pütürlüdür. Hamken koyu yeşil renkte olan meyveler olgunlaşmaya başlarken kahverengiye, tam olgunlaştığında da sarıya döner, İyice olgunlaşmadan toplanan meyveler bütün olarak pişirilip sebze gibi de yenebilir; ama Yerliler ekmekağacının meyvelerini daha çok toprağa gömerek fırınlarlar. Bu yöntemde, toprağa bir çukur kazılıp içine ateşte kızdırılmış taşlar döşenir; taşların üzeri yapraklarla örtülüp meyveler yerleştirildikten sonra çukur kapatılır. Yarım saat içinde pişen meyveler haftalarca bozulmadan saklanabilir. Bol nişasta içerdiği için piştiği zaman tadı ekmeği andıran bu meyveler çok besleyicidir. Ayrıca çiğken dilimlenip güneşte kurutulduktan sonra öğütülür ve bu undan ekmek ya da muhallebi yapılır.
Batı Hint Adaları’na, Güney Amerika’ya ve Afrika’nın tropik bölgelerine kadar yayılan ekmekağacının meyveleri Avrupa’ya da gönderilmektedir.
Cennet Elması nın faydaları
A vitamini ve karbonhidrat bakımından çok zengindir. Kalp-damar sistemi hastalıklarının tedavisinde
şifalıdır. Bağışıklık sistemini kuvvetlendirmekte, sindirim sistemi hastalıklarına iyi gelmektedir. Aynı zamanda, günümüzde yaygın olarak görülen kanser hastalıklarından korunmada önemli bir yer tutmaktadır.
Cennet elması yenmeye devam edilirse ishali kesmekte, iştahı açmakta ,mideyi kuvvetlendirmekte, safranın hararetini gidermekte mide gastritini önlemekte,bağırsak iltihabını iyileştirmektedir. Cennet elmasının yaprakları kaynatılıp saç ve yüz yıkanırsa cilt ve saç güzelleşmektedir. Cennet elmasının yaprakları kaynatılarak elde edilecek su , temizlikte kullanılabilir.
Ayrıca bol miktarda, Protein, karbonhidratlar, selüloz, fosfor, kalsiyum, demir, sodyum, tanen, potasyum, mağnezyum, A, B1, B2, B3, C vitaminleri içermektedir.
*Peklik (kabızlık) giderici ve besleyici özelliklere sahiptir.
*İshal, iştahsızlık, gastrit, bağırsak iltihaplarının tedavisinde kullanılabilir.
* Kolesterolü ve yüksek tansiyonu düşürmeye yardımcı olur.



