Sağlık
Kabızlığa Karşı Taze Portakal Yaprağı Kürü
Taze portakal yaprağı kronik kabızlık şikayetlerine karşı mükemmel bir destekleyicidir.Bu sözler Prof.D.İbrahim Saraçoğluna ait.Taze portakal yaprağı bağırsakların perisaltik hareketlerini tetikler.Portakal yaprağının kurutulmuş olanı amaca uygun değildir.
Kabızlığa karşı önerilen teze portakal yaprağı kürü:
Yaklaşık 150 ml(1 su bardağı) suda 7-8 taze portakal yaprağını 10 dakika kısık ateşte kaynatınız.Kaynama süresi tamamlandıktan sonra ılınmasını bekleyiniz.Ilınınca kahvaltıdan 1 saat sonra içiniz.4 gün boyunca günde 1 kez içiniz ve kürü sonlandırınız.İhtiyaca göre devam edebilirsiniz.
Cilde İyi Gelen Bitkiler
cilde iyi gelen bitkiler
-Adaçayı: Hücre yenilenmesini ve cildin elastikiyetinin artmasını sağlar. Bu bitkiyle sivilcelerinizden de kurtulabilirsiniz.
-Atkuyruğu: Bitki, içerdiği bol miktarda silisik asit sayesinde, cilde yeni bir esneklik kazandırır. İrin toplayan sivilcelerin tedavisinde kullanılabilecek en etkili dezenfekte ilacıdır.
-Aynısafa çiçeği: Cildi temizler ve kendini yenilemesini destekler. İltihaplanmaları önler ve yaraların iyileşmesini çabuklaştırır. Aynısafa merhemi de yaraların iyileşmesinde önemli rol oynar.
-Sarı kantaron: Yatıştırıcıdır.Özellikle kuru ve çatlak cildi rahatlatır ve iyileşmeyi hızlandırır.
-Ceviz yaprağı: Yağlı ve temiz olmayan ciltlerde ve yağlı saçlarda kullanılabilir.
-Ebegümeci: Cildi düzgünleştirir ve kuru deriye kadife yumuşaklığı kazandırır.
-Gülyağı ve gülsuyu: Cilde canlılık kazandırır ve gerginleştirir.
-Ihlamur: Cilt dokusunu güçlendirir ve yeni hücre oluşumunu destekler. Kuru ve duyarlı ciltler için uygundur.
-Isırganotu: Cildin kan dolaşımını hızlandırır. Yağlı saçlara ve kepeğe karşı da kullanılabilir.
-Kekik: Dezenfekte gücü çok yüksektir. Özellikle sağlıksız ve iltihaplanmaya yatkın ciltler için önerilir.
-Lavanta: Sivilceli cildi temizler. Duyarlı ciltler için tonik sıvı oluşturur.
-Maydonoz: Kaynatılıp içildiğinde ve cilde bu suyla pansuman yapıldığında sivilcelere iyi geliyor.
-Oğulotu/Melisa: Limon kokulu bu bitki, sinir sisteminin yanı sıra cildi genel anlamda yatıştırır.
-Mayıs papatyası: Bu klasik güzellik bitkisi,iltihaplanmayı önleyici ve yatıştırıcı etkileriyle, özellikle problemli ve duyarlı ciltler için çok
Sivilceler İçin Bitkisel Maskeler
sivilce giderici ve cilt tazeleyici defneli güzellik kremi Hazırlanışı: Üç tutam defne yaprağı, bir tutam tarçın yaprağı toz haline getirildikten sonra bir bardak kayısı suyunda pişirilir. Bir adet çırpılmış yumurta sarısı ve yarım fincan süt karıştırılarak krem elde edilir. Faydaları: Yüzdeki sivilceleri gidermek ve tene tazelik sağlamak için yatmadan önce uygulanır. Defneli güzellik kremi şampuan olarak kullanıldığında, saç dökülmesini …
Ender Saraç Güzellik ve tazelik için maske Güzellik ve tazelik için maske Hazırlanışı: Besbase kabuğu, ezildikten sonra suda pişirilir ve sıkılır. İki tutam kıyılmış taze maydanoz, bir çorba kaşığı domates salçası, yarım fincan badem yağı ilave edilir. Hazırlanan bu karışıma bir miktar su eklenerek suyu çekilinceye kadar ateşte tutulur. İki kaşık kaymak ilave edilerek krem yapılır.
Ender Saraç Leke ve sivilce için buğday özü maskesi Leke ve sivilce için buğday özü maskesi Hazırlanışı: İki avuç buğday, iki bardak yağmur suyunda pişirilip ezilerek sıkılır. İki yumurta sarısı ve bir çorba kaşığı badem yağı ilave edilir. Hazırlanan karışım iyice çırpılır. Yumuşak bir fırça ile yüze sürülür. Faydaları: Kızıl lekelerin ve sivilcelerin giderilmesini sağlayan buğday özü maskesi; sabah …
kırışıklık giderici maskeler kırışıklık giderici maskeler Yüzdeki kırışıklıklar kolayca yok edilebilir. Bunun için aşağıda hazırlanışı ve uygulanmasını tarif ettiğimiz maskeler sayesinde sizde kırışıklıklarınıza veda edebilirsiniz. Size en uygun ve hazırlanması en basit gelen tarifleri uygulayabilirsiniz. Bilindiği gibi yüz yıllar içinde her türlü sıcak soğuk zıtlıklarını yaşayan, psikolojik faktörlerin olumsuz etkilerini en önce yansıtan bölgedir. Yüzünüze …
defne çayının faydaları Defne, kokusu ve faydalarıyla eşşiz bir bitki. Defne çayı da bitkisi kadar faydalı. Defne çayının dağıttığı şifalara örnek olarak, İştah açması, hazmı kolaylaştırması ve kan dolaşımını düzenlemesi, gösterilebilir. GEREKLİ MALZEMELER : * 3 tutam Defne yaprağı, * 2 tutam Tarçın, * Kavrulmuş kahve çekirdeği, * 1 tutam Hatmi çiçeği, * Bal * Su …
Meyan Kökü Ve Faydaları
Orjinal Adı: Glycyrrhiza glabra
Diğer Adları: Biyam, Boyam, Piyam, Tatlıkök
Bilgi :Baklagiller familyasındandır. Anayurdu Avrupa”nın güneyi olan, dayanıklı çokyıllık otsu bitkidir. Ülkemizde Ege, Akdeniz, Güneydoğu ve Doğu Anadolu bölgelerinde yaygın olarak, özellikle akarsu kıyılarında yetişir. 50-100 cm. kadar boylanabilir, ince uzun, koyu yeşil renkli yaprakçıklardan oluşan bileşik yaprakları; yaz mevsiminde bitkinin yaprak koltuklarında seyrek başaklar halinde açan mavimsi mor, bazen beyaz ya da sarımsı çiçekleri; 7-10 cm. uzunlukta yassı meyveleri vardır. Bitkinin konumuzu ilgilendiren rizomu, 0,5-2,5 cm. çapında ve 15-50 cm. uzunluktaki silindir biçimli kökgövdesidir. Kabukluyken esmer, soyulduğunda sarı renkli olan bu kök, önce tatlı iken sonra acımsılaşır. Meyan (ya da Meyankökü) bitkisi kumlu, derin ve humuslu topraklan, bol güneşli yerleri sever. Dökülen tohumlarıyla çoğalır ya da kökü bölünüp ekilerek çoğaltılır.
Meyanın rizom kökü, normal şekere göre elli kat daha tatlı olan glisirizin ile flavon, saponin ve kumarin adı verilen maddeleri; tadı acı uçucu yağlan, nişasta ve yapışkan bitki sıvısını içerir. Bu kökler ilaç ve bira endüstrilerinde, kolalı içitlerin yapımında kullanılır. Anadolu”da bu kökten şerbet yapılarak içilir. Üç yıllık köklerinden elde edilen meyan balı, koyu renkli toz, çubuk ya da dörtgen şeklindeki parçalar halinde satılır ve ilaç olarak kullanılır.
meyan kökü faydaları nelerdir? Meyan bitkisi M.Ö 2000 yıllarından itibaren kullanılmaktadır. Bugünde meyan kökü kullanımı ve meyan hakkında araştırmalar sürekli yapılmaktadır. Meyan güçlü bir besindir. İçindeki maddeler ayrı ayrı ilaç olabilecek niteliktedir. Meyan kökünün içinde tıbbi ilaçlarda kullanılan kumarin izoflavan gibi maddeler bulunmaktadır. Meyan kökünün tıbbi ilaçlarda kullanımı oldukça fazladır.
Ülser için meyan kökü: Mide bağırsak sorunlarında meyan çok iyi bir yardımcıdır. Ülser ve gastrit sorunları için kullanılmaktadır. Meyan kökünün içinde carbendoxolane gibi ülseri tedavi edici maddeler bulunmaktadır.
Ülser için 200-600 mg meyan kapsüllerinin 6 haftayı geçemeyecek şekilde kullanımı önerilmektedir.
Yapılan çalışmalarda meyanın mide ülserinin midede yayılmasını engellediği ve ülserin büyüklüğünü ciddi oranda azalttığı belirlenmiştir. Onikiparmak bağırsağı ülseri ile ilgili meyanla yapılan bir araştırmada da meyanın ülserle ilgili kullanılan kimyasal ilaçtan daha çabuk yarar sağladığı tespit edilmiştir.
Alman Sağlık Bakanlığının bitkisel preparatların hazırlanması ve ruhsatlandırılmasından sorumlu E Komisyonu meyan kökünün balgamlı öksürük, mide ülseri ve karın ağrılarına karşı kullanılabileceğinin belirtmiştir.
Bronşit için meyan kökü : Bronşite iyi gelen bitkiler arasında önemli yeri olan meyan gögsü yumuşatıcı ve balgam söktürücüdür. Bronşit ve ciğerdeki balgamı akışkan hale getirir.
soğuk algınlığı : Meyan kökü bitkisinin öksürük kesici etkisi vardır. Soğuk algınlığı içinde yararlanılabilir. Soguk algınlığı septomlarını iyileştirici etkisi bir diğer meyan kökü faydası olarak belirtilebilir.
Yangı giderici, kortizona benzer bir etkisi tespit edilmesine rağmen kortizonun göstermiş olduğu yan etkileri göstermemektedir.
Meyan kökünün Vücutta virüslere karşı etki gösteren interferon düzeyini artırdığına dair araştırmalar bulunmaktadır.
Meyan kökünün içeriğinde güçlü antioksidan özelliğiyle bilinen flavonoidler de yer alır.
Almanyada meyan kökü ile yapılan bir araştırma meyanın sars virüsünün çoğalmasını engelleyici etkide bulunduğunu göstermiştir.
Arterit ağrıları için yararlıdır.
Meyan kökü bitkisi menopozun semptomlarını tedavi etmek için kullanılabilir.
Spazm çözücü etkisi meyan kökünün yararları arasındadır
Meyan çayı kabızlık sorununa yardımcı olabilir
Yorgunluk gibi şikayetlerde kuvvet verici etkisinden dolayı tonik olarak kulanılabilir.
Sağlıklı olmak ve hastalıklardan korunmak isteyen herkes meyan kökünü kullanabilir.
Meyan Nasıl Kullanılır?
Meyan kökü çayı ve meyan kapsülleri şeklinde alınabilir. 100-520 miligramlık kapsülleri vardır.
Meyan çayı : Yarım kahve kaşığı kıyılmış meyan kökü üstüne bir fincan kaynar su döküldükten sonra 5 dakika demlenir ve süzülerek içilir.
Meyan balı : Meyan balı meyan köklerinin kaynar suyla karıştırılmasından sonra alçak basınçta yoğunlaştırılması yoluyla yapılır. Siyah renkte sert bir yapıdadır. Toz veya çubuk halde satılır.
Özelikle güney illerimizde meyan şerbeti kullanımı oldukça yaygındır.
Meyan kökü geleneksel Çin tıbbında da kullanılan bir bitkidir. Meyan ekstresi Avrupa ve Amerikada da eczanelerde satılmaktadır.
Meyan Kökünün Zararları Varmıdır?
Meyan kökünün faydaları meyan kökünün kullanımı nın bilinçli şekilde uygulanmasından geçiyor.
Sürekli ve yüksek miktarda alımından kaçınılmalıdır. Altı haftadan daha uzun bir süre yüksek miktarda alımı toksik etkiye neden olabilir. Kullandıktan sonra 3 hafta ara verilmesi tavsiye edilmektedir.
Günlük en yüksek doz -600 mg glisirizin- aşılmamalıdır!
Meyan kökü kullanımı potasyum kaybına yol açabileceği için potasyum içeren yiyecekler de alınmalıdır.
Yüksek tansiyona sebep olabilir. Tansiyon ilacı kullananlar aynı anda meyan kökü kullanmamalıdır.
Kalp hastalarının kullandığı ilaç olan Digoxin alanlar meyan otu kullanmamalıdır.
Vücutta sıvı birikmesine yol açabilir.
Böbrek rahatsızlığı bulunanlar kullanmamalıdır.
Genel anlamda da ifade edilecek olursa herhangi bir rahatsızlığı olan tedavi gören kişiler doktorunun haberi olmadan bitkisel ilaç kullanmamalıdır. Bazı durumlarda bitkisel ilaçlar diğer ilaçlarla etkileşebilir ve sağlık için daha olumsuz bir durum ortaya çıkabilir.
Bu etkilerinden yararlanmak üzere, meyankökü sonbaharın sonlarında toprak kazılarak çıkarılır. İyice temizlenerek açık havada kurutulur. Kabukları soyulur ve parçalanır. Bu parçalardan 1/2-1 tatlı kaşığı alınır, 1 bardak suya konularak kaynama noktasına kadar ısıtılır. Bu noktada ateş kısılıp 10-15 dakika daha ısıtma işlemi sürdürülür. Böylece elde edilen dekoksiyondan günde üç kez birer bardak içilir ya da piyasada çubuklar halinde satılan meyankökü ağızda emilerek aynı tıbbi etkilerinden yararlanılır veya meyan balı suda kolayca eritilerek içilir.
yazın terleme, düşük tansiyon, isteksizlik, halsizlik, yorgunluk çekenlere iyi geldiğini belirtiyor. Meyan kökü şerbeti aynı zamanda enerji verir, doping etkisi yapar.
Meyan kökünü kıyıyoruz. 1 tatlı kaşığı kadar kıydığımız meyan kökünün üzerine bir bardak soğuk su ilave ediyoruz. Bir saat bekledikten sonra tülbendin içine koyuyoruz. Suyunu elde etkem için iyice sıkıyoruz. Elde edilen suyumuzun içine 5-10 damla limon suyu sıkıyoruz. Üzerine 1-2 tane taze nane yaprağı ve 3-4 parça buz koyun.
Hurmanın Faydaları
Hurma; Palmiyegiller (Arecaceae) familyasından dekoratif yapraklı bir palmiye türüdür. Diğer palmiyeler gibi tropikal ve ılıman yerlerde yetişir. Kazık ve saçak kök yapısına sahiptir. Gövde grimsi kahverenginde pürüzlüdür. Genç iken pullar yeşil renkte olgunlaşınca zamanla açılır ve dökülür. Yaprakları yeşildir. Sık sık yaprak ucu sararmaları görülür. Çiçeği vardır ancak, iklim uygunsa ve dışarıda toprağa ekilirse çiçek açar.

Faydaları; Aslında amiyane tabirle yani deyim yerindeyse saymakla bitmez bizde kısaca değineceğiz, Orucun hurma ile açılması halinde, oruçtan dolayı insanın üzerinde oluşan halsizliği hurma birden giderir. Hurma aslında her öğünde yenilebilecek bir meyvedir. Mineraller açısından oldukça zengindir. İçeriğinde kalsiyum, potasyum, demir, B vitamini bulunmaktadır. Hurma bedeni ve zihni gelişmeyi sağlar. Kansere karşı koruyucu olduğu bilinir. Boğaz ağrısına keser. Bronşit, öksürük ve soğuk algınlığı şikâyetlerini giderir. Kemik hastalıklarında faydalıdır.’
İsrail’de yapılan bir araştırmada elma ile hurmanın yararları karşılaştırıldı. Hurmanın lif, mineral ve fenol açısından zengin olduğu, buna karşılık hurmada sodyum, potasyum, magnezyum, kalsiyum ve demir miktarlarının elmadakinden iki kat daha fazla bulunduğu, hurmanın düzenli yenmesi halinde kalp ve damar hastalıkları riskini azalttığı tespit edildi. Bu meyvelerin içindeki yararlı maddelerin daha çok kabuklarında bulunduğu kaydedildi.
Güneşin Zararları
Yazla birlikte her ne kadar güneşle dost olmaya çalışsak da artık güneş bizim eski tanıdığımız güneş olmadığını gösteriyor ve tüm kızgınlığıyla sağlığımıza zarar veriyor. Güneş eski bir dostumuz olarak mazide kalacak gibi görünüyor çünkü tehlike giderek büyüyor ve insanlığı tehdit ediyor. Küresel ısınma, ozon tabakasının delinmesi ve deliğin giderek büyümesi derken güneş de masum yüzünü yitirmeye başladı.
Eskiden saatlerce güneşin altında kalanlar artık dayanamamaktan yakınırken televizyonlar, gazeteler ve dergiler güneşin tehlikelerine karşı önlem almaktan bahsediyor. Peki, ne oluyor da güneş bu kadar tehlikeli oluyor? Aslında güneş dünyadaki tüm varlıklar için bir hayat kaynağı, aynı zamanda birçok hastalığın tedavisinde kullanılan anti bakteriyel etkisi ile de yaşımın vazgeçilmezleri arasında yer alıyor. Birçok faydası bulunan güneşin asıl değişimi ozon tabakasıyla birlikte olmaya başladı. Ozon tabakasının incelmesiyle birlikte, yeryüzüne ulaşan ultraviyole radyasyonu miktarında büyük bir artış oldu. Eskiden, yeryüzüne sadece A ve B ultraviyole radyasyonu ulaşırken artık C ultraviyole radyasyonu da ulaşmaya başladı. A ultraviyole radyasyonu cildin erken yaşlanması ve kırışmasına neden olurken, B ve C ultraviyole radyasyonları ise deri kanserleri riskini artırıyor.
Yaz aylarında güneşlenerek bronzlaşmak estetik açıdan güzel görünebilir fakat güneşin UV ışınlarına maruz kalmak sadece ağrılı güneş yanıklarına değil aynı zamanda cilt kanseri, derinin çabuk yaşlanması, katarakta bağlı körlük ve diğer göz sorunları gibi daha önemli sağlık sorunlarına da yol açabiliyor. Bu risk faktöründe deri tipi de çok önemli. Göz ve saç rengi açık olan açık ten tabir ettiğimiz insanlar koyu ten, göz ve saç rengine sahip olanlara göre daha fazla risk altında bulunuyor.
Güneşin zararları
Sıcaklığın artması ile birlikte havanın nem oranının artması vücutta ısı birikimine, bu da ısı artışına bağlı hastalıkların gelişmesine neden oluyor. Bu arada terle su ve tuz gibi bazı maddelerin kaybı ve bunların yerine koyulamaması hastalık tablosunu ağırlaştırıyor.
Güneşe ve ultraviyole ışınlarına bağlı cilt yanıkları da sık olarak görülüyor. Beyaz tenli ve cildi ince kişilerde, esmer ve kalın ciltli kişilere göre güneşin zararları daha fazla olur. Ciddi yanıklar için mutlaka bir sağlık yardımı alınmalıdır. Uzun süre güneş ışınına maruz kalmak, bir cilt kanseri türü olan melanomanın nedenlerinden biri. Melanoma ciltte başlayan bir kanser tipi ve yayılıp ilerlemişse ölüme neden olabiliyor. Melanoma güneş görmeyen bölgeler de dâhil olmak üzere cildin herhangi bir yerinde kendini gösterebiliyor. Bununla birlikte erkeklerde sırtta, kadınlarda ise bacaklarda daha yaygın görülür. Hastalık genellikle cilt yüzeyinde başlar ve cildin derinliklerine doğru büyür.
Sıcaklarda halsizlik, bitkinlik, baş dönmesi, bulantı, kusma, alın ve yüzde terleme, solunum sayısında artma gibi sorunlar ortaya çıkabiliyor. Sıcak çarpması, sıcak ve rutubetli ortamda uzun süre kalındığında ya da ağır iş veya spor yapıldığında oluşur. Fakat, sıcak bunalımı kadar çok sık görülmez. Belirtileri yüksek ateş, çarpıntı, sık ve yüzeysel solunum, ciltte sıcaklık, kuruluk ve kırmızılık, hastanın hareketlerinde azalma veya garip davranışlar, şiddetli baş ağrısı yakınması, bulantı, kusma ve tedavi edilmeyen hastalarda şuur kaybı şeklindedir. Nadir de olsa ölüm görülebilir.
Korunmak için neler yapılabilir?
” Sıcak havalarda özellikle hasta ve yaşlı kişiler sık sık ılık suyla duş yapmalıdırlar.
” Güneş ışınlarının etkisinin güçlü olduğu 10.30-15.30 saatleri arasında güneş ışınlarına maruz kalınmamalı.

” Özellikle yaşlılar ile kalp ve tansiyon hastaları, çocuklar, hamileler, aşırı kilolu kişiler, kanser hastaları ile kemoterapi görenler güneşe karşı daha dikkatli olmalılar. Bu kişiler çok fazla enerji harcamamalı, kapalı ve havasız yerlerde de uzun süre kalmamalılar.
” Gölgede de otursanız kum ve denizden ultraviyole ışıkları yayılabilir. Bu nedenle şapka takmalı, pamuklu beyaz veya açık renkli, ince ve hafif giysiler giyilmeli, gözlerin korunması için güneş gözlüğü takılmalıdır. İnce, pamuklu kumaşlar, tişörtler ve suni ipekten yapılmış ürünler ışığı daha fazla geçirir. Bu giysiler giyilmeden önce güneş koruyucu krem sürmekte yarar vardır. Vücudunuzu mümkün olduğu kadar çok örtebilen bol ve açık renkli, uzun kollu tişört, pantolon ve elbiseleri tercih edin. Güneş ışınlarının yüzde 99-100′ünü engelleyebilen ultraviyole koruyuculu güneş gözlüklerini kullanın. Çünkü bu tür güneş gözlükleri katarak ve gözde hasara neden olan zararlı ışınları azaltır.
” Yaz aylarında bol su içilmeli, bol sebze ve meyve tüketilmelidir. Alkollü ve asitli içeceklerden uzak durmanızda yarar vardır.
” Güneş kreminizi seçerken UVA ve UVB’ye karşı korumalı olmasına dikkat etmelisiniz. Güneşe çıkmadan 20 dakika önce sürmeli ve 2-3 saatte bir sürme işlemi tekrarlanmalıdır.
Bunları biliyor musunuz?
” Güneşin zararları açısından en fazla riski, beyaz tenliler, kızıllar ve hiç bronzlaşamayan ya da güneşe çıktıkça deri yanıklarıyla sonuçlanan cilt tipleri taşıyor. Cildin rengi koyulaştıkça yanma riski de o oranda azalıyor. Fakat ozon tabakasının delinmesiyle birlikte esmer tenlilerde de güneş yanığı görülebiliyor.
” Koyu renkler, ültraviyole ışınlarını yansıttığı için güneşin etkilerini azaltıyor. Ama buna karşılık sıcağı emiyor. Bu yüzden de serin yerlerde çalışan kişiler, koyu renkli giysileri tercih ederek güneşe karşı daha fazla koruma sağlayabilir. ” UV filtresiz güneş gözlükleri, göz bebeklerinin genişleyerek daha fazla zararlı güneş ışığını geçirmelerine yol açmaları nedeniyle zararlıdır.
” Bulutların kızılötesi ışınları emer fakat UV ışınlarını emmezler.
” Güneş ışınları suyun 90 cm derinine kadar rahatça girebiliyor.
” Beyaz bir tişört dokuma sıklığına bağlı olarak 4-8 koruma faktörlü bir ürün kadar koruma sağlayabiliyor.
” Suya dayanıklı ürünler suda 40 dakika, su geçirmez ürünler ise 80 dakika dayanabilir. Bu sürenin sonunda korumalarını yitiriyorlar.
Dondurmanın Faydaları
Uzmanlar, sağlıklı koşullarda üretilen ve korunan dondurmaların kesinlikle bir zararı olmadığını, aksine insan sağlığına sayısız yararı olduğunu belirtiyor
Dondurma ve yararlarının toplumda gerçek anlamda bilinmediği belirtildi.
Dondurma, içerdiği besin öğeleri, hijyen kurallarına uygunluğu, soğuk zincirini tüketiciye kadar koruduğu ve sağlıklı ambalajlarda sunulduğu zaman, içerdiği besin öğeleri ve değerleriyle büyük küçük herkesin tüketebileceği bir besindir. 100 gram dondurma, 100 gram sütten enerji, besin öğeleri, vitamin ve mineraller açısından daha zengindir.
Yapısında protein, karbonhidrat ve yağın yanı sıra A, C, D, E ve B grubu vitaminlerle kalsiyum, fosfor, magnezyum, sodyum, potasyum, çinko ve demir gibi mineralleri içerir. Halkımız, dondurmayı ve yararlarını gerçek anlamda bilmiyor. Dondurma, çocuklara yönelik bir gıda olarak algılanmakta ve bir yaz tatlısı olarak sınırlanmaktadır. Ya da kilo aldırır diye uzak durulmaktadır. Oysa, çikolata, kadayıf, tahin helva ve hamur tatlıları, aynı miktar dondurmadan 3-4 kat daha çok enerji verir.
Dondurma hastalık yapmaz
Üretim esnasında gıda maddeleri tüzüğüne uymayıp sentetik boyaların kullanılması, üretim sonrası dağıtım ve soğuk zincire uymama gibi büyük riskler sonucu; dondurma sağlığı bozabilir.
Dondurma hastalık yapmaz, hastalık taşıyan dondurma bunu bulaştırır demek daha uygun olur.Süt ürünleri çabuk bozulan ve yararlarını hızla yitiren gıdalar olduğundan, sağlık koşullarına uygun ortamda üretilen, gerekli şekilde korunan ve sağlıklı ambalajlarda satışa sunulan dondurmalar tüketilmelidir.
Dondurmanın süt sevmeyen kişilere ve çocuklara sütün tüm yararlarını sağladığı için aşırıya kaçmaksızın rahatlıkla önerilebilir, ancak dondurma yedikten sonra ağzın iyice çalkalanması ve özellikle çocuklarda günde iki kez dişlerin fırçalanması gereklidir.
Sağlıklı Beslenerek Genç Kalmak Elimizde
Ahmet Maranki : Sağlıklı beslenerek yıllara fark atabilir ve olduğunuzdan çok daha genç gösterebilirsiniz.
Vücudunuz 60′ınızda aklınıza geldiğinde herşey için çok geç olmuş olabilir. Oysa sağlıklı beslenerek olduğunuzdan 20 yaş daha genç gösterebilirsiniz.
Yaşlılık ile beslenme arasında gerçekten bir bağlantı vardır. Uygun ve yeterli bir beslenme tarzı ile yaşlanmanın etkileri engellenebilir, yavaşlatılabilir veya ortadan kaldırılabilir. Beslenme sadece kaliteli yaşlanma değil, kronik hastalıkların da nedeni ya da tedavisi olabilir. Örneğin yapılan son araştırmalar gösteriyor ki kanserlerin oluşmasında yanlış beslenmenin etkisi yüzde 30 gibi çok yüksek oranda. Bugün artık biliyoruz ki doğru ve bilinçli beslenme, hareketli yaşam ile birleştiğinde kilo kontrolü için en doğru yol.
Akdeniz tarzı beslenme zamana meydan okuyor
Gün içerisinde ortalama 25-30 gram posa alınmalı. Bunun için de günlük 5-9 porsiyon şeklinde sebze ve meyve tüketilmeli. Ekmek, makarna, pirinç gibi tahılların esmer olanları tercih edilmeli. Her gün 1 avuç kadar kavrulmamış fındık, ceviz ve badem gibi kuruyemişlerden yenilmeli. Haftada en az 2 kez kurufasulye, nohut, mercimek gibi bakliyat çeşitleri yenilmeli. Protein kaynağı olarak kırmızı et yerine balık tercih edilmeli. Balık çeşitlerinden omega-3 miktarı daha yüksek olan somon, uskumru, ton, sardalya gibi yağlı balıkların tüketimine dikkat edilmeli. Bunlara ek olarak günlük ihtiyacı olan sıvı tüketimi ihmal edilmemeli. Yemeklerin hazırlanmasında zeytinyağ, fındık yağı gibi bitkisel sıvı yağlar kullanılmalı. Bunların da miktarlarında aşırıya kaçılmamalı.
Antiaging diyetin genel rehberi kalori kısıtlaması yapmak ve doymuş yağ alımını azaltmak, tuz ve şeker alımını kısıtlamakla birlikte rafine edilmemiş tahılların, yağlı balıkların ve taze sebze ve meyvelerin tüketimini arttırmaktır.
AVOKADO
Genellikle bir sebze gibi tüketilen bu meyve vücutta kötü kolesterol seviyelerinin azaltılmasına yardımcı olabilen faydalı tekli doymamış yağ asitlerinin iyi kaynağıdır. E vitamini deposu olarak avokado, cildin yaşlanmasını önler ve sağlıklı bir cilt yapısının oluşturulmasını sağlar. E vitamini aynı zamanda menapozal sıcak basmalarının da azaltılmasına yardımcı olur. Içeriğindeki potasyum ile ödem ve yüksek kan basıncını önler.
ORMAN MEYVELERİ
Böğürtlen, ahududu, siyah üzüm, yaban mersini gibi koyu renkli meyveler serbest radikaller ve yaşlanma ile oluşan hasarlara karşı vücudun korunmasına yardımcı olan güçlü antioksidanlardan flavonoidler olarak bilinen fitokimyasalları içerir.
LAHANAGİLLER
Lahanagiller ailesi lahana, brüksel lahanası, karnabahar, brokoli, karalahana, brüksel lahanası, turpdan oluşmaktadır. Bu sebzeler toksin ve kansere karşı vücudun savaşmasını karşı koymasını destekler. Bu sebzelerden günde en azından 100 gram kadar tüketilmelidir. Mümkünse çiğ veya az pişirilmiş olarak yenilmeli böylece önemli enzimleri bozulmadan kalır.
SARIMSAK
Günde 1 diş çiğ sarımsak yemek, vücudu kanser ve kalp hastalıklarına karşı korunmaya yardımcı olabilir. Sarımsağın kardiyo koruyucu etkisi tescillenmiş olmakla birlikte yapılan bazı çalışmalarda kolesterol seviyelerini azalttığı ve aspirinden daha etkili bir şekilde kanı sulandırdığı saptanmış. Farklı çalışmalarda da her gün düzenli sarımsak yiyen kişilerin kansere yakalanma riski yemeyenlere göre yüzde 50 daha az bulunmuş.
ZERDEÇAL
Zerdaçalın son zamanlarda yapılan çalışmalarda anti-inflamatuar ve antioksidan etkisi ile vücudun toksinlerle ve serbest radikallerle savaşmada önemli rolü olduğuna dair kanıtlanmış. Zerdaçalın karabiber ve zeytinyağ ile birlikte kullanılması emilimini arttırır. Salatalara 1 tatlı kaşığı kadar böyle bir karışım ile zenginleştirilebilir.
KURUYEMİŞLER
Özellikle ceviz başta olmak üzere fındık, badem, yer fıstığı, şam fıstığı gibi birçok kuruyemiş çeşidi minerallerin iyi kaynağını oluşturmaktadır. Yüksek kalorisine rağmen bunlar potasyum, magnezyum, demir, çinko, bakır ve selenyumdan zengindir. Aynı zamanda kuruyemişlerin beslenmede yer alması sindirim ve immün sistemin fonksiyonlarını arttırabilir. Bunun yanısıra kolesterol seviyelerinin de kontrol edilmesine yardımcı olur. Küflenmiş yağlı tohumlardan sakınılmalıdır.
TAHILLI GIDALAR
Tahıllar yani kompleks karbonhidratlar beslenmenin önemli bir kısmını oluşturmalıdırlar. Kepekli makarna, kepekli pirinç ve bulgur iyi bir kompleks karbonhidrattır. Posa içeriği yüksektir. Normal makarna ve pirince göre iki kat daha fazla B vitaminlerini içerirler. Bulgurun aynı zamanda protein içeriği zengindir. Şekerli ve işlenmiş gıdalar gibi basit karbonhidratlar ne kadar zararlıysa, tahıllar gibi komleks karbonhidratlar o derece yararlıdır.
Hangi besinlerden uzak durmalı?
- Yağda kızartılmış ve kavrulmuş yiyecekler fazla kalorilidir.
- Rafine edilmiş besinler (beyaz ekmek, beyaz un, beyaz pirinç gibi) glisemik indeksi yüksek olduğundan insülin direnci oluşturabilir, kilo alınmasına neden olabilir.
- Poğaça, börek, kek, kurabiye gibi fırıncılık ürünleri çokluk beyaz un, şeker ve yağ karışımları nedeniyle özellikle yaş ilerledikçe tolere edilmesi zorlaşır.
- Şekerli içecekler içeriğindeki fazla miktarda şekerden dolayı genel sağlığa negatif etkide bulunur.
Katkı maddesi içerikli, işlenmiş yiyecekler (sosis, salam, sucuk, tütsülenmiş besinler) vücuttaki antioksidan kapasitesini azaltır.
Yaşlanmayı geciktirmek için başka neler yapılmalı?
Yaşlanmayı geciktirmek için yapılması gereken en önemli maddeler şunlardır:
1) Yıllık sağlık kontrolleri yani check-up yapılması.
2) Dengeli, bilinçli ve sağlıklı beslenmek, kilo kontrolü.
3) Hareketli yaşam ve düzenli egzersiz yapılması.
4) Pozitif yaşam ve stres yönetimi.
Bunların hepsi sağlığımıza eşit değerde katkı yapmaktadır. Bir tanesinin eksikliği diğerlerinin yararını çok azaltmaktadır. Bu nedenle hepsinin birlikte uygulanması bize sağlıklı ve uzun yılların kapısını açmaktadır. Ahmet Maranki
Dut ve Faydaları
Dut, kronik ishali ve bağırsak ülserlerini giderir. Özellikle kuru dutun bu etkisi vardır. İdrar söktürür. Yaprakları saf suyla kaynatılıp kullanılırsa, saç ve kılları gürleştirir. Ağız ve boğaz şişlerini giderir, bebeklerin ağızlarındaki yara ve pamukçuğa iyi gelir.
Dutun iki cinsi vardır. Bunlardan birisi tatlı ve kırmızıdır. Bu nevi, incir gibi temizleyicidir. Fakat besleyici değeri incirden daha azdır.
Dut yaprakları, asma ve kar incir yaprakları, saf suyla kaynatılıp kullanılırsa, saç ve kılları gürleştirir.
Ekşi dut, kötü yaraları kurutmakta yararlıdır; suyu (öz suyu) da aynı etkiyi yapar.
Ekşi dut kurusu, ağızdaki sulu yaralara faydalıdır ve onun pişmiş kökü, dişleri gevşetir; eğer ekşi dut yapraklarının suyu ile gargara yapılırsa, dil yaralarına iyi gelir.
Dut öz suyu, çok fazla büzücü etki gösterir. Özellikle bakır kapta kaynatılan öz suyu, maddelerin dokulara nüfuzunu engeller. Ham dutun bu etkisi daha fazladır.
Ekşi dut, ağız ve boğaz şişlerini giderir ve yaprakları, bademciklere ve yeni doğan çocukların ağızlarındaki yara ve pamukçuğa (asphyxia) iyi gelir.
Bütün dut çeşitlerinin yemekten önce ve mide salgısının yoğun olmadığı zaman yenmesi uygundur.
Ekşi dut, tuzlanarak kurutulursa, bağırsaklarda şiddetli kabız etki gösterir ve dizanteriye çok iyi gelir. Dutun sızıntı sıvılarında boşaltıcı etki, ağaç kabuklarında ise, hem temizleyici, hem de boşaltıcı etkisi vardır.
Karpuzun Faydaları Nelerdir?
Karpuzun faydaları…
Yaz sıcağında en lezzetli serinleme yollarından biri olan karpuzun; kanser türlerine karşı etkisinin yanısıra kalp fonksiyonlarının ve kan basıncının düzenlenmesine de yardımcı olduğu bildirildi.
Karpuzun, bol miktarda C vitamini ve antioksidan özelliği ile çeşitli kanser türlerine karşı etkili olan Beta karoten içerdiğini belirten uzmanlar, içerdiği yüksek potasyumun da kalp fonksiyonlarının ve kan basıncının düzenlenmesine yardımcı olduğunu vurguladı.
Uzmanlar, aynı zamanda iyi bir lif kaynağı olduğundan bağırsak hareketlerini düzenleyen ve bağırsak kanserini önlemede rol oynayan karpuzun çekirdeklerinin de, içinde bulunan Cucurbocitrin adlı madde ile kan basıncını düşürmeye ve böbrek fonksiyonlarının düzenlenmesine yardımcı olduğunu kaydetti.
Karpuz nasıl seçilmeli?
Uzmanlar, yağ ve kolestrol içermediğinden ve kalorisi de düşük olduğundan yaz aylarında yapılan diyetlerde özel bir yeri bulunan karpuzun tüketilmesi için olgunlaşmış olmasına özen gösterilmesi gerektiğini bildirdi.
Tatlı ve sulu, olgun bir karpuz seçmek için kabuğunun renginin parlak değil, mat olmasına ve tırnağınızla hafifçe kazıdığınızda yeşil kısmının kolayca çıkmasına, toprağa oturan kısmının renginin açık sarı olmasına, beyaz veya yeşil olmamasına dikkat edilmesi gerektiğini ifade eden uzmanlar, eğer kesmece karpuz alacaksanız içinin renginin parlak kırmızı, çekirdeklerinin de koyu kahverengi veya siyah renkte olmasına dikkat edilmesini istedi.
Japonların son çılgınlığı “küp karpuz”. Plastik kabın içerisinde zorla şekillendirilen bu komik şekilli meyvenin tadının pek hoş olmadığı söyleniyor.fiyatıda 60 lira civarındaymış.






