çocuklar için
İslama Göre Çocuk Eğitimi
Çocuk, ana baba elinde bir emanettir Çocukların temiz kalbleri kıymetli bir cevher olup, mum gibi, her şekli alabilir Küçük iken, hiçbir şekle girmemiştir Temiz bir toprak gibidir Temiz toprağa hangi tohum ekilirse, onun mahsulü alınır Bunun gibi çocuk da neye meylettirilirse, oraya yönelir Eğer hayrı adet eder, öğrenirse hayır üzerine büyür Çocuklara iman, Kur’an ve Allahü teâlânın emirleri öğretilir ve yapmaya alıştırılırsa, din ve dünya saadetine ererler Bu saadete ana-baba ve hocaları da ortak olur, Eğer bunlar öğretilmez ve alıştırılmaz ise, bedbaht olurlar Yapacakları her fenalığın günahı, ana-baba ve hocalarına da verilir Her müslüman, emri altında bulunanlardan mesuldür Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Hepiniz, bir sürünün çobanı gibisiniz Çoban sürüsünü koruduğu gibi, siz de evinizde ve emriniz altında olanları Cehennemden korumalısınız! Onlara müslümanlığı öğretmezseniz, mesul olursunuz) [Müslim]
Çocuklarına Kur’an-ı kerim öğretenlere veya Kur’an-ı kerim hocasına gönderenlere, öğretilen Kur’anın her harfi için, on kere Kâbe-i muazzama ziyareti sevabı verilir ve kıyamette, başına devlet tacı konur Bütün insanlar görüp imrenir
(Çok müslüman evladı, babaları yüzünden Veyl ismindeki Cehenneme gidecektir Çünkü bunların babaları, yalnız para kazanmak ve keyf sürmek hırsına düşüp ve yalnız dünya işleri arkasında koşup, evladlarına müslümanlığı ve Kur’an-ı kerimi öğretmediler Ben böyle babalardan uzağım Onlar da benden uzaktır Çocuklarına dinlerini öğretmiyenler Cehenneme gidecektir)
Çocuğa günah işlettirmek
Kendinin yapması haram olan şeyi çocuğa yaptıran kimse, haram işlemiş olur Çocuklarına içki içiren, kumara alıştıran, müstehcen neşriyatı okumasına sebep olan, yalancılık, hırsızlık gibi kötü huylara alıştıran, kıbleye karşı ayak uzatmasına sebep olan kimse, günah işlemiş olur
Dinimizin temeli, imanı, farzları ve haramları öğrenmek ve öğretmektir Allahü teâlâ, Peygamberleri bunun için göndermiştir Gençlere bunlar öğretilmediği zaman, İslâmiyet yıkılır, yok olur Allahü teâlâ, müslümanlara (Emr-i maruf) yapmayı emrediyor Yani, benim emirlerimi, bildiriniz, öğretiniz buyuruyor (Nehy-i münker) yapmayı da emrederek, yasak ettiğini bildirdiği haramların yapılmasına razı olmamamızı istiyor Kur’an-ı kerimde buyuruluyor ki:
(Kendinizi ve aile efradınızı Cehennem ateşinden koruyun!) [Tahrim 6]
Kur’an-ı kerimde, nefslerimizi ve aile efradımızı, yakıtı insan ve taş olan Cehennem ateşinden korumamız emredilmektedir Elli-yüz senelik kısa bir hayat için evladımızı dünya felaketlerinden korumaya çalıştığımız gibi, ebedi felakete düçar olmaması için ahıretini de korumamız gerekir Bir babanın, evladını Cehennem ateşinden koruması, dünya ateşinden korumasından daha mühimdir Cehennem ateşinden korumak da, imanı ve farzları ve haramları öğretmekle ve ibâdete alıştırmakla ve kötü arkadaşlardan ve zararlı neşriyattan korumakla olur Bütün fenalıkların başı, kötü arkadaştır Kötü arkadaşları, onun, küstah, yalancı, hırsız, saygısız ve korkusuz olmasına sebep olabilir Senelerce de bu kötü huylardan kurtulamaz
İyi hareketi övülmelidir
Ne zaman çocukta iyi bir hareket görülürse, onu takdir etmeli, mükâfatlandırmalıdır! İnsanların yanında bazan onu övmelidir (Amcası benim çocuğum böyle yaptı) diyerek iyiye teşvik etmelidir Bir kabahat işler veya kötü bir söz söylerse birkaç defa görmezlikten gelmeli, (onu yapma) dememeli, azarlamamalıdır Sık sık azarlanan çocuk, cesaretlenir, gizli yaptıklarını açıktan yapmaya başlar Yaptığı kötü işlerin zararı, kendisine tatlı dil ile anlatılmalı, ikaz edilmelidir! Yapılan iş, dine aykırı ise işin zararı, fenalığı ve neticesi anlatılarak, o kötü işe mani olmalıdır Baba, baba olduğunu, büyük olduğunu hissettirmelidir! Anne, çocuğu babası ile korkutmalıdır!
Her gün bir müddet oynamasına izin vermelidir ki, çocuk sıkılmasın Sıkılmak ve üzülmekten kötü huy hasıl olur ve kalbi körleşir Hiç kimseden para istemesine müsaade etmemeli, fazla konuşmamasını, büyüklere saygıyı öğretmelidir İyi insanların güzel hallerini anlatıp, onlar gibi olmaya, kötü insanların kötülüklerini anlatıp, onlar gibi olmamaya dikkat etmesi öğretilmelidir
Çocuğa her istediğini almak ve lüks içinde yaşatmak uygun değildir Büyüyünce de her istediğini ele geçirmeye çalışır; fakat bunda muvaffak olamayınca sukutu hayâle uğrar, isyankar olur Kendimiz helal yediğimiz gibi çocuklarımıza da helal yedirmeliyiz Haramla beslenen çocuğun bedeni, necasetle yoğrulmuş çamur gibi olur Böyle çocuklar da pisliğe, kötülüğe meylederler
Çocuğa, israf etmemesini, kanaatkar olmasını öğretmelidir, Bazan da yavan ekmek yemeğe alıştırmalıdır Çocuğun kötü yerlere gitmesine mani olmalıdır Çocuk kötülerin yanında ahlâksız, yalancı, hırsız ve hayâsız olur
Baba, ne devamlı asık suratlı durmalı, ne de çocukla fazla yüz göz olmalı, konuşmasının heybetini korumalıdır Çocuğa babasının malı ile, rütbesi ile övünmemesi tenbih edilmelidir! Tevazu sahibi ve kibar olması öğretilmelidir! Başkalarından birşey almanın zillet olduğu, veren elin alan elden üstünlüğü bildirilmelidir! Cimriliğin çirkinliği öğretilmelidir! Başkalarının yanında edebli oturması, ayak ayak üstüne atmaması, laubali hareketlerden uzak durması telkin edilmelidir!
Fazla konuşmaktan çocuğu men etmelidir! Fazla konuşmanın hayâsızlığa yol açtığı, çenesi düşüklüğün kötülüğü belirtilmelidir! Çocuk nasıl olsa konuşmasını öğrenecektir Maksat, ona icab edince susmasını ve büyüklerin sözünü dinlemesini öğretmektir,
Doğru da olsa, çokça yemin etmesine izin vermemelidir! Vara yoğa yemin, kötü bir alışkanlıktır Büyüklere hürmetin, yerini onlara vermenin ve herkesle iyi geçinmenin önemi anlatılmalıdır
Küçükken namaz kılmalı
Çocuğu daha küçükken namaza alıştırmalıdır Büyüyünce namaz kılması zor gelebilir Başkasının malını çalmayı, haram yemeyi, yalan söylemeyi gözünde çirkin gösterecek şekilde anlatmalıdır! Böyle yetiştirip büluğa erince, bu edeblerin sırlarını, inceliklerini ona söylemelidir Her işi adet olarak yapmaması, niyetle, şuurla yapmasının lüzumu anlatılmalıdır Mesela, yemekten maksat, kulun Rabbine ibâdet etmesi, insanlara, vatanına, milletine faydalı hizmetlerde bulunması, insanların saadeti için çalışması olduğu öğretilmelidir Dünyadan maksadın, ahıret için azık toplamak olduğu, zira dünyanın kimseye kalmadığı, ölümün çabuk ve ansızın gelebileceği anlatılmalı, (ne mutlu o kimseye ki, dünyada iken ahıret azığı elde eder, Cennete ve Allahü teâlâya kavuşur) demelidir Küçük yaşında böyle terbiye edilirse, taş üzerine yazılan yazı gibi olur ve kolay kolay silinmez Peygamber Efendimiz buyurdu ki:
(Bütün çocuklar, müslümanlığa elverişli olarak dünyaya gelir Daha sonra bunları, ana-babaları hıristiyan, yahudi ve dinsiz yapar) [Taberânî]
Hadis-i şerifte müslümanlığın yerleştirilmesinde ve yok edilmesinde en mühim işin, çocuklukta ve gençlikte olduğu bildirilmektedir O hâlde, her müslümanın birinci vazifesi, evladına İslâmiyeti ve Kur’an-ı kerimi öğretmektir Evlad nimetinin kıymeti bilinmezse, elden gider Bunun için (Pedagogie), yani çocuk terbiyesi, dinimizde çok kıymetli bir ilimdir
İslâm dinine karşı olanlar, bu mühim noktayı anladıkları içindir ki, (Gençliğin ele alınması birinci hedefimizdir Çocukları dinsiz olarak yetiştirmeliyiz) diyorlar İslâmiyeti yok etmek ve Allahü teâlânın emirlerinin öğretilmesini ve yaptırılmasını engellemek için, (Gençlerin kafalarını yormamalıdır Din bilgilerini büyüyünce kendileri öğrenirler) diyorlar
Bugün, bütün hıristiyan ülkelerinde, bir çocuk dünyaya gelince, buna bozuk dinlerinin icablarını yapıyorlar Her yaştaki insanlara, hıristiyanlığı titizlikle aşılıyorlar Müslümanların imanlarını, dinlerini çalmak ve yok etmek ve onları da, hıristiyan yapmak için, İslâm ülkelerine paket paket kitap, broşür ve kaset gönderiyorlar O hâlde, müslümanlar din cahillerinin hilelerine, yalanlarına aldanmamalı, çocuklarımıza sahip olmalıyız Onlara sahip olmak da, dinimizin emirlerine uygun olarak yetiştirmekle olur Ahlâkı değiştirmek mümkün olduğu için Peygamber efendimiz, (Ahlâkınızı güzelleştirin) buyurmuştur Zaten din, güzel ahlâk demektir Şu hâlde dinin emrine uyup yasak ettiğinden kaçan, huyunu değiştirip güzel ahlâklı olur Güzel ahlâklı olan da iki cihanda rahat olur
Çocuğu dövmemelidir!
En vahşi hayvan bile terbiye ile ehlileştiriliyor Hiçbir zaman elma çekirdeğinden portakal olmaz Fakat elma fidanını büyüterek, lüzumlu aşı ve kültürel tedbirlerle kaliteli elma veren bir ağaç olarak yetiştirmek mümkündür Bunun gibi insan tabiatında bulunan bazı arzular yok edilemez, fakat terbiye edilebilir Terbiyede dayak atılmaz
1- Çocuğu dövmek ahlâkının bozulmasına, hırçınlaşmasına sebep olur
2- Dayakla büyüyen çocuk esnek olmaz, katı olur
3- Dövülmek, çocukta ana-babaya karşı kızgınlığa yol açar Çocuk kendi yaptığının kötü bir şey olduğunu düşünmez, kendini suçlu görmez, kendini döveni suçlar
4- Dövülen çocuk, kızdığı zaman, o da şiddete baş vurur, bir başkasını döver Böylece dayak vicdanlı olmaya değil, saldırganlığa sebep olur
5- Sözden anlayacak yaştaki çocuğa dayak atılmaz Sözden anlamayan çocuğuna hafifçe vurmak yeter Başa, yüze tokat atmak, sopa ile dövmek çok zararlıdır Bu ancak işkenceciye yaraşır
Bir şeyi, zıttı kırar Kötü huyları, iyi huylar yok eder Bu bakımdan kendini zorla da olsa, iyi işler yapmaya alıştırmalı, onları adet haline getirmelidir! Çocuk, ahlâkı iyi olan insanlarla arkadaşlık ettirilirse, güzel huylar kendiliğinden onun tabiatı olur Çocuklar böyle yetiştirilirse, dünya ve ahıret saadeti elde edilir
Çocuk Eğitimi Ve Gelişmesi
Toplumumuzda çocuk eğitimi ve gelişmesi konusunda yapılan en önemli yanlışlardan biri de aşırı koruyucu ana baba tutumudur. Sayın Prof Üstün Dökmen hocamız bu konuya bakın nasıl dikkat çekiyor.
Siz hiç yürümeye yeni başlamış çocukların, bir basamağa ya da bir koltuğa nasıl tırmandıklarını gözlediniz mi? Uğraşa debelene bir kaç dakikalık bir gayret sonucu, yerden 15-20 cm yukarıya çıkarlar. Çıkar çıkmaz da söyle bir dikilip, muzaffer bir komutan edasıyla etraflarına bakarlar. Büyük iş başarmışlardır çünkü. Simdi size sormak istiyorum: On dört aylık bir çocuğun, kan ter içinde bir koltuğa tırmanmaya çalıştığını görürseniz, ne yaparsınız? Büyük bir ihtimalle, çocuğu sevgiyle kaldırıp koltuğun üzerine koyarsınız. (Böyle davranan çok konu komşu gördüm; ben de böyle yaparım, en azından içimden kaldırıp koymak gelir.) Az sayıdaki vatandaşımızın ve daha büyük oranda batılının ise bir yerlere tırmanmaya çalışan çocuklarına karışmadıklarını ve karışılmasından hoşlanmadıklarını gözledim. Bu gruptaki kişiler, tırmanan çocuklarına çevreden birisi yardım etmek istediğinde rahatsız oluyorlardı. “Dokunmayın kendisi çıkacak, kendisi çıkmalı” mesajını veriyorlardı. (Bati ülkelerinde yasayan herkes yukarıda belirtildiği şekilde davranmıyor olabilir. Ülkemizdeki herkes de bu konuda çocuklara yardım etmiyor olabilir; “çocuk dediğin düşe kalka büyür” sözü uyarınca bazılarımız, koltuğa tırmanan çocuklara aldırmıyor olabilirler. Fakat şöyle bir düşündüğümüzde, basamağa veya koltuğa tırmanmaya çalışan çocuğa yardım davranışı kafanızdaki “biz” imajına uygun düşüyor mu düşmüyor mu? Her halde düşüyor.)
Çocukların merdiven çıkmasına bilinçli olarak karışmayanlar muhtemelen “çocuğun egosu güçlensin” diye, “kendine güvensin” diye, seyirci kalmayı tercih ediyorlar. Yardim eden bizler ise, kendimizi sorumlu hissediyoruz; kafalarımızdaki “ana-baba” tanımı çocuklara kol kanat germemiz gerektiğini söylüyor. Bugün, “tek başına beceremez” diye basamağı tırmanmasına yardim ediyoruz; yarin okul ödevlerine yardim ediyoruz; pek çok şeyi kendi başına yapabilecek yasa geldiği halde, yemek yemesine ve tuvalet temizliğine yardim ediyoruz, lisede ÖSYS’ye başvurduğunda tercihlerini yaparken yardim ediyoruz, üniversiteyi bitirince iş bulmasına yardim ediyoruz. Çocuğun merdiven çıkmasına, “kendine olan güveni artsın” diye seyirci kalanlar, çocuklarını güçlendirmeye çalışıyorlar. Çocuğa yardim eden bizler ise çocuğu güçlendirmekten ziyade, çocuk ile aramızdaki bağı güçlendirmiş oluyoruz. Kim doğru yapıyor? Her iki taraf da. Çünkü her iki taraf da, insan ilişkilerinde sahip olduğu üslubu sergiliyor. Gerek bizlerin, gerekse batılıların tavrında, doğrular ve yanlışlar bulunabilir. Örneğin bizler koruyucu ana-babalar olarak, bağımlı, hayat boyunca birilerinin desteğine ihtiyaç duyacak bir insan yetiştiriyor olabiliriz. Çocuğuna sürekli olarak bir yetişkine davranıyormuş gibi davranan batılı ise, belki kendine güvenen ve bireyselleşmiş bir insan yetiştiriyor; fakat bu insan, yasamı boyunca ana baba çocuk ilişkisindeki sıcaklığı arayabilir, ayrıca fazlaca bireyselleşmenin bedelini, toplumda yalnızlık çekerek ödeyebilir.
O halde ne yapmalıyız? Yukarıda iki kutup halinde sergilenen ana baba tutumlarının her ikisinden vazgeçmekte, daha üst düzeyde bir etkileşime yönelmekte yarar vardır. Başka bir söyleyişle, batıdaki ana baba tavrını kopya etmeyelim; ama çocuklara aşırı karışma şeklindeki tavrımızı da sürdürmeyelim; yalnızca eksiğimizi belirleyip kendi tavrımızı geliştirelim. Belli bir olayda, çocuğumuzu hem koruyup gözetebiliriz, hem “adam” yerine koyup bireyselleşmesine izin verebiliriz, hem de onu bir çocuk olarak görüp bağrımıza basabiliriz. Örnek: Çocuğumuz hayatında ilk defa bir basamağa çıkmaya mi çalışıyor; düşecek gibi olursa tutabileceğimiz bir mesafeden izleyelim (koruyucu ana baba olmuş oluruz). Fakat çıkmasına karışmayalım (çocuğu “adam” yerine koymuş, ona güvenmiş ve kendi başına övünebileceği bir iş yapmasına izin vermiş oluyoruz). Basamağı çıkıp da sevinince çocuksu bir sevinçle katılalım, “aferin sana” diyelim, öpelim onu (çocuğa gerekli olan ana baba sıcaklığını vermiş oluruz).
Yukarıda önerdiğim davranış şeklinde, çocuğu korumak ve öpmek, ülkemiz insani için yeni bir davranış değildir. Bizler için yeni olan, çocuğa güvenip, onun bireyselleşmesine izin vermektir.
İletişim Çatışmaları ve Empati - Üstün DÖKMEN
Çocuklar İçin Genel Bilgiler
GENEL BİLGİLER
Çocukyetiştirmek en büyük sanattır . Çocukların genel davranış özelliklerini anlamak, onların ruh dünyalarına inmek gerçekten her anne babanın yapabildiği bir şeydeğildir . Bazı anne babalar çocukların sadece fiziksel bakımlarına yönelikbeslenme , barınma , sağlık problemlerini gözetip onların olaylarkarşısındaki düşündükleri şeyler , tepkileri , yorumları , üzüntüleri ,sevinçleri hesaba katmazlar . Kişisel görüşme ile haberleştiğimiz Amerikalı birsağlık mensubu şunu söylüyor acil sağlık müdahaleleri yaparken olaylardançocukların etkilendiğini , bazı psikolojik problemlerin oluştuğunu görüyorum ,anne babalara veya bakım veren kişilere çocukların sıkıntılarını bahsettiğimde, onlar çocuk ne olacak ki diyorlar ,ben buna dayanamıyorum ,onlarındaruh dünyası var şeklinde yakınıyordu.
Hattagünümüzde bırakın ruhsal sorunları , 2000 yılına girdiğimiz bu günlerde,dünyada milyonlarca çocuk kötü bakımdan , basit sağlık sorunlarından ,kazalarda , salgın hastalıklarda , anne baba ihmaline bağlı nedenler ilehayatını kaybediyor. 
Herbir çocuğu ayrı bir dünya olarak kabul edip , onların ruhsal sorunlarınainebilmek , ancak eğitim ve anne baba bilinçlendirilmesi ile olacaktır .Ayrıcaçocukların yaşadıkları ortamların , çevre imkanlarının , devletin sağlayacağıimkanların çeşitliliği ve kalitesi bu sorunların oluşması ve sürecinde etkiliolabilmektedir .
Çocuk eğitiminde çocuğun gerektiği şekilde yetiştirilmesi ve onun toplumahazırlanması büyük oranda , anne babanın hayatın ilk gününden itibarençocuk ile etkileşimi , konuşmaları , eğitim açısından vermeye çalıştıkları , eviçerisindeki tutumları ,etkili olmaktadır .
Anne babaların çocuklarının normal bir şekilde sosyal , kişilik ve mental motor gelişimin olması ve sağlıklı birpsikolojik yapıya sahip olmaları için yapmaları gerekenler :
Dengeli eğitim ve yönlendirme
Anne babanın kendi aralarındaki söz vedavranış birliği
Çocuğa karşı aşırı hoşgörü veya aşırıdisiplin uygulamalarından kaçınmaları
Olaylar ve ilerleyen süreç içerisindedavranış olarak tutarlı olmaları ve farklı farklı tepki vermemeleri
Çocuğa tepkilerinin yersiz ve abartılıolmaması
Güzel ve faydalı şeylerde çocuğundavranışlarının onaylanması
Hatalı durumlarda uygun bir şekildecezalandırılmaları
Yapılan yanlışları sadece kızarakdeğil nedenini mantık çerçevesinde açıklamaları
Onlara değer vermeleri
Kişilik yapılarına saygılı olmaları
Onlara söz hakkı tanımaları
Sevildiklerini hissettirmeleri
Onlara güven duygusunu aşılamaları
Sosyal ve psikolojik gelişiminiyakından takip etmeleri
Gösterilen davranış problemlerine karşıduyarlı olmaları
Kendi psikolojik çatışmalarınıçocuklara yansıtmamaları ile daha sağlıklı çocuk yetiştirme mümkün olacaktır.
Çocuklarda Gelişim Dönemleri
Çocuk psikolojisini anlayabilmek için öncelikle çocukta gelişim dönemlerini bilmek gerekir.
İlküç ay içinde
Gözleri ile hareket eden şekilleri takip edebilir ,kucağa alındığında kafasınıdik tutabilir , yüz üstü yatarken kafasını bir miktar yukarı kaldırabilir veyanlara çevirmeye çalışır, kollarını hareket ettirebilir,ellerini yumruk halinegetirebilir.
Üç altı ay arasında
Nesne ve oyuncakları yakalamaya çalışır onlara uzanmaya çalışır , elinealdığı nesneleri ağzına götürmeye çalışır, hoşuna giden nesnelere uzanmayaçalışır. Kafasını yüz üstü yatarken tam dik kaldırabilir. Kafasını tutabilir.
Altı oniki ay arası
Oturabilir , emekleyabilir , tutunarak ayağa kalkabilir , 12. ayın sonuna doğruayakta çok kısa süreli durabilir ,ayakta tutulduğunda ayaklarını hareketettirir, ufak eşyaları ve oyuncakları iterek yuvarlayabilir , elleri arasındaoyuncak geçişi yapabilir, sırt üstü yatarken düz dönebilir, işaret parmağı ilenesneleri gösterebilir.
Oniki onsekiz ay arası
Yürür , elinden tutulduğunda merdiven tırmanır ,ayakta iken çömelebilir,ayağıile topa vurabilir,yere doğru eğilir , destekle zıplayabilir, kaşığı rahatlıklatutabilir.
Onsekiz yimidört ay arası
Kapıyı açabilir , kendi başına merdivenden inip çıkabilir , bir elini daha çokkullanmaya başlar , oyuncakları ile oynarken el becerilerini rahatlıklakullanabilir (2-3 küpten kule yapabilir ).
İki üç yaş arası
Düşmeden koşabilir , bazı çizgileri taklit eder , merdivenden rahatlıkla kendibaşına inip çıkabilir , oyuncakları ile oynarken el becerilerini rahatlıklakullanabilir ,düğmesini açabilir,üç tekerlekli bisikleti sürebilir ,tek ayaküstünde kısa bir süre durabilir , bir bardak suyu taşıyabilir ,yürürkenengelleri adım atarak rahatlıkla geçer , rahatlıkla çömelip kalkabilir , gerigeri yürüyebilir.
Üç dört yaş arası
Tek ayağı üzerinde uzun süre durabilir , ayakkabısını giyer , kendinidoyurabilir , düz çizgi çizebilir , tek başına dolaşmaya çalışır , çift ayakla 40 cm sıçrayabilir , öne takla atabilir, yardımsız kaydıraktan kayabilir , çömelip kalkma hareketini rahatlıklayapabilir , oyuncakları ile oynarken el becerilerini rahatlıkla kullanabilir ,40-50 cm den aşağı atlayabilir , tek ayakla sıçrayabilir ,dans etme müzik ile beraber tempo tutma , zıplayan topu eli ile tutma ,kağıttaki şekilleri boyar , 3-4 renk eşleştirebilir , aynı kartlarıeşleştirebilir , bazı harfleri eşleştirebilir , artı eksi yapabilir.
Dört altı yaş arası
Makasla kağıtları kesebilir , bakarak 1 den 8-9 a kadar sayı yazabilir ,öğretilirse adını yazabilir ,sek sek oynayabilir , üçgen ve kare yi kopyalar ,kendi giyinir kendi soyunur , ayakkabısını bağlar , yüzünü yıkar , dişinifırçalar , altı yaşında iki tekerlekli bisiklete binebilir , el becerilerigözle görülür bir şekilde gelişir.
DİL GELİŞİMİ
İlk üç ay içinde
Sese karşı tepki verir , agulama şeklinde sesler çıkarabilir , tanıdık kişi veeşyaları görünce ellerini sallar gözü ile takip eder , kendi kendinegülümseyebilir ,müzik ve konuşmaya karşı tepki verir , kendi kendine oynarkenbazı heceleri tekrarlar , dudakları ile p , b, m gibi harfleri çıkarmayaçalışır.
Üç altı ay arasında
Çevresinde konuşan kişileri arar , ağlarken konuşulunca rahatlar , agulamaşeklinde iletişim kurar , yüksek sesle güler , kendine göre ağlama dışındaheceler kullanır.
Altı oniki ay arası
Annenin sesini taklit etmeye çalışır , cee oyunu oynar , bazı eşyaları sesçıkartmak için kullanır , ma ma -da da gibi sesleri rahatlıkla çıkarır , 12 ayadoğru baba mama der , oyuncakları ve kişileri ile anlamsız dahi olsakonuşmaya çalışır.
Oniki onsekiz ay arası
Hızla yeni kelimeleri öğrenmeye devam eder , her gün gördüğü cisimleriadlandırmaya ve onları rahat tanımaya başlar , insanlar ile ilişki kurarkenanlamlı kelimeleri çoğunlukla kullanmaya başlar , ailenin öğrettiği kelimelerikendi kendine tekrarlar ,onsekizinci aya doğru iki komutu üst üsteanlayıp yerine getirir. (bardağı al mutfağa götür gibi )
Onsekiz yimidört ay arası
İki kelimelik cümleler yapmaya başlar , tanıdıklarının ismini bilir ,isteklerini rahatlıkla ifade edebilir , ikiden fazla komutu anlar ve yerinegetirir , yirmidördüncü aya doğru üç kelimelik cümleleride konuşur.
İki üç yaş arası
Tanıdığı yetişkinler ile rahatlıkla sohbet eder , reddetme ifadesi kullanabilir, cümle yapısı erişkin cümle yapısına benzemeye başlar , vücudunun parçalarınıraharlıkla yapar , bütün komutları yerine getirebilir , kelime hazinesi hızlaartar.
Üç dört yaş arası
Konuşma ve cümle kurması erişkine iyice benzemeye başlar , kendine ait yaş ,soyad gibi özellikleri bilir , ezberlediği şarkı sözleri vb. rahatlıkla söyler, erişkinler ile rahat sohbet edebilir.
Dört altı yaş arası
Grup halinde olan konuşmalara katılır , hikaye ve masal anlatır , sayı sayar ,kelime hazinesi iyice artmıştır , sıfatları rahat kullanmaya başlar , cümleyapısı ve şekli erişkinle hemen hemen benzer , isteklerini ayrıntıları ileanlatabilir.
SOSYAL VE KİŞİLİK GELİŞİMİ
İlk üç ay içinde
Anneyi tanıyarak tepki verir , konuşulunca dinler , kucağa alınınca susar ,nesneleri takip eder , gülümser
Üç altı ay arasında
Anne babasına sarılarak kucaklar , nesneleri ve yiyecekleri ağzınagötürür,kendiliğinden gülümser , elini uzatır.
Altı oniki ay arası
Oyuncakları ile 10-15 dk oynar , ce oyunu oynar , karşılıklı oyun oynar ,yabancıları tanır , tanıdıklarına ses çıkartır , anneden ayrı kalıncaendişelenir , baba mama gibi kelimeler ile iletişime geçmeye çalışır.
Oniki onsekiz ay arası
Kendi kendine bardakla su içebilir , kaşıkla yemek yiyebilir , oyuncaklar ileetkileşimi artar , giyimine yardım eder , müzik ile beraber tempo tutabilir ,istemediği şeyleri belli eder , ayakkabı çorabını çıkarabilir.
Onsekiz yimidört ay arası
Tuvaletini söyleyebilir , istendiğinde ufak komutları yerine getirerekerişkinler ile etkileşime girer , taklide dayalı oyunlar oynar ( bir kutuyuaraba gibi sürmek gibi ) ,diğer çocuklara ilgisi artar , diğer çocuklar ileoyuncakları ile beraber oynar , oyuncaklarını diğer çocuklardan kıskanır ,rahat su içer , yemek yer.
İki üç yaş arası
Evcilik oynar , ev işlerine yardım eder , çatal kullanır , giyimini kendibaşına yapabilir , tuvaletini haber verir , bazı arkadaşlarına daha fazla ilgigösterir.
Üç dört yaş arası
Diğer çocuklar ile etkileşim ve iletişimi iyice artmıştır , yetişkinlerinsöylediklerinin büyük çoğunluğunu anlar , oyunlarındaki kurallara uymayaçalışır , kıyafetlerinin tamamını çıkarabilir , gece tuvalet kontrolünüsağlayabilir , el yüz yıkama diş fırçalama işlemini yapar.
Dört altı yaş arası
Sosyal hayata adapte olmaya çalışır , arkadaşları ile uyumu artar , TV da bazıprogramları takip eder , kendine has özellikler belirir , etrafla etkileşimiiyice artar , kendisi masal anlatabilir.





