Bitki Dünyası - Kadın - Moda - Güzellik - Sağlık AVRAT.net’te

Bitki Dünyası



Mürdüm Eriği nin Faydaları & Marmelatı nın Tarifi

Posted by kazandibi 3 Eylül, 2010 (0) Comment

Bembeyaz çiçekleriyle gelin duvağını andırır erik ağacı. Tazeliği, yeniden dirilişi, yeni başlangıçları simgeler. İş­te bu seçkin familyanın üyelerinden biridir mürdüm eriği. Gülgiller Rosaceae ailesindendir. Prunus cinslerinin en seçkin üyeleri arasındadır. Anavatanı Anadolu’dur ama Kaf­kasya ve Hazar Denizi çevresinden dünyaya yayıldıkları sanıl­maktadır.

Mürdüm Eriği

- Fidanları kışın ılık geçtiği bölgelerde sonbaharda, so­ğuk geçen yerlerdeyse ilkbaharda dikilebilir.
- Her tür toprakta yetişse de, en ideali organik madde­ce zengin, humuslu olanıdır. Ayrıca, ağacının kökü yüzey­sel olduğu için toprak fazla derin kazılmamalıdır.

- Dikimini beş santimetre aralıklarla açılacak 50 santi­metre derinlik ve genişlikte çukurlara yapın. Yanına, rüz­garın genelde estiği yöne herek çakarak fidan bağlanmalıdır. Çeşitlerin birbirini tozlayacak şekilde dikilmesi zorunludur.
- Beyaz çiçekleri yaz başına doğru açar.
- Morumsu mavi renkli meyvelerini dikimden iki sene sonra tüketebilirsiniz. Ağustos-eylül döneminde olgunla­şan meyveler, ekim sonuna doğru istenilen kıvama gelir. Meyveleri etli, sulu, mayhoş ya da tatlıdır.
- Çelikleme yöntemiyle ve aşıyla üretilir. Aşılama çeşit­li ağaçlardan alınan erik türlerinin üzerine aşılanması yo­luyla yapılır. Bu ağaçlar başta başka erik türleri olmak üzere zerdali ve bazen badem ağaçları olarak da kullanı­lır. Biraz güç de olsa, bu yol iyi sonuçlar verir.
- Yağışların bol olduğu yerlerde ağaçlar sulanmadan da yetiştirilebilir. Mayısın ikinci yarısından sonbahar yağışları­na kadar, toprak yapısına bağlı olarak sulanır. Yağışın az olduğu bölgelerde daha çok suya ihtiyaç duyar.
- Azotlu gübreler, kış sonunda ilkbahar gelişmesi başla­madan önce verilmelidir. Azotun hem sülfat, hem de nit­rat formuna cevap verirler. Fosforlu ve potaslı gübreler kış başında verilir. Kimyasal gübrelerin yanı sıra iki yılda bir yanmış çiftlik gübresi de verilmelidir. Ayrıca yeşil güb­releme yapılması da yararlıdır.
- Geç uygulamalar, meyvede renk oluşumunu azaltır, sonbaharda sürgünlerin uzamasına neden olur ve kış so­ğuklarından zarar görmesine yol açar.
- Düzenli olarak, şekil ve ürün budaması yapmalısınız. Böylece onu kuvvetlendirebilirsiniz.
- Hasat için en uygun zaman, meyvelerin ağaçta tam iri­liğini, rengini, tadını aldıkları ve etlerin gevrekleştiği dö­nemdir.

Mürdüm Eriği’nin Faydaları

Bol miktarda B vitamini içerir. İçerdiği potasyum ve magnezyum sayesinde kan ba­sıncını dengeler. Bu nedenle tansiyon ve kalp hastalannın tüketmesi faydalıdır. Kolesterol sorunu için birebirdir. Bol lifli yapısıyla damarlardaki zararlı maddelere yapışarak vücuttan dışan atılmalarını sağlar. Karaciğer, böbrek ve romatizmal rahatsızlıkların teda­visinde de önerilir. Regli düzenler, idrar söktürür. Terletici özelliği vardır.
Neredeyse tüm diyet programlarında yer alır. Kan şe­kerini çok yavaş yükselttiği için korkmadan yenebilir.
Malzemeler;mürdüm eriği marmelatı
2 su bardağı su
2.5 su bardağı şeker ( Çok tatlı seviyorsanız 3 bardak şeker koyabilirsiniz)
1 kilodan biraz fazla mürdüm eriği
yarım limon
Yapılışı;

Su ile şekeri genişçe bir tencereye alın ve kaynadıktan sonra altını orta ateşe getirip 10 dk kaynatın. Su ve şekeri kaynattırken erikleri yıkayıp çekirdeklerini ayıklayın ve ortadan iyiye bölün. 10 dk sonra kaynayan şerbete erikleri ilave edin ve kısık ateşte 20 dk daha karıştırarak kaynatın. Erikler iyice yumuşayınca yarım limonu tencereye sıkıp blendır yardımı ile erikleri marmelat haline getirin. Bu aşamadan sonra karışımdan bir yemek kaşığı kadar başka bir kaba alıp soğutun kıvamı istediğiniz gibi ise ateşi kapatıp marmelatı biraz dinlendirdikten sonra sıcakken kuru kavanozlara doldurup ağzını iyice kapatın. Afiyet olsun…

Categories : Bahçe Bitkileri Tags : , , , ,

Meyan Kökü Ve Faydaları

Posted by kazandibi 23 Ağustos, 2010 (0) Comment

MEYAN (KÖKÜ)

Orjinal Adı: Glycyrrhiza glabra

Diğer Adları: Biyam, Boyam, Piyam, Tatlıkök

Bilgi :Baklagiller familyasındandır. Anayurdu Avrupa”nın güneyi olan, dayanıklı çokyıllık otsu bitkidir. Ülkemizde Ege, Akdeniz, Güneydoğu ve Doğu Anadolu bölgelerinde yaygın olarak, özellikle akarsu kıyılarında yetişir. 50-100 cm. kadar boylanabilir, ince uzun, koyu yeşil renkli yaprakçıklardan oluşan bileşik yaprakları; yaz mevsiminde bitkinin yaprak koltuklarında seyrek başaklar halinde açan mavimsi mor, bazen beyaz ya da sarımsı çiçekleri; 7-10 cm. uzunlukta yassı meyveleri vardır. Bitkinin konumuzu ilgilendiren rizomu, 0,5-2,5 cm. çapında ve 15-50 cm. uzunluktaki silindir biçimli kökgövdesidir. Kabukluyken esmer, soyulduğunda sarı renkli olan bu kök, önce tatlı iken sonra acımsılaşır. Meyan (ya da Meyankökü) bitkisi kumlu, derin ve humuslu topraklan, bol güneşli yerleri sever. Dökülen tohumlarıyla çoğalır ya da kökü bölünüp ekilerek çoğaltılır.

Meyanın rizom kökü, normal şekere göre elli kat daha tatlı olan glisirizin ile flavon, saponin ve kumarin adı verilen maddeleri; tadı acı uçucu yağlan, nişasta ve yapışkan bitki sıvısını içerir. Bu kökler ilaç ve bira endüstrilerinde, kolalı içitlerin yapımında kullanılır. Anadolu”da bu kökten şerbet yapılarak içilir. Üç yıllık köklerinden elde edilen meyan balı, koyu renkli toz, çubuk ya da dörtgen şeklindeki parçalar halinde satılır ve ilaç olarak kullanılır.

 

meyan kökü faydaları nelerdir? Meyan bitkisi M.Ö 2000 yıllarından itibaren kullanılmaktadır. Bugünde meyan kökü kullanımı ve meyan hakkında araştırmalar sürekli yapılmaktadır. Meyan güçlü bir besindir. İçindeki maddeler ayrı ayrı ilaç olabilecek niteliktedir. Meyan kökünün içinde tıbbi ilaçlarda kullanılan kumarin izoflavan gibi maddeler bulunmaktadır. Meyan kökünün tıbbi ilaçlarda kullanımı oldukça fazladır.

Ülser için meyan kökü: Mide bağırsak sorunlarında meyan çok iyi bir yardımcıdır. Ülser ve gastrit sorunları için kullanılmaktadır. Meyan kökünün içinde carbendoxolane gibi ülseri tedavi edici maddeler bulunmaktadır.

Ülser için 200-600 mg meyan kapsüllerinin 6 haftayı geçemeyecek şekilde kullanımı önerilmektedir.

Yapılan çalışmalarda meyanın mide ülserinin midede yayılmasını engellediği ve ülserin büyüklüğünü ciddi oranda azalttığı belirlenmiştir. Onikiparmak bağırsağı ülseri ile ilgili meyanla yapılan bir araştırmada da meyanın ülserle ilgili kullanılan kimyasal ilaçtan daha çabuk yarar sağladığı tespit edilmiştir.

Alman Sağlık Bakanlığının bitkisel preparatların hazırlanması ve ruhsatlandırılmasından sorumlu E Komisyonu meyan kökünün balgamlı öksürük, mide ülseri ve karın ağrılarına karşı kullanılabileceğinin belirtmiştir.

Bronşit için meyan kökü : Bronşite iyi gelen bitkiler arasında önemli yeri olan meyan gögsü yumuşatıcı ve balgam söktürücüdür. Bronşit ve ciğerdeki balgamı akışkan hale getirir.

 soğuk algınlığı : Meyan kökü bitkisinin öksürük kesici etkisi vardır. Soğuk algınlığı içinde yararlanılabilir. Soguk algınlığı septomlarını iyileştirici etkisi bir diğer meyan kökü faydası olarak belirtilebilir.

Yangı giderici, kortizona benzer bir etkisi tespit edilmesine rağmen kortizonun göstermiş olduğu yan etkileri göstermemektedir.

Meyan kökünün Vücutta virüslere karşı etki gösteren interferon düzeyini artırdığına dair araştırmalar bulunmaktadır.

Meyan kökünün içeriğinde güçlü antioksidan özelliğiyle bilinen flavonoidler de yer alır.

Almanyada meyan kökü ile yapılan bir araştırma meyanın sars virüsünün çoğalmasını engelleyici etkide bulunduğunu göstermiştir.

Arterit ağrıları için yararlıdır.

Meyan kökü bitkisi menopozun semptomlarını tedavi etmek için kullanılabilir.

Spazm çözücü etkisi meyan kökünün yararları arasındadır

Meyan çayı kabızlık sorununa yardımcı olabilir

Yorgunluk gibi şikayetlerde kuvvet verici etkisinden dolayı tonik olarak kulanılabilir.

Sağlıklı olmak ve hastalıklardan korunmak isteyen herkes meyan kökünü kullanabilir.

Meyan Nasıl Kullanılır?
Meyan kökü çayı ve meyan kapsülleri şeklinde alınabilir. 100-520 miligramlık kapsülleri vardır.

Meyan çayı : Yarım kahve kaşığı kıyılmış meyan kökü üstüne bir fincan kaynar su döküldükten sonra 5 dakika demlenir ve süzülerek içilir.

Meyan balı : Meyan balı meyan köklerinin kaynar suyla karıştırılmasından sonra alçak basınçta yoğunlaştırılması yoluyla yapılır. Siyah renkte sert bir yapıdadır. Toz veya çubuk halde satılır.

Özelikle güney illerimizde meyan şerbeti kullanımı oldukça yaygındır.

Meyan kökü geleneksel Çin tıbbında da kullanılan bir bitkidir. Meyan ekstresi Avrupa ve Amerikada da eczanelerde satılmaktadır.

Meyan Kökünün Zararları Varmıdır?
Meyan kökünün faydaları meyan kökünün kullanımı nın bilinçli şekilde uygulanmasından geçiyor.

Sürekli ve yüksek miktarda alımından kaçınılmalıdır. Altı haftadan daha uzun bir süre yüksek miktarda alımı toksik etkiye neden olabilir. Kullandıktan sonra 3 hafta ara verilmesi tavsiye edilmektedir.

Günlük en yüksek doz -600 mg glisirizin- aşılmamalıdır!

Meyan kökü kullanımı potasyum kaybına yol açabileceği için potasyum içeren yiyecekler de alınmalıdır.

Yüksek tansiyona sebep olabilir. Tansiyon ilacı kullananlar aynı anda meyan kökü kullanmamalıdır.

Kalp hastalarının kullandığı ilaç olan Digoxin alanlar meyan otu kullanmamalıdır.

Vücutta sıvı birikmesine yol açabilir.

Böbrek rahatsızlığı bulunanlar kullanmamalıdır.

Genel anlamda da ifade edilecek olursa herhangi bir rahatsızlığı olan tedavi gören kişiler doktorunun haberi olmadan bitkisel ilaç kullanmamalıdır. Bazı durumlarda bitkisel ilaçlar diğer ilaçlarla etkileşebilir ve sağlık için daha olumsuz bir durum ortaya çıkabilir.

Bu etkilerinden yararlanmak üzere, meyankökü sonbaharın sonlarında toprak kazılarak çıkarılır. İyice temizlenerek açık havada kurutulur. Kabukları soyulur ve parçalanır. Bu parçalardan 1/2-1 tatlı kaşığı alınır, 1 bardak suya konularak kaynama noktasına kadar ısıtılır. Bu noktada ateş kısılıp 10-15 dakika daha ısıtma işlemi sürdürülür. Böylece elde edilen dekoksiyondan günde üç kez birer bardak içilir ya da piyasada çubuklar halinde satılan meyankökü ağızda emilerek aynı tıbbi etkilerinden yararlanılır veya meyan balı suda kolayca eritilerek içilir.

Meyan kökü şerbeti

yazın terleme, düşük tansiyon, isteksizlik, halsizlik, yorgunluk çekenlere iyi geldiğini belirtiyor. Meyan kökü şerbeti aynı zamanda enerji verir, doping etkisi yapar.

Meyan kökünü kıyıyoruz. 1 tatlı kaşığı kadar kıydığımız meyan kökünün üzerine bir bardak soğuk su ilave ediyoruz. Bir saat bekledikten sonra tülbendin içine koyuyoruz. Suyunu elde etkem için iyice sıkıyoruz. Elde edilen suyumuzun içine 5-10 damla limon suyu sıkıyoruz. Üzerine 1-2 tane taze nane yaprağı ve 3-4 parça buz koyun.

Categories : Bitki Dünyası, Kategorilenmemiş, Sağlık Tags : , , , , , , , , , , , , ,

Bazı Bitkiler Hakkında Bilgiler

Posted by kazandibi 18 Ağustos, 2010 (0) Comment

Ateş Dikeni ÇİÇEĞİ
Ateş dikeni gülgiller (rosaceae) familyasının Pyracantha cinsinden, genellikle dikenli ve yaprak dökmeyen çalılara verilen ortak addır. Anayurdu Avrupa’ nın güneydoğusu ve Asya’ dır. Ateş dikenleri gösterişli meyveleri nedeniyle süs bitkisi olarak yetiştirilir, ayrıca çit olarak da kullanılır. Kısa yaprak sapları üstünde küçük, oval yaprakları, küçük ve beyaz çiçeklerin oluşturduğu salkımları ve kış ortalarına değin dalında kalan, turuncu ile kırmızı arasında değişen renklerde meyveleri vardır. Avrupa’ da yetişen ve boyu 4,5 m’ ye ulaşabilen Pyracantha coccinea’ nın süs bitkisi olarak değerlendirilen bir çok çeşidi geliştirilmiştir. Çin’ de yetişen P.atalantioides ile P.fortuneana da hemen hemen aynı boydadır ve her ikisinin de kırmızı meyveleri salkımlar halinde öbeklenmiştir. Anayurdu Tayvan olan P.koidzumii’ nin sık dalları, kırmızı mor sürgünleri ve turuncu-kırmızı renkli meyveleri vardır. Himalayalar’ da yetişen P.crenulata, 6 m’ ye ulaşan boyuyla küçük bir ağaçtır

 
Begonya ÇİÇEĞİ
Beş cinsi içeren begonyagiller familyasının en önemli cinsi ( 600 tür ) olan begonya, Güney Amerika ve Güney Asya’ nın tropikal bölgelerinde kendiliğinden yetişir. Begonyalar bakışımsız yapraklı bireşeyli çiçekli küçük çalılar yada etli otsu bitkilerdir. Bahçecilikte üç tip begonya vardır: İpliksi köklü ve küçük çiçekli begonyalar ( Birezilya kökenli begonia semperflorens bunlardan biridir va Avrupa’ ya XIX. yy.da girmiştir.); Avrupa’ yad ha geç girmiş olan ve çok büyük çiçekli çok güzel bir çok melez begonya çeşitlerinin türetilmesine yarayan yumru köklü begonyalar : son olarak hem Asya hem Amerika kökenli, rengarenk süslü büyük yapraklı, kök saplı begonyalar. Ülkemizde, her üç begonya da, bahçelerde yetiştirilir ve salonlarda süs bitkisi olarak kullanılır.

  
Bonsai ÇİÇEĞİ

Bonsai çiçeği bonsay olarak da bilinir. Anlamı Japonca da ‘ bon’ saksı ‘ sai ’ ağaç kelimelerinin birleşmesinden oluşur. Köklerinin kısaltılması, dal ve sürgünlerinin bağlanması ve biçimlendirilmesi sureti ile saksıda yetiştirilen bodur ağaç çeşididir. Bonsai çiçeği Japonya da ‘ saikei’ denilen yayla peyzajı sanatının doğmasına neden olmuştur.
Fesleğen ÇİÇEĞİ
Ballıbabagillerden, saksı da yetiştirilen güzel kokulu bir ottur. İlmi adı Ocimum’dur. Cüce fesleğen, kırlarda yetişen pembe, kırmızı veya eflatun çiçekli, kokulu bir bitkidir. Fesleğen yeşil yapraklı kokulu bir bitkidir. Yaprakları kekik gibi bahar ve koku verici olarak kullanılır. Kokusundan dolayı haşereler fazla yaklaşamaz. Yapraklarına dokunulduğunda koku verir. Yara iyileştirici ve sinir yatıştırıcı suların bileşimine girer.

  
Fulya Çiçeği
Fulya çiçeğinin yaprakları hasır sazının yapraklarını andıran bazı nergis türlerine benzeyen özelliktedir. Fulya çiçekleri iki türe ayrılır. Narcissus jonquilla denilen tür küçük fulya türüdür. Narcissus odorus ve narcissus pseudonarcissus ise büyük fulya türüdür. Fulya çiçekleri ilk baharda çok gelişmiş, oldukça büyük sarı çiçekleri ile kırları süsler, bahçelerde de süs bitkisi olarak yetiştirilir.

  
Gaillardia ÇİÇEĞİ
Gaillardia bileşikgiller (asteraceae) familyasından Kuzey Amerika’ ya özgü olan bir bitki cinsidir. Yazın çiçeklenen bazı türleri, özellikle G.aristata ve G:pulchella bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilir. Bu bitkilerde çoğunun, tabanda toplanmış yada gövde boyunca almaşık olarak dizilmiş tüylü yaprakları vardır. İri çiçek başları, ortadaki koyu mor renkli tüpsü çiçekler ile bunları çevreleyen sarı, turuncu yada beyaz dilsi çiçeklerden oluşur.

  
Gardenya ÇİÇEĞİ
Gardenya çiçeği ismini İskoçyalı botanikçi Garden’ in adından almıştır. Eski dünyanın tropikal ve yarı tropikal bölgelerinde yetişen ve kokulu beyaz çiçekler açan ağaç türündendir. Gardenia ( gardenya ) jasminoides çok gösterişli bir bitkidir. Gardenyanın 60 kadar türü vardır. Bu türler kök boyasıgiller familyasından oluşur.

  
Gecesefası ÇİÇEĞİ
Gecesefası (Mirabilis Jalapa) akşamsefası olarak da bilinir. Gecesefasıgiller familyasından çok yıllık otsu bir süs bitkisidir. Amerika’nın tropik bölgelerinden dünyanın birçok yerine dağılmış olan gecesefası çabuk gelişen ve 1 m’ye kadar boylanabilen bir bitkidir. Kısa saplı oval yaprakları, eklem yerleri şişkin bir özellik gösteren gövdeleri, beyaz, sarı, pembe ve kırmızı renklerdedir. Bazen de çizgili yada benekli çiçekleri vardır. Gecesefası çiçeğinin en önemli özelliği çiçeklerinin günbatımıyla açılıp, sabahları kapanmasıdır. Bu nedenle çiçeğe gecesefası yada akşamsefası denmiştir. Gecesefası kalıtım deneylerinde kullanılan önemli bir bitkidir.

Categories : Bitki Dünyası Tags : , , , ,

Evde Kestane Şekeri Yapımı

Posted by kazandibi 11 Ağustos, 2010 (0) Comment

kestane şekeri Tarifi

Malzemeler:
½ Kg Kestane, 350 gr Tozşeker,2 tatlı kaşığı Vanilya, Su

Yapılışı:
Kestanelerin dış kabukları soyulur. İç kabukları ile suya konarak iç kabuklar soyulana kadara, hafif ateşte kaynatılır. Ateşten indirilir ve iç kabukları soyulur.
Şeker tencereye konur. Üzerini 1 parmak geçecek kadar su ilave edilir. Karıştırmadan şekerin erimesi beklenir. Eridikten sonra kestaneler konulur ve çok hafif ateşte, kaynatmadan 2 saat pişirilir.
Ateşten alındıktan sonra 1 gün beklenir. Sonra kalan şurubu eminceye kadar çok hafif ateşte yeniden pişirilir.
Servis yapılırken, üstlerine Vanilya serpilir. Afiyet olsun

Categories : Bahçe Bitkileri, Ne Pişirsek? Tags : , , , ,

Çiçeklerin Özellikleri

Posted by kazandibi 8 Ağustos, 2010 (0) Comment

Açelya ÇİÇEĞİ
Açelya yada açalya (lat.azalea; yun.adzeleos,kuru’ dan). Değişik renklerdedir ve bol çiçekli olmasından dolayı çok beğenilen bir çiçek türüdür. Açalya (açelya) küçük orman gülü olarak da bilinir.(Bil.a. Rhododendron indicum; fundagiller familyası.)

 
Akasya ÇİÇEĞİ

Genellikle hep yeşil yapraklı ve dikenli ağaç yada ağaççık (Bil.a.acacia; baklagiller familyası). Başta Avustralya olmak üzere (300 tür) sıcak ılıman ve yarı tropikal bölgelerde kendiliğinden yetişen 600 türü içerir.


İstanbul akasyası, batılıların gülibrişim (albizzia) adlı süs ağacına verdikleri addır. Savan akasyası; Parkinsonia aculeata nın yaygın adıdır. Yalancı akasya ise (Robinia pseudoacacia), salkım ağacının halk arasında bilenen bir adıdır.
Çok değişik biçimleri bulunan akasyanın çiçekleri genellikle sarı, bazen beyaz yada kırmızı renkte, başak yada toparlak baş biçimindedir; erkek organlar çok sayıda ve çıkıntılıdır. Meyve baklamsıdır. Yapraklar, kimisinde tüysü bileşik, kimisinde, özellikle Avustralya’ da yetişen türlerin çoğunda yeşil lam halinde yaprak sapı biçimindedir; bu da onlarda terlemeyi önemli ölçüde azaltır. Acacia heterophylla türündeyse bu özelliklerin tümünün bir arada görülür. Birçok akasya türü (en başta A.decurrens, A.dealbat, A.baileyana, A.longifolia) bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilir.
‘Kadıhindi’ denen bir madde, Çin’ de ve Birmanya’ da A.catechu’ nun odununun suda kaynatılmasıyla hazırlanır. Kadıhindi deri sepelemesinde, kumaş boyamada ve tıpta kullanılır. Akasyanın bazı türleri ise, özellikle A.arabica ve A.senegal, hücre erimesiyle oluşan ve halk arasında ‘arap zamkı’ adıyla anılan bir zamk verir. Tanen bakımından zengin olan akasya kabukları dericilikte kullanılır. Akasyanın Afrika’ nın Sahel ve Sudan-Sahel bölgelerinde yetişen bazı türlerinin (A.albida ve A.seyal) yaprakları ve badıçları geviş getiren hayvanlarca yenir. İki akasya türünde (A.sphaerocephala ve A.fistula) karınca toplulukları barınır.

Amber Çiçeği

Halk hekimliğinde ağaçhatmiye (Hibiscus abelmoschus) verilen addır. Tohumları misk kokulu uçucu bir yağ taşır; dekoksiyon halinde iştah açıcı ve yatıştırıcı olarak kullanılır.

 

 
Aslanağzı ÇİÇEĞİ
Aslanağzı, yüksükotugiller (Scrophulariaceae) familyasının, Antirrhinum cinsinden 40 kadar otsu bitki türüne verilen ortak addaki bir çiçek türüdür. Anayurdu Kuzey Amerika’nın ve Akdeniz bölgesinin batısıdır. Çiçekler boru biçiminde ve iki yanlı bakışımlıdır. Kapalı duran, dudak biçimli geniş bir ağzı vardır. Bu ağız pek çok böceğin içeri girmesini engellemekle birlikte, tozlaşmayı sağlayan güçlü arılar tarafından zorla açılabilir. Aslanağzı türleri sevilen bahçe bitkileridir. Süs bitkisi olarak yetiştirilen pek çok türü vardır.

 

 
Atatürk Çiçeği ÇİÇEĞİ
Atatürk çiçeği (Euphorbia pulcherrima), noel yıldızı ve ponsetya olarak ta bilinmektedir. Sütleğengiller (euphorbiaceae) familyasındandır ve kışın çiçeklenen bir süs bitkisidir. Ana yurdu Meksika ve Orta Amerika’dır; nemli, yağmurlu dere yataklarında ve kayalık yamaçlarda yetişir. Batı dillerindeki ponsetya adını bitkiyi 19.yüzyılda Meksika’ dan ABD’ ye götüren ve yaygınlaştıran ABD’ li devlet adamı Joel R. Poinsett’ den, Türkiye’ deki adını ise süs bitkisi olarak yetiştirilmesine ve tanınmasına ön ayak olan Atatürk’ ten alır. Ilıman iklimlerde açık havada yetişebilen ve 5 m yüksekliğe ulaşabilen çalı özelliğindeki bu bitki, soğuk iklimlerde saksıda yetiştirilir ve boyu genellikle 1 m’ yi aşmaz. Ortada küme oluşturan küçük sarı çiçekleri, taçyaprağa benzeyen, genellikle kırmızı renkli bürgülerle (yaprak benzeri yapılar) çevrilidir. Gövde ve yapraklardan sızan sütümsü özsu bazı duyarlı insanlarda ve hayvanlarda deriyi kabartıp tahriş edebilir; ama bu özsuyun öldürecek kadar zehirli olduğu yolundaki inanış yalnızca bir abartmadır. Atatürk çiçeğinin pembe, beyaz, benekli ve çizgili bürgüleri olan pek çok kültür çeşidi vardır; ama en beğenileni, dayanıklı bir süs bitkisi olan kırmızı Atatürk çiçeğidir.

Categories : Bitki Dünyası Tags : , , , , , , , , , , ,

Yer Kirazı İsmiyle de Bilinen ALTIN ÇİLEĞİ

Posted by kazandibi 26 Temmuz, 2010 (0) Comment

Başbakan İle Meşhur Olan

ALTIN ÇİLEĞİ Meyvesi Hakkında Ayrıntılı Bilgilere (Bitki Dünyası )Bölümünden Bakabilirsiniz.

 


TAZE VE KURUTULMUŞ
Alanya Ziraat Odası Başkanı Turgut Musluoğlu, ilçede 5 yıldır yetiştirilen altın çileğin üretimini yaygınlaştırarak, taze ve kurutulmuş halde pazarlanması için işleme tesisi kurmayı planladıklarını bildirdi. Musluoğlu, yaptığı açıklamada, Başbakan Erdoğan`ın bir kuruyemişçiden altın çilek kurusu satın almasının ardından, meyvenin Türkiye genelinde tanındığını ve çiftçilerin bu meyveyi üretmek için kendilerine talepte bulunduğu söyledi. Son iki günde Alanya Ziraat Odası`nı Türkiye`nin değişik bölgelerinden çok sayıda çiftçinin telefonla arayarak meyve hakkında bilgi aldıklarını ifade eden Musluoğlu, şunları kaydetti: “Alanya`da 5 yıldır ürettiğimiz altın çilek meyvesinin, iki yıldır hasadını yaparak pazara sunduk. Ülkemizde son yıllarda tanınan bu meyve Başbakan Erdoğan`ın bir kuruyemişçiden satın almasıyla gündeme geldi. Son iki günde çeşitli illerden bir çok üretici bizi telefonla arayarak, meyvenin üretimi, işlenmesi hakkında bilgi aldı, fidan talebinde bulundu. Kilosunu 10-15 tl arasında sattığımız altın çileği işlemek amacıyla tesis kuracağız. İşleme tesisi açabilmek için kırsal kalkınma, makine ve ekipman sağlama desteği projesi kapsamında Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı`na başvuru yapacağız. Ayrıca Alanya Ziraat Odası olarak altın çileğin fidan ve meyve üretimini artırmak için çalışmalar yapacağız.“

5 YILDIR YETİŞTİRİLİYOR
Alanya Ziraat Odası`nda görevli Ziraat Mühendisi Sema Güler ise Orta ve Güney Amerika ülkelerinde yaygın olarak yetiştirilen ve latince adı physalis olan altın çilek meyvesinin Alanya`da 5 yıldır yetiştirildiği bildirdi. Sema Güler, ilçede yılda ortalama 3 ton altın ilek hasat edildiğini belirtti. Güler, altın çilek meyvesinin Alanya`da bir dönüm arazide ortalama bin 500 kilogram yetiştirildiğini ve yılda üç kez hasadının yapılabildiğini kaydetti. Güler, Alanya`da altın çilek üreticilerinin meyveyi kilosu 10 ile 15 TL arasında, genellikle otel ve süper marketlere pazarladıklarını söyledi. Altın çilek meyvesinin işlenerek reçel veya kurutulmuş halde de tüketildiğini ifade eden Güler, şöyle konuştu: “Meyvenin sağlığa da faydaları var. Kan dolaşımını hızlandırıyor. İçerisindeki beta-karoten sayesinde yaşlanmayı geciktiriyor. Bol miktarda kalsiyum olmasından dolayı kemik yapısının gelişimine faydalı. Diyet yapanlar için yoğun lifli yapısından dolayı yemek yeme hissini en aza indirme özelliği var. Gut hastalığı ve şeker hastalığına da faydalı. Altın çilek meyvesinin şu anda hasat dönemi olduğu için ürün talebini karşılayamadık. Bundan sonraki dönemler için Alanya Ziraat Odası olarak fidan ve meyve üretimini artırarak üreticilerin talebini karşılayacağız.“

Categories : Bahçe Bitkileri, Bitki Dünyası Tags : , , , , , , ,

Bodrum Papatyası

Posted by kazandibi 23 Temmuz, 2010 (0) Comment

Osteospermum; ılıman iklime özgü bir bitkidir. Hafif ve geçirgen toprak ister. İlkbahar ve yaz boyunca çiçek açar. Ebruli bir renge sahiptir. Bahçenizin güneş alan bir bölümü onu mutlu eder. Rüzgardan koruyun.

Bodrum Papatyası Çiçeği; kışın köklerini kuru yaprakla örterek gelecek seneye kadar kendilerini korumalarını sağlayabilirsiniz. Serin iklimlerde her yıl yeni tohum ekmek zorundasınız. Tohumları mart ayında ılık ve kapalı bir yerde çimlendirip , mayısta bahçeye alabilirsiniz. Aralarında 30cm. boşluk bırakmalısınız.

Categories : Bitki Dünyası Tags : ,

Karayemiş Meyvesi nedir? Nerede Yetişir? Ve Faydaları Nelerdir?

Posted by kazandibi 30 Haziran, 2010 (0) Comment

Laurocerasus officinalis, Prunus lauroceraus olarak bilinir. Vatanı Anadoludur. Karayemiş, 1546 yılında bir Fransız tarafından Trabzon Kirazı (Cerasus trapezuntuna) olarak adlandırılmıştır. Bitki aynı yıl İstanbul üzerinden İtalya’ya, 1574’de başka bir yabancı tarafından Viyana’ya oradan da Fransa ve İngiltere’ye gönderilmiştir. 1600 yılından itibaren tüm Avrupada park ve bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilmeye başlanmıştır.

Karayemiş, ingilizce Cherry laure olup, ülkemizde: Taflan, Karamış, Kattak, Laz Üzümü, Laz-Gürcü Kirazı, Tçko, Tanal olarak bilinir.
Yayılma Alanı
 
Bitkinin tabi yayılma alanı Karadeniz’in doğu bölgeleri, Kafkaslar, Toroslar, Kuzey ve Doğu Marmara’dır. Genel olarak ılıman iklim bölgelerinin meyvesidir. Bu bakımdan en iyi karayemişler Karadeniz bölgesinin sahil kuşağında yetiştirilmektedir.
Avrupa’nın güneydoğusu, Balkanlar ve Kuzey İran başta olmak üzere dünyanın değişik yörelerinde karayemiş formlarına rastlanılmaktadır.
Ülkemizde:
Rize, Trabzon (Maçka Meryemana Vadisi), Giresun, Sinop (Ayancık), Zonguldak (Devrek), Kastamonu, Bartın, Bolu, İzmit (Keltepe), Adapazarı, İstanbul (Belgrat Ormanı, Alemdağ), Bursa (Uludağ) ve Osmaniye’de (Gâvurdağları) orman veya orman kıyılarında doğal olarak rastlanır.
Gövde ve dalları kış soğuklarına dayanıklıdır. Ancak çiçekler, erken ilkbaharda açtığından donlara karşı hassastır. Bu nedenle ilkbahar donların sık görüldüğü yerlerde yetiştiricilik oldukça güçtür.

 
Bitki ve Meyve Özellikleri

 
 
Karayemiş; 5-6 m boyunda veya boylu çalı şeklinde, kışın yaprağını dökmeyen ağaççıktır. Özellikle kayın ormanlarının altında yer alır. Ormancılık bakımından zararlı bir alt flora bitkisidir.

Kökler derine gider. Düzgün ve genellikle dik bir gövde yapar.

Gövde grimsi siyah, donuk siyah renktedir. Sert odun dokusu ve kuvvetli bir dal sistemi vardır.
Yaprak, boyları 5 – 25 cm uzunlukta olan yapraklar, elips yada uzunca yumurta biçiminde, kısa saplı, sivri uçlu, tam kenarlı veya düzensiz seyrek dişlidir. Uzun şerit halindeki yapraklar deri gibi serttir. Üst yüzü parlak koyu yeşil renkte, alt yüzü açık solgun yeşil renkte ve tüysüzdür. Yaprak orta damarı alt yüzde bariz bir çıkıntı yapar. Yaprağın alt bölümünde 2 – 4 tane beze bulunur.

Çiçek, dalcıkların uçlarına doğru çiçek salkımı görülür. Bunlar yaprak koltuğundan çıkar. Açık yeşil renkteki sürgünleri tüysüzdür. Beyaz renkli çiçekler 5 – 15 cm boyundaki bir eksen üzerinde, dik duran bir salkımda toplanmışlardır. Her bir çiçek üzerinde 5 çanak yaprak, 5 taç yaprak, 1 dişi organ ve 15 – 20 erkek organ bulunur.

Meyveler çekirdekli, sulu ve 6 – 25 mm boyundadır. Önceleri yeşil renkte olan meyveler olgunlaşınca tiplere göre mor siyah renkli, bazen açık veya koyu kırmızı, bazı çeşitlerde de sarı– kırmızı alacalı olmakla beraber genellikle siyaha yakın koyu bir renk alır.

Kiraz iriliğinde olan meyveler şekil olarak da genellikle kiraza benzemekte, kalp şeklinde, küt veya sivri uçlu, hafif uzun veya üsten basık ve bazen de üzüm taneleri gibi yuvarlak olabilmektedir.  Çekirdek düzgün, sivri  zeytin biçimindedir. Meyveleri tatlı, buruk ve acı arasında değişen yeme özelliklerine sahiptir.

Parkçılıkta gruplara karıştırıldığı gibi, tek olarakda kullanılır. Makaslanmaya gelen bir çit bitkisidir.

 
Anavatanı olması bakımından Karadeniz’in kıyı bölgesi karayemiş yetiştiriciliği bakımından uygun iklim özelliklerine sahiptir.

İyi gelişme göstermesi ve bol ürün vermesi nemli, güneşli, ılıman iklim bölgelerinde olmaktadır. 

Erken çiçek açtığından (çeşit özelliği ve rakım durumuna bağlı olarak Şubat – Mart aylarında çiçek salkımları görülemeye başlar) ilkbahar geç donlarından zarar görebilmektedir. Bazı yıllar verimin az olmasının nedeni buna bağlanabilir. Yine tozlanma zamanı görülen sisler birtakım olumsuzluklara yol açabilmektedir.

Hemen her çeşit toprakta yetişebilir. Havalanması iyi, derin topraklarda bol ürün verir. Genel olarak derin, iyi havalanan, nemli, humuslu – killi – kumlu topraklarda yetişir. Taşlık, kayalık arazilerde de yetişebilir.  pH yönünden asidik topraklarda yetişse de kireçli topraklara da tolerans gösterir.

 
Çoğaltılması

 
Karayemişin çoğaltma yöntemleri :
1. Tohumla,
2. Kök sürgünleriyle,
3. Çelikle,
4. Daldırmayla,
5. Aşıyla,
6. Doku kültürü ile.

Kalitesi iyi olan tiplerin çoğaltılmasında kök sürgünleri ve çelikle çoğaltma yaygın olarak kullanılmaktadır.  Çok az miktarda da olsa tohumla üretim yapılmaktadır. Ancak bu yöntemle çoğaltmada açılma olacağından tercih edilmemektedir.

 
Bahçe Tesisi

 
15 – 30 m2 taç yapabilen bu tür için 3×4, 4×4, 4×6 m aralıklarla dikim yapılarak bahçe tesis edilebilir. Dikimde dikdörtgen, kare, üçgen vs. dikim metotları kullanılabilir.

Kullanılan fidanlar vejetatif olarak çoğaltılmış olmalıdır.

Meyve ağaçlarının muntazam ve kuvvetli bir taç teşkil edebilmeleri ve verim çağında uzun zaman kalmalarını sağlamak için dikim sonrasından itibaren budamayı bilinçli olarak yapmak lazımdır.

Bir karayemiş ağacı 35 – 40 yaşına kadar ekonomik anlamda ürün verebilmektedir.

 
Karayemişin kullanılan kısımları yaprağı, çekirdeği ve meyvesidir.
Yapraklarda şeker, tanen, calcium oksalat ve önemli oranda prulaurasin isimli cyanogenetik bir glikozit bulunur. Bu glikozitin miktarı yaprağın gençliği nispetinde fazladır. Bunlardan başka emulsin isimli bir ferment bulunur. Bu ferment glikozite tesir ederse onu benzaldehyt cyanhdrin ve glikoza parçalar. Bunlardan başka benzoik asit ve siyanidrik asit gibi maddeler (zehirli maddeler) de bulunur. Meyvelerde bu cyanogenetik glikozit ve dolayısıyla HCN bulunmamaktadır.

Meyveleri üzerinde yapılan çalışmalarda karayemişte mineral maddelerin ve antioksidan maddelerin bol miktarda, buna karşın bakır ve çinko gibi ağır ve zararlı metallerin ise çok düşük miktarlarda bulunduğu tespit edilmiştir.
 
Karayemiş,
- Bazı ilaçlara tat ve koku (kremlerde) verici olarak kullanılır.
- Hayvanlara taze olarak yedirilir
- Pasta, kek ve özellikle hoşaf ve kompostolara koku ve tat kazandırmak için ilave edilir,
- Pekmez, reçel ve tuzlaması yapılır,
- Sindirimi kolay olup meyveleri yenir
- Süs bitkisi olarak kullanılır.
- Tokluk hissi verdiğinden diyet olarak kullanılır,
- Yapraklar; çelenk yapımında, balık tablalarının süslenmesinde, hamsi buğulamasında koku vermek ve iştah açmak için (1-2 adet halinde) kullanılır,
- Yaprakları çiçek açma döneminde zehirlidir. Gelişmesini tamamlayan taze yaprakları elle toplanır. Destile edilerek eczacılıkta kullanılan Laura Cerasin maddesi elde edilir.
- Yaprağın bileşimi; glikoz, tanen, kalsiyum oksalat, emulsin (enzim), prulaurasin (glikozid), benzoik asit, siyanidrik asittir (zehirlidir, çekirdekte de bulunur, yapraktan elde edilen su fazla kullanılırsa; baş dönmesi, kusma, karın ağrısı yapar)

 
sağlığa faydası nelerdir?
 
- Antioksidan özelliği sayesinde, birçok hastalığın oluşumu ve gelişmesini önlemesinde faydalıdır.

Bu anlamda karayemiş tüketiminin fayda sağlayacağı hastalıkların başında, alzheimer, diyabet, doku ve cilt hastalıkları, kanser, kalp-damar hastalıkları ve romatizmal hastalıklar geliyor. Karayemişin antioksidan özelliğiyle aynı zamanda yaşın ilerlemesiyle vücutta meydana gelen oksidaf zarar azalıyor, yaşlanma da gecikiyor.

- Bronşite iyi gelir  (Meyveler çekirdekleri ile toz edildikten sonra balla karıştırılır)
- Demir eksikliğini giderici özelliği vardır.
- Dişleri korur.
- Hemoroide iyi gelir
- İdrar söktürür
- İnsülün hormonunu geliştirir. Spazm çözüdür (sindirim sistemi).
- Kalp çarpıntısını giderir
- Kan şekerini düşürür
- Kasların düzenli çalışmasını sağlar
- Kemik yapısını geliştirir.
- Mide ülseri ve barsak tembelliğini giderir
- Özsu’yu egzamaya yarar
- Sakinleştiricidir (astım, sinirsel öksürük)
- Sigaraya karşı isteksizlik doğurur
- Şeker hastalığına karşı, fırında kurutularak ya da kavrularak da tüketilir
- Taş düşürücüdür
- Uyku vericidir-

Categories : Bitki Dünyası Tags : , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

İkebana Nedir? Ve Nasıl Yapılır?

Posted by kazandibi 25 Haziran, 2010 (0) Comment

İkebana (yaşayan çiçekler); veya kado olarak da bilinen ‘çiçeklerin hali’
Japon çiçek düzenleme sanatına verilen addır. Batı kültüründe çiçek yetiştirmek sistematik olarak bir vazo veya saksıda çiçek bakımını kapsamak anlamındayken, Japon kültüründe biraz karmaşıktır. Bu öğretileri konu alan İkenobo, Sogetsu ve Ohara gibi birçok okul mevcuttur.

İkenobo, rikka şeklinin dayandığı ve tarzını Budist inancının doğal güzellikleri yansıtma öğretisinden alan Budist bir rahip tarafından kurulmuş en eski okuldur.

İke: canlı tutmak, hayat vermek
Bana: çiçeklerKaynakwh: 
İkebana: kelime anlamıyla çiçekleri canlı tutmak, onlara hayat vermek demektir.

İkebana bir yaşam şekli bir felsefedir. İkebana; teknik gelenek ve sezgilerimizi kullanmamızı sağlar. İkebana ruhsal bir deneyimdir. Hem göze hem akla hem de ruha hitap eder; ruhun aynasıdır. İkebana sanatı bir beceri ya da el çabukluğu kazanma öğretisi değil; öze, ruha, gerçeğe yönelme yoludur. İkebana, “anı yaşamaktır”. İnsanı sakinleştirir, tabiatta daha önce önem vermediğimiz şeyleri görüp takdir etmemizi sağlar. İkebana yaparken içimize de dönüp kendimizdeki bazı noktaları da ortaya çıkarırız.

 

Öğretimin gerçek kısmı dile gelmez. Çiçekleri düzenlerken içimize döner, yoğunlaşır “evrensel gönül” ile uyum sağlamaya çalışırız. Kırlardaki çiçekler gibi tasasız, kaygısız bir “hiç” ama yine de “herşey” oluruz. Tabiatı ve kendimizi daha çok severiz. İkebana yapıtına sadece sanatçı gözü ile değil, gönül gözü ile de bakılmalıdır. İkebana’da çiçekler şimdiyi, tomurcuklar geleceği, tohumlar geçmişi simgeler…

İkebana Nasıl Yapılır?

DALLARI YERLEŞTİRME VE TUTTURMA ÖGELERİ Dalları ve çiçekleri, dengelerinin bozulmaması için sağlam yerleştirmek gerekir. Sağlam yerleştirmekten amaç, vazonun ya da kabin içine iyice tutturmaktır. Japon çiçek sanatı üsluplarından Rikka, Seika ve Nageire’de tutturma işlemi “TOME” denilen dal parçacıkları ile yapılır.

Moribana ve tüm modern Ikebana buketlerinde ise “KENZAN” adı verilen, demirden yapılmış çivili bir kalıp (pikflor) kullanılır. Dallar bu kalıbın çivileri uzerine saplanır.

 Sert odunumsu dallar ve fazla sert çiçek sapları daima verev kesilir. Dallar kalınsa, sap dipleri ya yarılır ya da içten oyulur ve sapı düşey tutarak kenzana bastırılır. Eğer dalın eğik durmasını istiyorsak, dalı kenzanın çivileri arasına sıkıştırarak, kabuklu tarafı çivilere gelecek şekilde, istediğimiz açıda eğeriz. Bunun için sağ elimizle dalın dibini, sol elimizle de kenzanı tutar ve sıkıca bastırırız.

Daha yumuşak olan çiçekli dalların sapları dikey olarak kesilir. Verev kesersek, kenzana oturtmak güçleşeceği gibi, çiçeklerin ağırlığının sapı kırması olasalığı da vardır.

İnce bir dalı kenzana sıkıca tutturmak için de çeşitli yöntemler vardır. Dalın dibine kağıt sarmak, dalı daha sağlam bir dala bağlamak veya dalın alttan iki-üç santimetre uzunluğundaki bir parçasını “V” şeklinde bükerek, bükük yerden kenzana yerleştirmek gibi.

KAP VE VAZO SEÇİMİ

 Ikebana çalışmaları için orjinal Japon vazoları ithal edilerek, tüm dünyada satılmakta ve bu öğrenimi yapan meraklılar malzeme yönünden zorluk çekmemektedirler. Yurdumuzda ise orjinal olsun olmasın, yerli malı olan bir çok vazo ve kaplarla Ikebana buketi yapmak sorun değildir.

Ancak, Rikka ve Seika gibi klasik buketlerde tomeler ile çalışmak istendiğinde, seramik vazoların iç cidarına tenekeden bir astar geçirmek gerekir. Bu da vazoların kırılmasını önleyecektir.

Ayrıca, yurdumuzda modern Ikebana buketleri için yeterinden fazla vazo, kap bulunduğu gibi, bu üsluplar için sepetler içine yerleştirilen basit bir tasın içine kenzan koyarak veya biraz derince yemek tabaklarının içinde bile gerçeklestirilebilinir. Kapların içine devamlı su konulduğundan, zamanla bu kapların içi beyaz satıhlı bir kireç tabakası ile kaplanır. Bu lekeler için kabın içine bir miktar sirke konur ve bir gece bekletilerek temizlenir.

Ikebana’da, çiçekler ve içine yerleşecekleri kap ya da vazo bir bütün oluşturur. İster ince-uzun bir vazo, ister yassı bir tepsi olsun veya yuvarlak ya da kare biçimli, ya da gayrımuntazam birşey olsun, kap yalnızca çiçekleri taze korumak için bir su kabı değil, çiçekleri içine alıp ayakta tutan ve düzenlemeyi tamamlayan bir ögedir. Bu nedenle de büyük bir özenle seçilmesi gerekir.

 Kabın üç belirleyici özelliğinin (biçim, renk ve dekor) bizzat Ikebana’nin kendisi ile uyumlu olmasi gerekir. Fazla süslü-püslü, gösterişli kaplardan kaçınmak gerekir. Kabın sadeliği ölçüsünde düzenlemenin asıl güzelliğinin daha çok ortaya çıkacağı şüphesizdir.

Kabın boyutları da önemlidir. Çok büyük bir kapta çiçekler kaybolur, küçük bir kap ise çiçekleri boğuyormuş izlenimi verir.

Tablodan, çok basit/şematik olarak, dört temel üslubun her birine uygun kapları görebilirsiniz.

 

MEVSİMLERE GÖRE DAL VE ÇİÇEK SEÇİMİ

Dal seçiminde, kışın; kalıcı yapraklı dallar, çamlar ve yapraklarını dökmeyen tüm ağaçlar ve az sayıda taze çiçek. İlkbaharda; tomurcuklu dallar, turfanda çiçekler. Yazın, çeşitli çiçekli dallar ve istenildiği kadar çiçekle, sonbaharda; kızıl renkli yapraklı dallarla, kuru dallar ve başta Kasımpatı olmak üzere, tüm saksıda yetişen ve su bitkileri çiçekleri kullanılır.

 Buketlerde hep bir sonraki mevsimin habercisi olan dal ve çiçekler kullanılır.

Categories : Bitki Dünyası Tags : , , , , , , , ,

Ayı Gülü Nedir? ve Nerelerde Yetişir?

Posted by kazandibi 23 Mayıs, 2010 (0) Comment

Diğer İsimleri : Şakaik, Ayıgülü, Paeonia, Peony, Pivoina

Botanik Bilgi : Düğünçiçeğigiller familyasından; otsu veya gövdesi odunlaşmıs, çok yıllık bir bitki cinsidir.Yaprakları üç parçalı ve her parça tekrar üç parçadan meydana gelir. Parçaları oluşturan yan yapraklar yumurta veya mızrak şeklinde, kenarları bütün, üst kısmı koyu ve alt kısmı açık yeşil renklidir. Çiçekleri; pembe, kan kırmızısı veya kırmızı renkte olup ortasında sarımsı bir yığın döllenme tozlukları mevcuttur.Birçok çeşidi vardır. Tıbbi şakayık (Ayıgülü, Paeonia officinalis); Mayıs-Haziran aylarında pembe veya kırmızı renkli çiçekler açan, 70 santimetre kadar boyunda, çok yıllık otsu bir bitkidir. Yaprakları derin parçalıdır. Ev ilaçlarında kökleri kullanılır.

Yetiştirildiği Yerler : Vatanı Japonya ve Çin olan bitki binlerce yıldan beri Türkiyede yabani ve süs bitkisi olarak yetişmekte vede yetiştirilmektedir. .

Toplanması-Saklanması : Çiçekleri solmadan toplanır ve kurutularak kaldırılır. Kökleri ise ilkbaharda veya sonbaharda sökülerek temizlenir ve kurutularak muhafaza edilir. Şayet tentürü yapılacaksa taze olarak kullanılır.

Bilinen Bileşimi : Kökünde; uçucu yağ, nişasta, şekerler, paeonol ve peregrinin adlı bir alkaloid vardır.

Faydaları

Dinmeyen kanamaları durdurur.

Boğaz ağrıları için yapılan gargarası fayda sağlar.

Vereme iyi gelir.

Temreye sürüldüğünde giderir.

Boğmaca ve öksürükte şikayetleri giderir.

Sarada da faydalıdır.

Sinirleri yatıştırır.

Nikris ve kramplarda da faydalıdır.

Kullanım Şekli : Bir tatlı kaşığı demliğe konur ve üzerine 300-500 ml kaynar su ilave edilerek 5-10 dakika demlemeye bıraktıktan sonra süzülerek içilir.

UYARI : Tarife uyulmalı ve uzun süre kullanılmamalıdır.

Categories : Bitki Dünyası Tags : , , , ,