Anne ve Bebek
Çocuklarda Bazı Ağız Ve Diş Problemleri
Çocuklarda bazı ağız ve diş problemleri :
1) Diş Gıcırdatma:
Nedenleri
Stress, agresif, takıntı veya sıkılgan kişilik yapıları, anne-babası diş gıcırdatan çocuklar bu alışkanlığa daha eğilimlidir.
Belirtileri
Dişlerde aşınma, uyurken çıkartılan gıcırdatma sesleri, yüz kaslarında ağrı, çene ekleminde problemler, baş ağrısı, dişlerde sallanma ve hassasiyet.
Tedavisi
Öncelikle psikolojik açıdan diş gıcırdatmaya yol açan faktörler ortadan kaldırılmaya çalışılır.
Bu başarılamaz, hastaya takıp çıkartılabilien bir gece plağı yapılır.
2) Parmak Emme:
Nedenleri: Parmak emme küçük yaşlarda sık görülen bir alışkanlıktır. Genellikle dört yaşına kadar kendiliğinden ortadan kalkar. Alışkanlığın sürekli dişlerin çıktığı yaşlarda da sürmesi, bu dişlerde ve damakta yapısal bozukluklara yol açar. Bu bozuklukların nedeni parmağın ön dişlere ve damağa uyguladığı başınçtır. Ortaya çıkan bozukluğun derecesi emmenin süresine, sıklığına, şiddetine ve emme sırasında parmağın pozisyonuna bağlıdır.
Tedavisi:
Parmak emmeyi önlemenin en etkili yolu parmak emmeye eğilim gösteren çocuğu emziğe alıştırmaktır. Emziğin hem verdiği zarar daha azdır, hemde daha kolay bırakılabilir.
Tedavinin zamanlaması çok önemlidir. Çocuğun kendisi bu alışkanlıktan kurtulmayı istemedikçe, tedavinin başarıya ulaşması imkansızdır.
Çocuğun çevre baskısına uğramaması ve alay edilmemesi için okul çağından önce bırakması psikolojik yönden çok faydalıdır.
Çocuk baskı altına alınmadan cesaretlendirilerek, ödüllendirilerek pozitif yönlendirilmelidir.
Eğer her şeye rağmen 6 yaşına kadar alışkanlık kırılamamışsa diş hekimine başvurularak profesyonel yardım alınması gereklidir.
Ayrıntı için bakınız, Parmak emme
3) Emzik
Bebekler için emmek rahatlamanın ve güven içinde hissetmenin en doğal yoludur.
Eğer bebek parmak emme eğilimi gösteriyorsa, derhal emziğe yönlendirilmelidir. Emzik parmak emmeye göre hem daha az zararlıdır; hem de sonraki yaşlarda daha kolay bırakılabilir.
Emzik günün büyük bir bölümünde değil, sadece gerekli olduğunda verilmelidir.
Yapısal bozukluklara yol açmamak için, mümkün olduğu doğal meme yapısındaki emzikler seçilmelidir.
Emziklerin yapısının sağlamlığı her gün kontrol edilmelidir.
Emziğin büyüklüğü ağzın yapısına uygun olmalıdır.
4) Biberon çürüğü
Bebeğimin dişleri sürer sürmez çürüdü. Nedeni ne olabilir?
Bebeklerde bazan dişlerin üzerinde sürer sürmez kahverengi lekeler oluştuğu ya da bu dişlerin kırılıp döküldüğü gözlenir. Aslında bu lekeler diş çürükleridir ve dişler de çürük nedeniyle kırılır. Bu kadar erken bir dönemde çürük oluşmasının nedeni de biberon çürüğü adı verilen çürüklerdir. Bebek beslenmesinde en önemli besin olan anne sütü ya da inek sütü doğal olarak şeker içerir. Gece yatmadan önce yada uyku sırasında bebek anne sütü ya da biberon emerse süt ağızda birikerek mikropların dişleri çürütmesi için elverişli bir ortam oluşturur. Bu nedenle özellikle gece beslenmesi sonrası dişlerin temizliğine özen gösterilmelidir.
Biberon çürüğünden korunmak için ne yapmak gerekir?
Bebeklerde meydana gelen çürüklerin tedavisi çok güç olduğundan, koruyucu önlemlerin erken dönemde alınması gerekir.
Bunlar nelerdir?
Bebeğinizin gece ağzında biberonla uyuma alışkanlığını önleyin.
Beslendikten sonra uyutmaya çalışın.
Biberondaki süte şeker, bal pekmez gibi tatlandırıcılar ilave etmeyin.
Bebek beslendikten sonra mutlaka su içirin.
İlk dişlerin sürmeye başlamasıyla gece ve sabah beslenmeleri sonrası temiz, ıslak bir tülbent ile dişlerini silerek temizleyin.
Biberon çürüğünün önemi nedir?
Biberon çürüğü görülen dişler tedavi edilmezse ağrı yapar ve iltihaplanır. İltihaplı ya da ağrıyan dişler bebeğin huzursuzlanmasına ve beslenme düzeninin bozulmasına neden olur. İltihap alttan gelecek kalıcı dişler de etkileyip şekillerinin bozuk olmasına yol açar. Bu dişler çekilmek zorunda kalırsa çocukta konuşma problemleri ortaya çıkabilir.
Biberon emmediği halde bebeğimin dişleri çürüdü neden olabilir?
Biberonun yanı sıra emziklerin ağlayan bebekleri susturmak amacıyla bal, pekmez, reçel gibi tatlandırıcılara batırılarak verilmesi de biberon çürüklerinin başka bir nedenidir. Bunun yanı sıra, dişler sürdükten sonra oyalanmak amacıyla bebeğin eline verilen karbohidratlı-şekerli gıdalar da diş çürüklerine neden olur. Çocuğu bu tür gıdaların yerine elma, havuç gibi besin değeri yüksek; diş temizliğine yardımcı gıdalara yönlendirmek gerekir.
Çocuklarda hangi diş macunu ne kadar kullanılmalıdır?
Bebeklik döneminde ve üç yaşına kadar çocuklarda diş macunu kullanımı önerilmez. Diş macunu kullanımına üç yaşından sonra başlanmalıdır.Ancak reklamlarda gördüğünüz gibi 3-5 cm. değil, bir leblebi kadar macun fırçalama için yeterli olacaktır.
Diş macunu kullanımına başlandığı dönemde, florürlü diş macunlarından herhangi biri tercih edilebilir. Önemli olan çocuğun seçilen macunun tadını sevip istek duymasıdır.
Fırçalama işleminde macundan çok, etkili bir fırçalama işleminin önemli olduğunu unutmamak gerekir.
Çocuk dişlerinde acil durumlar
Diş Ağrısı:
Ağrıyan dişin çevresini temizleyin. Ilık tuzlu su ile gargara yaptırın ve eğer varsa sıkışmış yiyecek artıklarını diş ipi ile uzaklaştırın. Asla dişin üzerine aspirin ya da benzeri ilaçlar koymayın. Çocuğunuza daha önce de denemiş olduğunuz bir ağrı kesici verin ve en kısa sürede bir diş hekimine götürün.
Isırılmış Dudak, Dil, Dudak Yada Yanak:
Yaralı bölgeye buz koyun. Eğer kanama varsa, temiz bir gazlı bez ile hafifçe basınç uygulayın. Kanama 15 dakika içinde durmazsa diş hekiminize başvurun.
Diş Tümüyle Çıkmışsa:
Dişi bulun. Köküne mümkün olduğunca dokunmadan alın. Diş hekimine gidene kadar dişi saklamak için en ideal ortam süttür. Temiz bir kapta sütün içinde koruyarak en kısa sürede diş hekiminize gidin.
Süt Veya Sürekli Dişlere Travma:
Hiç zaman kaybetmeden diş hekiminiz ile temasa geçin. Travmalardan sonra her kaybedilen saat oluşan hasarı büyütmektedir.
Diş Hekiminize ulaşana Kadar:
Yarayı ılık su ile temizleyin. O bölgeye soğuk kompres uygulayın. Varsa Kırık diş parçalarını saklayın.
Çocuklarda Diş Sağlığı Ve Bakımı
Çocukların dişleri niye çürüyor?
Süt dişleri normal dişlere oranla daha çok organik madde içerirler, bu nedenle çürümeye daha yatkınlardır, daha kolay ve hızlı çürürler.
Çocuklar, çürüğün erken döneminde görülebilen soğuk sıcak hassasiyeti ve hafif ağrı gibi sinyalleri zamanında yorumlayamazlar. Olayı ancak dayanılamayacak kadar ağrı olmasında farkederler ki bu durumda çok geç kalınmış olabilir.
Çocuklar ağız bakımına yetişkinler kadar dikkat edemezler. Çocuğun el becerisi, merakı ve ebeveynin tutumu diş fırçalama alışkanlığını belirler.
Özellikle annelerin sıklıkla yaptığı bir hata da emzik ya da biberonu şeker, reçel vb. gibi gıdalara batırarak çocuklara vermeleri veya uyku aralarında şekerli süt, meyve suyu gibi gıdalara alıştırmalarıdır. Böylece beslenme düzensizliğinden dolayı dişler çürümeye yatkın hale gelir.
Çürük oluşumu engellenebilir mi?
Çürüğü tamamen engelleyebilecek bir aşı yada ilaç henüz geliştirilemedi. Ancak, çürük sayısını azaltmaya yönelik bazı malzemeler günümüzde kullanılmaktadır, bunlardan birisi; “fissür örtücü” dediğimiz malzemedir. Diş çürükleri genellikle azı ve küçükazı dişlerinin, çiğneyici yüzlerinde bulunan “fissür” adı verilen oluklarda başlar. Bahsettiğimiz malzemeyle olukların üzeri kapatılıp, o bölgeye mikrop, yemek artığı vs. nin sızması engellenerek çürük başlaması önlenir. Bu işlem, 6 yaşından itibaren çıkan kalıcı azı ve küçükazı dişlerine de uygulanabilir.
Çürüğü engellemenin başka bir yolu da dişlerin çürüğe karşı direncini artırmaktır. Dişlere yüzeysel florür uygulanması suretiyle bu direnç kazandırılır.
Süt dişlerinin önemi nedir?
Süt dişlerinin birinci görevi çocuğun düzgün beslenmesini sağlamaktır. Ayrıca konuşmanın düzgün gelişimi de süt dişlerinin varlığına bağlıdır. Bunların yanında aşağıdaki gibi bir görüntü, hiç kimsenin çocuğunda görmek istemeyeceği ciddi estetik sorunlara yol açmaktadır.
Süt dişleri kapladıkları alanı kendilerinin yerine gelecek olan kalıcı diş için korumakta ve kalıcı diş sürerken ona rehberlik yapmaktadırlar.
Süt dişi erken çekildiği zaman bu doğal yer tutuculuk fonksiyonu da ortadan kalkmaktadır.
Süt dişlerindeki çürükler tedavi edilmeli mi?
Tedavi edilmeyen süt dişi çürükleri, ağrı, kötü koku, çiğneme zorluğu, beslenme bozukluğu ve çirkin görüntüye yol açar. Bu dönemdeki tedavi edilmeyen diş bozuklukları, ileride diş çarpıklığı, çene gelişiminde bozukluk ve genel sağlık problemlerine (romatizmadan kalp rahatsızlıklarına kadar) sebep olabilecektir. Dolayısıyla süt dişlerindeki çürükler, “nasıl olsa yerine yenileri gelecek” yanılgısına düşmeden tedavi edilmelidir.
Süt dişlerindeki çürükler ; ağrı ile çocuğun çok küçük yaşlarda tanışmasına ve gelecekte bazı fobileri olmasına neden olabilir . Ayrıca bu çürükler süt dişlerinin çok erken kaybına neden olabilir.
Çocuklarda diş yaralanmaları
Çocuklarda dişlerin zarar gördüğü kazalarda zaman kaybetmeden müdahalede bulunulmalıdır. Doğru tanı konması çok önemlidir. Bunun için hekiminiz size, kazanın ne zaman ve nerede olduğunu, darbenin ne taraftan geldiğini, kaza sonrası baygınlık, kusma, hafıza kaybı vb. olup olmadığını soracaktır. Verilen bilgiler doğrultusunda en doğru tedavi uygulanabilecektir.
Çocuklardaki diş yaralanmaları, bazan kalıcı dişin tamamıyla yuvasından ayrılmasına sebep olabilir. Bu durumda çıkan diş ile birlikte acilen dişhekiminize gitmelisiniz. Bu esnada diş, bir bardak sütün içinde, eğer süt mevcut değilse, temiz bir su içinde muhafaza edilmelidir.
Bebeklerde ağız bakımı
Bebeklerin, en azından ilk dört ay anne sütü ile beslenmeleri ağız çevresindeki yumuşak doku ve kas fonksiyonlarının normal gelişimini sağlayacaktır. Anne sütünün yetersiz olduğu durumlarda fizyolojik başlıklı (damaklı, kesik uçlu) biberon kullanımı gerekir.
Bebekler 1 yaşından itibaren bardak ve kaşıkla beslenmeye alıştırılmalıdır.
Biberonla beslenme en fazla 2 yaşına kadar devam edebilir. Parmak emme, yalancı emzik kullanma gibi alışkanlıklara 2 – 2,5 yaşına kadar izin verilebilir. Eğer parmak emme alışkanlığı mevcutsa, bunun sebebi araştırılarak 3 – 6 yaş arasında bu alışkanlık mutlaka giderilmelidir.
Solunum problemleri, çene gelişmesi üzerine olumsuz etki eder. Burundan değil de, sadece ağızdan soluma durumu mevcutsa (bu durum uykuda daha iyi anlaşılır) muhakkak kulak burun boğaz uzmanına danışılmalıdır.
Çocuklarda diş fırçalama ne zaman başlamalıdır?
Bebek 6-8 aylıkken, (yani ilk dişler ağızda göründüğünde) temizleme işlemi başlamalıdır. Sabah kahvaltısı sonrası ve gece yatmadan önce dişleri (en azından çiğneme yüzeylerini) temiz bir tülbent ya da gazlı bezi ıslatarak silmek, temizlemek yerinde olur.
Diş fırçası kullanımına ise çocuğun arka dişlerinin çıkmasından sonra (ortalama 2,5 - 3 yaşında ) başlanması uygundur.
Okul öncesi çocuklarda diş fırçalama için bir teknik uygulatmak çok zordur. Bu yaşlarda önemli olan, çocuğa diş fırçalama alışkanlığı kazandırmaktır. Çocuklar diş fırçalarken çoğu zaman dişlerin görünen ya da kolay ulaşılan yüzlerini fırçalar. Oysa çürüklerin önlenmesi için dişlerin ara yüzleri ve çiğneyici yüzeylerini çok daha iyi temizlemek gerekir. Bu nedenle fırçalamadan sonra Anne-Babanın kontrolü iyi olur.
Çocuklar için nasıl bir diş fırçası seçilmeli?
Çocuğun ağız büyüklüğüne uygun, yumuşak ve naylon kıllardan üretilmiş diş fırçaları kullanılmalıdır. Sert fırçalar dişleri aşındıracağı için kullanımı uygun değildir. Eskimiş bir süpürgeyle süpürme işlemi nasıl yapılamazsa, eski bir fırçayla da dişler fırçalanamaz. Fırça kılları aşınır aşınmaz (Ortalama 6 ay) mutlaka değiştirilmelidir.
Çocuğuma dişlerini günde kaç kez fırçalatmalıyım?
Sabah kahvaltısı sonrası ve gece yatmadan önce, sadece üçer dakikalık etkili bir fırçalama işlemi yeterlidir. Her iyi alışkanlık gibi diş fırçalama alışkanlığı da çocukluk döneminde kazanılacaktır.
İsimler Ve Anlamları (Kız İsimleri)
GÜNAY:Aydınlık, ışıklı gün
GÜNAYDIN:Günün aydın,ışıklı ve mutlu olsun
GÜNEL:Güneş ışığı, herkes elalem
GÜNER:Şafak vakti, güneşin doğma zamanı
GÜNGÖR:Bahtı açık, mutlu
GÜNİZ:Güneşin aydınlattığı yerler
GÜNNAZ:Parlak ve güzel
GÜZİN:Seçkin, beğenilmiş
GÜZİDE:Seçilmiş beğenilmiş
GÜZEL:İyi, hoş,sevilmiş, beğenilmiş,süslü
GÜNSELİ:Sürekli aydınlık
GÜNSEL:Işık yığını,güneş
GÜNTEN:Güneş vücutlu
GÜNŞEN:Aydınlık gülüş, neşeli, eğlenceli
GÜRDAL:Kuvvetli,güçlü,sık dal
GÜRCAN:Güçlü kuvvetli,canı gür
GÜNÇİÇEK: Ayçiçeği, günebakan, güneş çiçeği
GÜLSÜN:Hep mutlu olsun
GÜLŞAH:Gül dalı,varaka nın sevgilisi, masal kadını
GÜLŞAD:Gül gibi güzel, neşeli ve sevimli
GÜLTEN:gül vücutlu
GÜLÜMSER:Güler yüzlü,herzaman gülümseyen
GÜLZAR:Gül bahçesi
GÜLZAT:Gül yaradılışlı, gül tabiatlı
GÜLZİYA:Güzel, alımlı
GÜLZİYNET:Güllerle bezenen, süslenen
GÜMÜŞ:Temiz, tertemiz, değerli bir maden
GÜNAK:Aydınlık gün, ak gün, mutlu gün
İsimlerin Anlamları
ELNUR:Ülkenin ışığı,aydınlığı
EMİN:Korkusuz,Şüphe etmeyen,kendisine güvenilen,Peygamberimizhz.Muhammedin lakabı
EMRAH:Saz çalıp oynayan kimse
EMRE:Dost arkadaş,sevdalı aşık, tutkun,Allah dostu yunusun soy ismi
EMRECAN:Samimi dost,sevdalı insan
EMREHAN:Can dostu, han dostu
EMRULLAH:Allhın emri
ENİS:Dost,arkadaş, yar, sevgili
ENVER:Nurlu Çok Parlak,çok güzel
ENES:Candan , yakın
ENGİN:Çok geniş, açık deniz
ENDER:Az bulunan ,nadir
EMİR:Bir insan topluluğunun ve bir şehrin beyi,büyük bir aileye mensup kimse
EBUBEKİR:Peygamberimiz hz. Muhammedin candostu, ilk halife
ECEVİT:Ele avuca sığmayan,çok yaramaz ,afacan
EDHEM:Evliya,ibrahim edhem
EFRUZ:Parıltı,alev,şule
EFKAN:Acıyla bağırıp çağırma,inleme
EFECAN:Güçlü yiğit,sevimli kardeş
EFE:Batı anadolu yiğidi,zeybek,ağa,ağabey, kabadayı
EGE:Çok akıllı,dahi,bir çocuğu koruyan,türkiye ile yunanistan arasındaki deniz
EGEMEN:Yönetimi kendi gücüyle sürdüren,üstün,sözünü geçiren
EKBER:En büyük,türk-hint hükümdarı
EKREM:Cömert,eli açık,Şeref sahibi
ELÇİBEY:Bir devleti başka bir devlet katında temsil eden kimse,sefir ,yalvaç,resul, peygamber
EJDER:Aslan pençeli, yılan kuyruklu,hayali kanatlı bir canavar,dragon
EDİZ:Çok değerli,ulu,yüce
EDGÜ:iyi
İslama Göre Çocuk Eğitimi
Çocuk, ana baba elinde bir emanettir Çocukların temiz kalbleri kıymetli bir cevher olup, mum gibi, her şekli alabilir Küçük iken, hiçbir şekle girmemiştir Temiz bir toprak gibidir Temiz toprağa hangi tohum ekilirse, onun mahsulü alınır Bunun gibi çocuk da neye meylettirilirse, oraya yönelir Eğer hayrı adet eder, öğrenirse hayır üzerine büyür Çocuklara iman, Kur’an ve Allahü teâlânın emirleri öğretilir ve yapmaya alıştırılırsa, din ve dünya saadetine ererler Bu saadete ana-baba ve hocaları da ortak olur, Eğer bunlar öğretilmez ve alıştırılmaz ise, bedbaht olurlar Yapacakları her fenalığın günahı, ana-baba ve hocalarına da verilir Her müslüman, emri altında bulunanlardan mesuldür Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Hepiniz, bir sürünün çobanı gibisiniz Çoban sürüsünü koruduğu gibi, siz de evinizde ve emriniz altında olanları Cehennemden korumalısınız! Onlara müslümanlığı öğretmezseniz, mesul olursunuz) [Müslim]
Çocuklarına Kur’an-ı kerim öğretenlere veya Kur’an-ı kerim hocasına gönderenlere, öğretilen Kur’anın her harfi için, on kere Kâbe-i muazzama ziyareti sevabı verilir ve kıyamette, başına devlet tacı konur Bütün insanlar görüp imrenir
(Çok müslüman evladı, babaları yüzünden Veyl ismindeki Cehenneme gidecektir Çünkü bunların babaları, yalnız para kazanmak ve keyf sürmek hırsına düşüp ve yalnız dünya işleri arkasında koşup, evladlarına müslümanlığı ve Kur’an-ı kerimi öğretmediler Ben böyle babalardan uzağım Onlar da benden uzaktır Çocuklarına dinlerini öğretmiyenler Cehenneme gidecektir)
Çocuğa günah işlettirmek
Kendinin yapması haram olan şeyi çocuğa yaptıran kimse, haram işlemiş olur Çocuklarına içki içiren, kumara alıştıran, müstehcen neşriyatı okumasına sebep olan, yalancılık, hırsızlık gibi kötü huylara alıştıran, kıbleye karşı ayak uzatmasına sebep olan kimse, günah işlemiş olur
Dinimizin temeli, imanı, farzları ve haramları öğrenmek ve öğretmektir Allahü teâlâ, Peygamberleri bunun için göndermiştir Gençlere bunlar öğretilmediği zaman, İslâmiyet yıkılır, yok olur Allahü teâlâ, müslümanlara (Emr-i maruf) yapmayı emrediyor Yani, benim emirlerimi, bildiriniz, öğretiniz buyuruyor (Nehy-i münker) yapmayı da emrederek, yasak ettiğini bildirdiği haramların yapılmasına razı olmamamızı istiyor Kur’an-ı kerimde buyuruluyor ki:
(Kendinizi ve aile efradınızı Cehennem ateşinden koruyun!) [Tahrim 6]
Kur’an-ı kerimde, nefslerimizi ve aile efradımızı, yakıtı insan ve taş olan Cehennem ateşinden korumamız emredilmektedir Elli-yüz senelik kısa bir hayat için evladımızı dünya felaketlerinden korumaya çalıştığımız gibi, ebedi felakete düçar olmaması için ahıretini de korumamız gerekir Bir babanın, evladını Cehennem ateşinden koruması, dünya ateşinden korumasından daha mühimdir Cehennem ateşinden korumak da, imanı ve farzları ve haramları öğretmekle ve ibâdete alıştırmakla ve kötü arkadaşlardan ve zararlı neşriyattan korumakla olur Bütün fenalıkların başı, kötü arkadaştır Kötü arkadaşları, onun, küstah, yalancı, hırsız, saygısız ve korkusuz olmasına sebep olabilir Senelerce de bu kötü huylardan kurtulamaz
İyi hareketi övülmelidir
Ne zaman çocukta iyi bir hareket görülürse, onu takdir etmeli, mükâfatlandırmalıdır! İnsanların yanında bazan onu övmelidir (Amcası benim çocuğum böyle yaptı) diyerek iyiye teşvik etmelidir Bir kabahat işler veya kötü bir söz söylerse birkaç defa görmezlikten gelmeli, (onu yapma) dememeli, azarlamamalıdır Sık sık azarlanan çocuk, cesaretlenir, gizli yaptıklarını açıktan yapmaya başlar Yaptığı kötü işlerin zararı, kendisine tatlı dil ile anlatılmalı, ikaz edilmelidir! Yapılan iş, dine aykırı ise işin zararı, fenalığı ve neticesi anlatılarak, o kötü işe mani olmalıdır Baba, baba olduğunu, büyük olduğunu hissettirmelidir! Anne, çocuğu babası ile korkutmalıdır!
Her gün bir müddet oynamasına izin vermelidir ki, çocuk sıkılmasın Sıkılmak ve üzülmekten kötü huy hasıl olur ve kalbi körleşir Hiç kimseden para istemesine müsaade etmemeli, fazla konuşmamasını, büyüklere saygıyı öğretmelidir İyi insanların güzel hallerini anlatıp, onlar gibi olmaya, kötü insanların kötülüklerini anlatıp, onlar gibi olmamaya dikkat etmesi öğretilmelidir
Çocuğa her istediğini almak ve lüks içinde yaşatmak uygun değildir Büyüyünce de her istediğini ele geçirmeye çalışır; fakat bunda muvaffak olamayınca sukutu hayâle uğrar, isyankar olur Kendimiz helal yediğimiz gibi çocuklarımıza da helal yedirmeliyiz Haramla beslenen çocuğun bedeni, necasetle yoğrulmuş çamur gibi olur Böyle çocuklar da pisliğe, kötülüğe meylederler
Çocuğa, israf etmemesini, kanaatkar olmasını öğretmelidir, Bazan da yavan ekmek yemeğe alıştırmalıdır Çocuğun kötü yerlere gitmesine mani olmalıdır Çocuk kötülerin yanında ahlâksız, yalancı, hırsız ve hayâsız olur
Baba, ne devamlı asık suratlı durmalı, ne de çocukla fazla yüz göz olmalı, konuşmasının heybetini korumalıdır Çocuğa babasının malı ile, rütbesi ile övünmemesi tenbih edilmelidir! Tevazu sahibi ve kibar olması öğretilmelidir! Başkalarından birşey almanın zillet olduğu, veren elin alan elden üstünlüğü bildirilmelidir! Cimriliğin çirkinliği öğretilmelidir! Başkalarının yanında edebli oturması, ayak ayak üstüne atmaması, laubali hareketlerden uzak durması telkin edilmelidir!
Fazla konuşmaktan çocuğu men etmelidir! Fazla konuşmanın hayâsızlığa yol açtığı, çenesi düşüklüğün kötülüğü belirtilmelidir! Çocuk nasıl olsa konuşmasını öğrenecektir Maksat, ona icab edince susmasını ve büyüklerin sözünü dinlemesini öğretmektir,
Doğru da olsa, çokça yemin etmesine izin vermemelidir! Vara yoğa yemin, kötü bir alışkanlıktır Büyüklere hürmetin, yerini onlara vermenin ve herkesle iyi geçinmenin önemi anlatılmalıdır
Küçükken namaz kılmalı
Çocuğu daha küçükken namaza alıştırmalıdır Büyüyünce namaz kılması zor gelebilir Başkasının malını çalmayı, haram yemeyi, yalan söylemeyi gözünde çirkin gösterecek şekilde anlatmalıdır! Böyle yetiştirip büluğa erince, bu edeblerin sırlarını, inceliklerini ona söylemelidir Her işi adet olarak yapmaması, niyetle, şuurla yapmasının lüzumu anlatılmalıdır Mesela, yemekten maksat, kulun Rabbine ibâdet etmesi, insanlara, vatanına, milletine faydalı hizmetlerde bulunması, insanların saadeti için çalışması olduğu öğretilmelidir Dünyadan maksadın, ahıret için azık toplamak olduğu, zira dünyanın kimseye kalmadığı, ölümün çabuk ve ansızın gelebileceği anlatılmalı, (ne mutlu o kimseye ki, dünyada iken ahıret azığı elde eder, Cennete ve Allahü teâlâya kavuşur) demelidir Küçük yaşında böyle terbiye edilirse, taş üzerine yazılan yazı gibi olur ve kolay kolay silinmez Peygamber Efendimiz buyurdu ki:
(Bütün çocuklar, müslümanlığa elverişli olarak dünyaya gelir Daha sonra bunları, ana-babaları hıristiyan, yahudi ve dinsiz yapar) [Taberânî]
Hadis-i şerifte müslümanlığın yerleştirilmesinde ve yok edilmesinde en mühim işin, çocuklukta ve gençlikte olduğu bildirilmektedir O hâlde, her müslümanın birinci vazifesi, evladına İslâmiyeti ve Kur’an-ı kerimi öğretmektir Evlad nimetinin kıymeti bilinmezse, elden gider Bunun için (Pedagogie), yani çocuk terbiyesi, dinimizde çok kıymetli bir ilimdir
İslâm dinine karşı olanlar, bu mühim noktayı anladıkları içindir ki, (Gençliğin ele alınması birinci hedefimizdir Çocukları dinsiz olarak yetiştirmeliyiz) diyorlar İslâmiyeti yok etmek ve Allahü teâlânın emirlerinin öğretilmesini ve yaptırılmasını engellemek için, (Gençlerin kafalarını yormamalıdır Din bilgilerini büyüyünce kendileri öğrenirler) diyorlar
Bugün, bütün hıristiyan ülkelerinde, bir çocuk dünyaya gelince, buna bozuk dinlerinin icablarını yapıyorlar Her yaştaki insanlara, hıristiyanlığı titizlikle aşılıyorlar Müslümanların imanlarını, dinlerini çalmak ve yok etmek ve onları da, hıristiyan yapmak için, İslâm ülkelerine paket paket kitap, broşür ve kaset gönderiyorlar O hâlde, müslümanlar din cahillerinin hilelerine, yalanlarına aldanmamalı, çocuklarımıza sahip olmalıyız Onlara sahip olmak da, dinimizin emirlerine uygun olarak yetiştirmekle olur Ahlâkı değiştirmek mümkün olduğu için Peygamber efendimiz, (Ahlâkınızı güzelleştirin) buyurmuştur Zaten din, güzel ahlâk demektir Şu hâlde dinin emrine uyup yasak ettiğinden kaçan, huyunu değiştirip güzel ahlâklı olur Güzel ahlâklı olan da iki cihanda rahat olur
Çocuğu dövmemelidir!
En vahşi hayvan bile terbiye ile ehlileştiriliyor Hiçbir zaman elma çekirdeğinden portakal olmaz Fakat elma fidanını büyüterek, lüzumlu aşı ve kültürel tedbirlerle kaliteli elma veren bir ağaç olarak yetiştirmek mümkündür Bunun gibi insan tabiatında bulunan bazı arzular yok edilemez, fakat terbiye edilebilir Terbiyede dayak atılmaz
1- Çocuğu dövmek ahlâkının bozulmasına, hırçınlaşmasına sebep olur
2- Dayakla büyüyen çocuk esnek olmaz, katı olur
3- Dövülmek, çocukta ana-babaya karşı kızgınlığa yol açar Çocuk kendi yaptığının kötü bir şey olduğunu düşünmez, kendini suçlu görmez, kendini döveni suçlar
4- Dövülen çocuk, kızdığı zaman, o da şiddete baş vurur, bir başkasını döver Böylece dayak vicdanlı olmaya değil, saldırganlığa sebep olur
5- Sözden anlayacak yaştaki çocuğa dayak atılmaz Sözden anlamayan çocuğuna hafifçe vurmak yeter Başa, yüze tokat atmak, sopa ile dövmek çok zararlıdır Bu ancak işkenceciye yaraşır
Bir şeyi, zıttı kırar Kötü huyları, iyi huylar yok eder Bu bakımdan kendini zorla da olsa, iyi işler yapmaya alıştırmalı, onları adet haline getirmelidir! Çocuk, ahlâkı iyi olan insanlarla arkadaşlık ettirilirse, güzel huylar kendiliğinden onun tabiatı olur Çocuklar böyle yetiştirilirse, dünya ve ahıret saadeti elde edilir
Çocuklarda Gelişim Dönemleri
Çocuk psikolojisini anlayabilmek için öncelikle çocukta gelişim dönemlerini bilmek gerekir.
İlküç ay içinde
Gözleri ile hareket eden şekilleri takip edebilir ,kucağa alındığında kafasınıdik tutabilir , yüz üstü yatarken kafasını bir miktar yukarı kaldırabilir veyanlara çevirmeye çalışır, kollarını hareket ettirebilir,ellerini yumruk halinegetirebilir.
Üç altı ay arasında
Nesne ve oyuncakları yakalamaya çalışır onlara uzanmaya çalışır , elinealdığı nesneleri ağzına götürmeye çalışır, hoşuna giden nesnelere uzanmayaçalışır. Kafasını yüz üstü yatarken tam dik kaldırabilir. Kafasını tutabilir.
Altı oniki ay arası
Oturabilir , emekleyabilir , tutunarak ayağa kalkabilir , 12. ayın sonuna doğruayakta çok kısa süreli durabilir ,ayakta tutulduğunda ayaklarını hareketettirir, ufak eşyaları ve oyuncakları iterek yuvarlayabilir , elleri arasındaoyuncak geçişi yapabilir, sırt üstü yatarken düz dönebilir, işaret parmağı ilenesneleri gösterebilir.
Oniki onsekiz ay arası
Yürür , elinden tutulduğunda merdiven tırmanır ,ayakta iken çömelebilir,ayağıile topa vurabilir,yere doğru eğilir , destekle zıplayabilir, kaşığı rahatlıklatutabilir.
Onsekiz yimidört ay arası
Kapıyı açabilir , kendi başına merdivenden inip çıkabilir , bir elini daha çokkullanmaya başlar , oyuncakları ile oynarken el becerilerini rahatlıklakullanabilir (2-3 küpten kule yapabilir ).
İki üç yaş arası
Düşmeden koşabilir , bazı çizgileri taklit eder , merdivenden rahatlıkla kendibaşına inip çıkabilir , oyuncakları ile oynarken el becerilerini rahatlıklakullanabilir ,düğmesini açabilir,üç tekerlekli bisikleti sürebilir ,tek ayaküstünde kısa bir süre durabilir , bir bardak suyu taşıyabilir ,yürürkenengelleri adım atarak rahatlıkla geçer , rahatlıkla çömelip kalkabilir , gerigeri yürüyebilir.
Üç dört yaş arası
Tek ayağı üzerinde uzun süre durabilir , ayakkabısını giyer , kendinidoyurabilir , düz çizgi çizebilir , tek başına dolaşmaya çalışır , çift ayakla 40 cm sıçrayabilir , öne takla atabilir, yardımsız kaydıraktan kayabilir , çömelip kalkma hareketini rahatlıklayapabilir , oyuncakları ile oynarken el becerilerini rahatlıkla kullanabilir ,40-50 cm den aşağı atlayabilir , tek ayakla sıçrayabilir ,dans etme müzik ile beraber tempo tutma , zıplayan topu eli ile tutma ,kağıttaki şekilleri boyar , 3-4 renk eşleştirebilir , aynı kartlarıeşleştirebilir , bazı harfleri eşleştirebilir , artı eksi yapabilir.
Dört altı yaş arası
Makasla kağıtları kesebilir , bakarak 1 den 8-9 a kadar sayı yazabilir ,öğretilirse adını yazabilir ,sek sek oynayabilir , üçgen ve kare yi kopyalar ,kendi giyinir kendi soyunur , ayakkabısını bağlar , yüzünü yıkar , dişinifırçalar , altı yaşında iki tekerlekli bisiklete binebilir , el becerilerigözle görülür bir şekilde gelişir.
DİL GELİŞİMİ
İlk üç ay içinde
Sese karşı tepki verir , agulama şeklinde sesler çıkarabilir , tanıdık kişi veeşyaları görünce ellerini sallar gözü ile takip eder , kendi kendinegülümseyebilir ,müzik ve konuşmaya karşı tepki verir , kendi kendine oynarkenbazı heceleri tekrarlar , dudakları ile p , b, m gibi harfleri çıkarmayaçalışır.
Üç altı ay arasında
Çevresinde konuşan kişileri arar , ağlarken konuşulunca rahatlar , agulamaşeklinde iletişim kurar , yüksek sesle güler , kendine göre ağlama dışındaheceler kullanır.
Altı oniki ay arası
Annenin sesini taklit etmeye çalışır , cee oyunu oynar , bazı eşyaları sesçıkartmak için kullanır , ma ma -da da gibi sesleri rahatlıkla çıkarır , 12 ayadoğru baba mama der , oyuncakları ve kişileri ile anlamsız dahi olsakonuşmaya çalışır.
Oniki onsekiz ay arası
Hızla yeni kelimeleri öğrenmeye devam eder , her gün gördüğü cisimleriadlandırmaya ve onları rahat tanımaya başlar , insanlar ile ilişki kurarkenanlamlı kelimeleri çoğunlukla kullanmaya başlar , ailenin öğrettiği kelimelerikendi kendine tekrarlar ,onsekizinci aya doğru iki komutu üst üsteanlayıp yerine getirir. (bardağı al mutfağa götür gibi )
Onsekiz yimidört ay arası
İki kelimelik cümleler yapmaya başlar , tanıdıklarının ismini bilir ,isteklerini rahatlıkla ifade edebilir , ikiden fazla komutu anlar ve yerinegetirir , yirmidördüncü aya doğru üç kelimelik cümleleride konuşur.
İki üç yaş arası
Tanıdığı yetişkinler ile rahatlıkla sohbet eder , reddetme ifadesi kullanabilir, cümle yapısı erişkin cümle yapısına benzemeye başlar , vücudunun parçalarınıraharlıkla yapar , bütün komutları yerine getirebilir , kelime hazinesi hızlaartar.
Üç dört yaş arası
Konuşma ve cümle kurması erişkine iyice benzemeye başlar , kendine ait yaş ,soyad gibi özellikleri bilir , ezberlediği şarkı sözleri vb. rahatlıkla söyler, erişkinler ile rahat sohbet edebilir.
Dört altı yaş arası
Grup halinde olan konuşmalara katılır , hikaye ve masal anlatır , sayı sayar ,kelime hazinesi iyice artmıştır , sıfatları rahat kullanmaya başlar , cümleyapısı ve şekli erişkinle hemen hemen benzer , isteklerini ayrıntıları ileanlatabilir.
SOSYAL VE KİŞİLİK GELİŞİMİ
İlk üç ay içinde
Anneyi tanıyarak tepki verir , konuşulunca dinler , kucağa alınınca susar ,nesneleri takip eder , gülümser
Üç altı ay arasında
Anne babasına sarılarak kucaklar , nesneleri ve yiyecekleri ağzınagötürür,kendiliğinden gülümser , elini uzatır.
Altı oniki ay arası
Oyuncakları ile 10-15 dk oynar , ce oyunu oynar , karşılıklı oyun oynar ,yabancıları tanır , tanıdıklarına ses çıkartır , anneden ayrı kalıncaendişelenir , baba mama gibi kelimeler ile iletişime geçmeye çalışır.
Oniki onsekiz ay arası
Kendi kendine bardakla su içebilir , kaşıkla yemek yiyebilir , oyuncaklar ileetkileşimi artar , giyimine yardım eder , müzik ile beraber tempo tutabilir ,istemediği şeyleri belli eder , ayakkabı çorabını çıkarabilir.
Onsekiz yimidört ay arası
Tuvaletini söyleyebilir , istendiğinde ufak komutları yerine getirerekerişkinler ile etkileşime girer , taklide dayalı oyunlar oynar ( bir kutuyuaraba gibi sürmek gibi ) ,diğer çocuklara ilgisi artar , diğer çocuklar ileoyuncakları ile beraber oynar , oyuncaklarını diğer çocuklardan kıskanır ,rahat su içer , yemek yer.
İki üç yaş arası
Evcilik oynar , ev işlerine yardım eder , çatal kullanır , giyimini kendibaşına yapabilir , tuvaletini haber verir , bazı arkadaşlarına daha fazla ilgigösterir.
Üç dört yaş arası
Diğer çocuklar ile etkileşim ve iletişimi iyice artmıştır , yetişkinlerinsöylediklerinin büyük çoğunluğunu anlar , oyunlarındaki kurallara uymayaçalışır , kıyafetlerinin tamamını çıkarabilir , gece tuvalet kontrolünüsağlayabilir , el yüz yıkama diş fırçalama işlemini yapar.
Dört altı yaş arası
Sosyal hayata adapte olmaya çalışır , arkadaşları ile uyumu artar , TV da bazıprogramları takip eder , kendine has özellikler belirir , etrafla etkileşimiiyice artar , kendisi masal anlatabilir.
Gece Zor uyuyan Bebekler
Uykusuz Çocuk Mutsuz Çocuktur
Bebeğiniz için her şeyi yapmaya hazırsınız ancak doğumdan birkaç ay geçmesine rağmen geceleyin o saat başı uyanıyor; hatta bazen uyuduktan birkaç dakika sonra hemen ağlamaya başlıyor ve geceleriniz bir kabus gibi geçiyor; uykusuzsunuz, mutsuzsunuz…Bu durum, birçok anne ve baba için tanıdık gelir ve maalesef artık bilimsel olarak kanıtlanmış bir gerçek vardır ki, uykusuzluk mutsuzluğu en çok tetikleyen unsurların başında gelmektedir. Ancak üzülmeyin çünkü bunun da bir çaresi var. Normal olmayan bu durumu açıklamadan önce normal yani fizyolojik olan uyku düzeni nasıldır ona bir göz atalım.
Çocuk Uyku Düzeni Ve Erişkin Uyku Düzeni Aslında Aynıdır
Bu nedenle biz erişkinlerden örnekler vererek başlayacağım çünkü sanırım bununla bağlantı kurmanız daha kolay olacaktır. Biliriz ki hepimizin genelde alışık olduğu bir uyku saati vardır. Bu saat yaklaştıkça genelde belirli bir düzende yaptıklarımız vardır; örneğin pijamalarımızı giymek, dişlerimizi ve saçımızı fırçalamak. Yatak odamıza gider ışıkları söndürür ve alışık olduğumuz yatak, yorgan ve yastığımızla uykuya dalarız. Uykuya dalabilmemiz için alışık olduğumuz koşul ve sabitler bunlardır. Biz erişkinler olarak gece boyunca mutlaka uyanırız, örneğin sağa sola dönmek için. Ancak çoğu zaman bu anları hatırlamayız; çünkü uykuya dalabilmemiz için alışık olduğumuz koşullar, yani karanlık yatak odamız, kendi yatağımız, yorganımız ve yastığımız sabittir.
Alışık olduğunuz bu düzen bozulunca uyandığınızda tekrar uykuya dalabilme kabiliyetiniz sekteye uğramış olacaktır. Böyle durumlar için aşağıdaki örnekleri verebiliriz:
Saat farkı olan uzak bir ülkeye taşınmış veya bir iki haftalığına tatile gitmişsinizdir. Değişen çevrenizin yanı sıra farklı saat diliminde ya çok erken ya da çok geç uyumak durumunda kalmışsınızdır. Böyle bir ortama alışmanız genelde bir hafta sürer. Tatil dönüşünde ise eski ortam ve saat diliminize ayak uydurmak için tekrar bir haftalık bir süre geçebilmektedir.
www.cocukgelisimi.net
Otobüs ile gece yolculuk yaptığınızda rahat bir uyku uyumanız çok zorlaşacaktır oysa çevrenize baktığınızda bazı insanlar mışıl mışıl uyumaktadır. İşte bu insanlar genelde o ortamda uyumaya alışık olanlardır çünkü birçok kez o ortamda uyumak zorunda kalmışlardır.
Alışık olduğunuz yastığınız değiştiğinde bile gece uykunuz daha huzursuz geçebilmektedir. Tabi bu yastığa da birkaç gün içinde alışacak ve uykunuz tekrar düzene girecektir.
Bu örnekler aynı zamanda şunu gösteriyor ki; uykuya rahatça dalmak kazanılan bir beceridir, kendiliğinden gelişmez aynı zamanda değiştirilebilmektedir. Yeter ki biz kararlı olalım.Bebeklerimize gelince; onlar için de aynı kurallar geçerlidir. Kendinize bir sorun “Benim bebeğim nasıl uykuya dalıyor?” Aşağıda en sık görülen olasılıklar yer almaktadır; birini işaretleyin lütfen:
Memede
Biberonla
Emzikle
Kucakta
Battaniye veya ayakta sallanarak
Pışpışlanarak
Ebeveyn yatağında ebeveyn yanında
Genelde anne veya babalar bebeklerini yukarıdaki koşullarla uyuttuktan sonra beşiğine veya yatağa yatırırlar. Ardından kendileri uyumaya çalışırlar. Ancak uykuları çok da uzun sürmez çünkü bir veya iki saat içinde bebeklerinin ağlaması ile uyanırlar ve tekrar aynı şekilde uyutmaya çalışıp ardından bu döngü döner, döner, döner… Size kötü bir haberim var: siz bu duruma dur demezseniz herhangi bir şey değişmeyecek ve aylar hatta yıllar boyu bu böyle devam edecektir.
Aslında bebeğiniz haksız değil. Düşünebiliyor musunuz, siz alışık olduğunuz düzen ile yatağınıza yattınız ve uyudunuz. Bir iki saat sonra sağdan sola dönmek için uyandığınızda birden bire baktınız ki salondaki koltukta yatar vaziyettesiniz. Tekrar orada hemen uykuya dalmanız mümkün mü? Asla! “Ben buraya nasıl geldim? Bu soruyu bırakın “ben burada uyuyamam, alışık değilim. Ben yatağımı istiyorum ve oraya gidiyorum!” demez misiniz? Bu nedenle bebeğinizden farklı bir şey beklemeyin. Bebeğiniz aslında uyanıp da ağladığında size “Anneeeee (veya Babaaaa) benim çok uykum var! Ama böyle uyumaya alışık değilim, benim uyumam için memeye ihtiyacım var!” O sizden uykuya dalabilmek için haklı olarak alışık olduğu uykuya dalma ortamını istemektedir.
Size iyi bir haberim var uykuya dalma alışkanlığı kazanılan bir beceridir ve eğitimle değiştirilebilir. Yani şu anki durumunuza mahkum değilsiniz.
Bebeğinizin Uyku Saatlerini Düzene Sokun
Bebeğinizin uykusunu düzene sokmak için bir yöntem vardır. Birinci aşamada bebeğinizi uyutmak için istediğiniz saati belirleyin. Bebeğinizin genelde uyuduğu saati ilk aşamada hedef olarak seçmek size avantaj sağlayabilir. Örneğin bebeğiniz saat 21:00’de uykusu geliyorsa saat 20:00 gibi belirli bir düzen geliştirin; mesela banyosunu yaptırın, ardından cilt bakımını yapın daha sonra da pijamalarını giydirin. Ona masal anlatabilir, hikaye okuyabilir veya şarkı söyleyebilirsiniz. Son olarak emzirin ve sonunda da o uykuya dalmadan doğrudan yatağına yatırın. Bebeğiniz altı aylığın üstündeyse artık koruması olan bir yatakta yatmalı. Işıkları söndürerek iyi geceler dileyin.
www.cocukgelisimi.net Bu noktadan itibaren izleyebileceğiniz iki yol var. Ya odada oturup bebeğinizin uykuya dalmasını bekleyebilirsiniz ya da ilk gece 2 dakika ara ile odasına uğrayıp “Bebeğim ben buradayım” diyebilirsiniz. (Bunu yapmanızın nedeni bebeğinizin terk edilmiş duygusuna kapılmamasını sağlamaktır). Aklınızdan ne geçtiğini tahmin edebiliyorum, “Böyle yaparsam bebeğimin çok kötü ağlayacağı kesin!” Muhtemelen haklısınız. O, çok ağlayacaktır. Ancak bu durumda kendinize ve birbirinize hemen hatırlatın ki bunu onun ve kendi iyiliğiniz için yapıyorsunuz; ailece uygun bir uyku düzeni için yatırım yapıyorsunuz. Bir hafta 10 güne kadar bebeğiniz ve sizin uyku düzeni çok daha iyi bir yere gelecektir. Bunu yapmadığınız takdirde de çok büyük bir ihtimalle bir şey değişmeyecek ve eski huzursuz yönteminiz ile aynen devam edeceksinizdir.
Bebeğinizin Ağlaması İle Onu Kucağınıza Almayın Ve Pışpışlamayın
Bebeğiniz ağlama esnasında kusarsa yalnızca ağzını silin ve yatakta kusmanın olduğu bölgeyi silip onun üstüne çarşaf serin; bebeğinizi bu esnada kucağınıza almayın. Alırsanız şu mesajı vermiş olursunuz: “Eğer kusarsan seni kucağıma alırım” ve kusmalar her akşam devam eder. Belli sürede- ki bu süre bir veya birkaç saat olabilir- bebeğinizin uykuya eğilimi artacaktır. Bu durumda eğer 2 dakika geçtiyse ve sesi artık kesiliyorsa yanına gidip onu uyarmayın. İlk gecenizi başarıyla tamamladınız. Gece uyandığı takdirde onu emzirebilirsiniz ancak memede uyumamasına dikkat edin. Emzirme bittiği anda uyumadan hemen yatağına yatırın. Yatağında kendi başına uykuya dalmaya alışsın ki, geceleyin uyandığında uyumak için alıştığı bu koşullar aynen devam ettiğinden, kendi başına uykuya dalabilsin.
İkinci gece aynı yöntemi aynen tekrarlayın ancak yanına 2 dakika ara ile değil 5 dakika ara ile gidin. Yanında uyuyana kadar oturmayı tercih ediyorsanız aynen devam edin.
Üçüncü gece artık ufak da olsa uykuya dalma süresinde bir fark görmeye başlarsınız. Yanına gitme süresini de 10 dakikaya artırın; dördüncü gece 20 dakika beşinci gece 30 dakika. Çoğu zaman bir hafta sonunda düzenin epeyce rayına oturduğunu göreceksiniz.
Anne Ve Babalar Kararlı Tavırlarını Sürdürmeli
Tekniğin uygulamasında bebeğiniz çok ağlayabilir ve sesi kısılabilir ancak bu durum onun için zararlı değildir. Başlamadan önce evde kalan aile fertleri ve özellikle anne ve babanın uygulamaya sonuna kadar sadık kalacağı konusunda kesin karar vermeliler. Anne veya baba bebeğin ağlama halinde bazen dayanamayıp onu kucağına almak isteyebilir ancak bilin ki öyle yaparsanız bebeğinize şu mesajı veriyor olacaksınız, “Eğer ben yeterince ağlarsam o zaman onlar beni kucaklarına alıp eski düzene döneceklerdir!” Ve bu olduğu takdirde de bir sonraki sefere bu yöntemi denediğinizde ağlamalar çok daha fazla olacaktır. Onun için bence bu uygulamayı bir kere yapın ve tam yapın.
Çocuğunuzun uyku düzeni hastalık, diş çıkarma, tatil veya başka evde yatıya kalmalar gibi durumlarda bozulabilir. Bu tür durumlar geçtikten hemen sonra eski düzenini yakalamak için yine bu yöntemi uygulamalısınız.
www.cocukgelisimi.net Bu yöntem, gece belirli saatte uyuyan ve gece belirli dönemlerde uyanıp en kötü ihtimal ile emzirildikten sonra kendi başına yatağında uykuya dalan bir bebeğinizin olmasını hedeflemektedir. Olası ağlama veya başka nedenlerle tekniği uygulamak istemeyen anne ve babalar elbette olabilir ve bu karar onların hakkıdır. Ancak bu karar anne ve baba’nın yaşamakta oldukları uyku düzenine razı oldukları anlamına da gelmektedir.
Çocuklar İçin Meyveli Yulaf Ezmesi Tarifi
ÇOCUKLAR İÇİN MEYVELİ YULAF EZMESİ
Malzemeler:
1 adet elma
1 adet armut
3 adet kuru kayısı
2 çorba kaşığı yulaf ezmesi
1.5 çay bardağı süt
Yapılışı:
Meyveler ince kıyılarak 1 çay bardağı suda haşlanır.
Yulaf ezmesi süt ile 4-5 dakika kaynatılarak demlenir.
Ardından ikisi de ılıyınca meyveler ile yulaf ezmesi karıştırılır.
Afiyetle yiyin.
NOT: Bu karışımın tadını ayarlamak için pekmez de kullanılabilir.
Anne Sütünü Arttıran Yiyecekler
Ayva: Anne sütünü artırır. her gün mutlaka 1 ayva yiyin. Ya da ayva kompostosu için.
Tahin helvası: Anne sütünü artıran yiyeceklerdendir. Ayrıca Tahin helvası balgam söktürücüdür, saç dökülmesini engeller, sedef, egzama gibi hastalıklara da iyi gelir. Balığın ardından yenildiğinde, mideyi rahatlatıcı etkisi vardır.
İncir: Anne sütünü artıran en önemli besinlerdendir. Ayrıca kış mevsiminde vücudun direncini artırır, bir çok sağlık sorununa karşı güç ve dayanıklılık kazandırır.
Beyaz Dut veya dut kurusu: Anne sütünü artırır, Vücuda güçverir, kansızlığa iyi gelir. Ağız, bademcik ve boğaz iltihabı, diş eti hastalıkları ve öksürüğe karşı yararlıdır. Ateş düşürür. Karaciğeri güçlendirir. Mide ve bağırsakların düzenli çalışmasına yardım eder. Özellikle yemekle birlikte yenildiğinde hazmı kolaylaştırır.
Beyaz üzüm: Yeni bebek sahibi olmuş anneler için süt artırıcı özelliği vardır.Tam bir kalp damar dostudur. Kalp damar amaeliyatı geçirmiş olanlara çok iyi gelir. Ritim bozukluğuna iyi gelir ve ritim bozukluğu şikayeti ortadan kalkar.
Dereotu : Anne sütünü artıran mucize gıdalardandır.
Anne sütünü azaltan-Yenmemesi gereken yiyecekler :
Nane, maydanoz, nişasta ve nişastalı gıdalar,turşu
İsimler Ve Anlamları
ASUMAN:Gök, sema.
ASYA:Yeryüzünün baş kıtasının en büyüğü.
ASLIHAN:Keremin sevgilisi,aslının başka ismi.
ASUDE:rahat,dinç, huzurlu ve sağlıklı.
AYLİN:Işık çemberi, hale.
AYMİNA:Ay gibi parlayan billur cam, kuyumcuların gümüş üzerine nakşettikleri lacivert veya yeşil renkli parlak sırça.
AYNAGÜL:Gülen ayna,ayna gibi temiz parlak ve alımlı olan.
AYŞEN:Şen ve mutlu olan.
AYŞENİL:Hayatı nil nehri gibi akıcı ve bereketli olan.
AYŞENUR:Hayat ışığı.
AYŞE:Rahat yaşayan kimse.
AYŞAN:Şöhreti ay gibi parlak ve yüksek olan.
AYSUNA:Sevgili.
AYSUN:Ay gibi güzel.
AYSULTAN:Ayın sultanı.
AYSU:Ay gibi parlak, su gibi yemiz.
AYŞİN:Uysal, munis.
AYSEMA:Sema güzeli.
AYSEL:Ay ışığı gibi akıcı güzel.
AYNİL:Ay gibi aydınlık nehir.
AYPERİ:Çok güzel.
AYPARE:Ay parçası, çok güzel.
AYNUR:Ay ışığı.
AYNAZİK:Hilal gibi ince yapılı, narin.
AYŞIN:Ay ışını.
AYTEMİZ:Ay gibi parlak, arı ve duru olan.
AYTAÇ:Işıklı, parlak, gösterişli taç.
AYTEN:Ay gibi parlak tenli, ay vücutlu.
AYZIT:Türk mitolojisinde armağan sunan güzellik tanrıçası.
AYYÜCE:Makamı ve derecesi yüksek.
AYTÜL:Ay ın ipek perdesi.
AZADE:Bir yere bağlı olmayan,soyu sopu belli, asil,kibar , nazik, şiirde anlam bütünlüğü bulunan mısra.
AZİME:Sebat, tılsım, efsun, büyük iş, büyük günah, niyetli, kararlı.
AZİZE:Sevgili.
AZRA:Kız oğlan kız,delinmemiş inci,yürünmemiş kum,medine,vamık ile azra hikayesindeki kadın kahraman.
ATEŞPARE:Ateş parçası.
AYLA:Ay ın ve bazı yıldızların çevresinde görünen ışık çemberi,aylin.
AYIŞIĞI:Ay gibi güzel ve alımlı.
AYHANIM:Ay gibi güzel kadın.
AYDAN:Ay parçası, ay gibi güzel.
AYDENİZ:Ay gibi parlak,ve deniz gibi berrak olan.
AYDINAY:Parlak, aydınlık.
AYDİL:Ay gönüllü ,yüce gönüllü.
AYÇİÇEK:Aya benzeyen çiçek, güzel,güne bakan.
AYDA:Gülgillerden,dere kenarlarında ve çayırlarda yetişen bir bitki,şaşma, üzülme ve isteklendirme bildiren bir ünlem.
ATIFET:Karşılıksız sevgi, ve iyilik severlik.
ATIKE:Hür, soylu,güzel genç kız, h.z ebu bekirin lakabı.
ATİYYE:Hediye, bahşiş ,ihsan.
AYBEGÜM:Güzel, zarif, soylu genç kız.
AYBİKE:Ay gibi güzel,el değmemiş bakire,
AYCAN:Ay gönüllü, temiz ve aydınlık, sevimli, şirin.
AYFER:Ay ışığı, mehtap.
AYGEN:Gönül arkadaşı, gönül dostu.
AYGÜL:Gülüşü ay ın ışığı gibi aydınlık olan.
AYGÜN:Işığını ve çekiciliğini güneşten alan ay
AYCEMAL:Yüzü ay gibi parlak ve güzel olan.
AYCEREN:Alımlı, zarif, ceylan güzel.
AYÇA:Ay ın ilk günlerinde aldığı ince yay biçimi, yeni ay, hilal.
AYGÜZEL:Ay gibi çekici.
AYHAN:Eski türklerde gök tanrısı,oğuz kağanın annesinin ve oğlunun ismi.





