Archive for Aralık, 2008
Bebeklerin Ağlama Dili Çözüldü
Bebeklerin Ağlama Dili Çözüldü
Yorulduğunda şarkı söyler gibi ritmik bir şekilde ağlarlar.
Araştırmalar, bebeklerin sıkıntı ve ihtiyaçlarına göre değişik şekillerde ağladıklarını gösteriyor. Araştırmalar, ağlamanın da bir dili bulunduğunu, bebeklerin günde ortalama 1-4 saat ağladıklarını ortaya koyuyor. Doğuştan sorunlu olan çocuklar daha fazla ağlıyor. Öte yandan eğer bebek oldukça sessiz bir yapıya sahipse bu durum onda bir rahatsızlığın olabileceğini gösteriyor.
Ağlama türleri şöyle sıralanıyor:
Acı çektiğinde: Keskin bir feryat, nefes almadan devam eden kısa periyod bir çığlık, içe doğru çekilerek ağlama.
Acıktığında: Düşen ve yükselen ses tonuyla kısa ağlama. Bebekler parmaklarını emer, yanaklarına vurur, annesi tarafından kucağa alınıncaya kadar bu ağlamasını kesmez.
Yorulduğunda: Uykusu geldiği zaman yumuşak şekilde, tıpkı şarkı söyler gibi ritmik bir şekilde ağlar.
Sıkıldığında: Yankı yapan bir ses tonu. Bu durumda bebek ağlamasını kucağa alınıncaya kadar kesmez.
Rahatsız olduğunda: Huysuz ve aksi bir ses tonu. Bu ağlama türünde bebeğin altını ıslattığı, üşüdüğü, terlediği mesajları alınabilir.
Unutmayın bebeklerinde kendine özgü dilleri var.
Suçiçeği Hastalığı Nedir?
Suçiçeği Hastalığı Nedir?
Suçiçeği ya da varisella, herhangi bir yaşta ortaya çıkabilirse de daha çok çocuklarda görülen bir bulaşıcı hastalıktır. Bu hastalığın tipik özellikleri ateşle seyretmesi ve deride ortaya çıkan kabartılardır. Suçiçeği adının da bu kabartıların birkaç saat içinde içi saydam sıvıyla dolu kesecikler haline gelmesiyle ilişkili olduğu söylenmektedir.
Başlıca Nedenleri
Bu hastalık özellikle on yaşın altındaki çocukları etkileyen salgınlar şeklinde ortaya çıkar. Varisella zoster virüsünden kaynaklanır ve olağanüstü bir bulaşıcılığa sahiptir. Her ne kadar bu hastalığı geçirmekle yaşam boyu bağışıklık kazanılırsa da, virüs uyku halinde bekleyip daha sonra yetişkinlik çağında kendini herpes zoster yani zona olarak gösterebilir.
Suçiçeğinin Çocukluk Çağındaki Belirtileri Nelerdir?
Enfeksiyondan sonra 14 ila 21 günlük bir kuluçka devresi vardır. Daha sonra çocuk ateşlenir ya da hafif bir titreme görülür veya kusma ile sırt ve bacaklarda ağrı gibi şikayetlerle kendini daha hasta hissedebilir. Hemen hemen aynı zamanda, sırt ve göğüste, bazen de alın çevresinde. Daha nadiren kol ve bacaklarda çok sayıda kırmızı ve kaşıntılı kabartı oluşur. Bu kabartılar birkaç saat içinde saydam bir sıvıyla dolu kesecikler haline gelir. Bu keseciklerin görülmesi birkaç gün devam eder ve ikinci günden itibaren içerikleri irine dönüşüp, bir iki gün içinde patlayabilir ya da kuruyup büzüşerek tepelerinde kahverengimsi kabuklar oluşur. Bu küçük kabuklar bir haftaya varmadan pullanarak dökülür ve iyileşme tamamlanır.
Hastanın Çevresindekilerden Tecrit Edilmesi Gerekli midir?
Hasta çocuk, döküntünün görülmesinden itibaren bir hafta süreyle ya da kesecikler kuruyuncaya değin, bu hastalığı geçirmemiş çocuklardan tecrit edilmelidir. Ancak, kabukların dökülmesini beklemeye gerek yoktur.
Hangi Yaşlarda Görülebilir? Belirgin Olarak Görüldüğü Dönemler Var mıdır?
Çoğunlukla; çocukluk çağında görülür. Kış ve ilkbaharın ilk ayları suçiçeğinin yaygın olarak görüldüğü aylardır.
Yetişkinler Daha Büyük Risk Altında mıdır?
Yetişkinler ve ergenlik çağındakiler çocuklara kıyasla daha ağır hastalık riski altındadırlar. Ağrı, ateşin süresi, kırıklık, kaşıntı gibi belirtiler daha şiddetli olur, döküntü daha geniş alana yayılır ve daha uzun sürede iyileşir ve hastalığın seyri daha uzun olur. Ayrıca, suçiçeği olan yetişkinler ve gençler için şiddetli komplikasyon riski daha yüksektir.
Cild’in Baş Düşmanı Sigara
Cild’in Baş Düşmanı Sigara
Sigara ve cildiniz
Sigara kılcal damarları daraltır
Kanda karbondioksit seviyesini yükseltirken oksijen sıkıntısına yol açar
Kan dolaşımı zorlanır
Vücuttaki C vitamini azalır
Ciltte hücre yenilenmesi yavaşlar
Yaralar, kesikler sigara içmeyenlere oranla daha geç iyileşir
Zaman içinde elastin bağlar kalınlaşır ve parçalanır
Ciltte su oranı düşer, cilt kurumaya ve sertleşmeye başlar
Sigara içme alışkanlığı olan insanların ciltleri sararır, kalınlaşır ve zamansız kırışır
Bunlara ek olarak cilt kimyası bozulur
Bir araştırmaya göre, sigara içenlerin cildi, içmeyenlere oranla 5 kat fazla bozulmaktadır. Yüzdeki kırışıklıkların bir diğer nedeni de sigara içerken, ağzın aldığı şekildir. Üst ve alt dudak çevresindeki kırışıklarda sigaranın katkısını düşünmeye değer.. Çünkü sigara dumanını her çekişte dudak çevresi kasılır. Her bir yenisi yakıldığında, tek tek içilmeye başlandığında, her gün yüzlerce nefesle, yıllar içinde sayısız defa tekrarlanan, zararlı bir yüz jimnastiği yapılmış olur.
Atardamar Nedir?
Atardamar Nedir?
Arter veya atardamar, kanı kalpten vücudun diğer bölümlerine taşıyan müsküler (kaslı - kasıl) kan damarı|kan damarlarıdır. Ven yani toplardamarların zıddıdırlar, venler kanı kalbe doğru taşırlar. Atar damarların bir diğer özellikleri ise temiz kan taşımaları ve kan akışını hızlandırmasıdır. Sadece akciğer atardamarı kirli kan taşır. Atardamarlarda kanın akış yönü merkezden çevreye doğrudur. Çapları da merkezden çevreye doğru gittikçe küçülür. Çapı en büyük atardamar aort olup çapları küçüldükçe arter, daha da küçüldükçe arteriol, en uç noktaya kadar ulaşan arterlere ise kapiller adı verilir.
Yeni Doğan Bebeklerin Göbek Bağı Bakımı Nasıl Yapılır
Yeni Doğan Bebeklerin Göbek Bağı Bakımı Nasıl Yapılır
Anne karnındaki bebek göbek bağı sayesinde gerekli oksijeni ve besin maddelerini alarak gelişir. Eğer bu bağ herhangi bir nedenle zarar görürse, bebeğin gelişmesi durur ve durduğu gibi de yaşama veda eder. Bebek dünyaya geldikten sonra da göbek bağı hayati önem taşır. Eğer gerekli pansuman ve temizlik işlemleri yapılmazsa göbek bağı enfeksiyon kapabilir.
İstanbul Hizmet Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Duygu Gür Ünal yeni doğan bebeklerde göbek bağı bakımında dikkat edilmesi gerekenler hakkında bilgi verdi.
Bebek anne karnında süre boyunca amnios sıvısı içindedir. Sıvının içinde olduğu sürede oksijen alıp karbondioksit atılımı yani nefes alıp verme ve beslenme görevini anne ile bebeği bağlayan göbek bağı sağlar. Bebeğin doğumu ve nefes almasıyla beraber göbek bağının fonksiyonu biteceğinden doktor ya da yardımcı tarafından hızla klampe edilir (mandal benzeri bir kapatıcı takılır) ve bebek anneden bağımsızlığını ilan etmiş olur. Göbek bağının sinir lifleri olmadığından, göbeğin kesimi ve klamplenmesi sırasında bebek ağrı hissetmez. Böylece damarlar kapanmış ve kanama engellenmiş olur. Göbek bağı, bebeğin cildinden yaklaşık 2-2.5cm yukarıdan kesilir ve bebek bakımının ilk basamağı olarak en sık alkol olmak üzere antiseptik bir madde uygulanır. Bundan sonra amaç göbeğin temiz ve kuru tutulmasıdır. Göbek bağı günler içerisinde jölemsi, yapışkan ve sulu özelliğini kaybederek kurur, renk sarıdan kahverengiye doğru değişir ve yaklaşık 1-3 hafta içinde düşer.
Göbek Bağı Düşene Kadar Dikkat Edilmesi Gerekenler
Göbek bağı temiz tutulmalıdır: Taze göbek bağı yeni doğan bebek için en önemli enfeksiyon giriş yerlerinden biridir. En az günde bir kez olmak üzere tercihen her bez değişimi sonrasında göbek bakımı yapılmalıdır.
Göbek bağı kuru tutulmalıdır: Göbeğin hava ile temas etmesi durumunda göbek bağı kendiliğinden kuruyacaktır. Annelerin en merak ettiği konulardan biri bebeğin göbek düşme süresince banyo yaptırıp yaptıramayacaklarıdır. Bu konuda da farklı görüşler olmasına rağmen göbeğin düşmesine kadar geçecek 2-3 hafta içinde bebeğin temiz tutulmaması enfeksiyon riskini de beraberinde getireceğinden, uzun ve küvet banyolarının yerine sünger ile duş şeklinde kısa banyolar yararlı olacaktır. Banyo sonrasında göbek bağı temiz bir bez yardımıyla hızla kurulanmalı gerekirse saç kurutma makinesinin en düşük ayarı ile kurutulmalıdır. Bebek bezinin sık aralıklarla değiştirilmesi böylece ıslak ve nemli bezin uzun süre göbek bağıyla temasını engelleyecektir. Bezin ön kısmının göbek bağı dışarıda kalacak şekilde katlanması da uygun olacaktır.
Göbek bağının kendi kendine düşmesine izin verin: Göbek bağı vakti geldiğinde kendiliğinden ayrılacaktır. Ayrılma sırasında az miktarda kanama olabilir ama günler içinde devam eden ısrarlı kanama durumunda hızla doktorunuza başvurmanız uygun olacaktır.
Göbek bağının erken düşmesi enfeksiyonlar ve kanama açısından riskli olduğu gibi bir ay geçmesine rağmen hala göbeği düşmeyen bebeklerde anatomik bozukluk ya da immünolojik bozukluk olabilir.
Göbek bağı düşemeyen bebeklere banyo yaptırılırken nelere dikkat edilmelidir?
Bebeklere her gün banyo yaptırılabilir ancak ilk birkaç ay haftada 2-3 kez banyo yaptırılması yeterli olur. Özellikle yüz, saçlı deri, göbek bağı, eller ve bez bölgesinin temizliği önemlidir.
Göbek bağı düşmeden önce duş şeklinde ya da süngerle yumuşak bir şekilde ovalayarak, göbek düştükten sonra ise küvet içinde banyo yaptırılabilir.
Banyo esnasında önce gövde bebe şampuanı ya da sabunu ile yıkanıp durulanmalı. Bebeğin kafası hafif geri yatırılarak saçlı deri göz yakmayan şampuanı ile yıkandıktan sonra yüz temizliği yapılmalıdır. Göbek bağı temiz pamuk ile kurulanıp göbek bağı alkol ile temizlenmelidir.
Göbek Bağı Erken Düştüğü Durumlarda
Bazen göbek bağının yeterince kurumadan düşmesinden sonra granülom olarak adlandırılan göbek deliği bölgesinde pembe renkte yumuşak bir kitle görülebilir.
Granülom belirtileri:
• Göbek düşmesine rağmen göbek deliğinden açık sarı renkte, kıvamlı bir akıntının olması,
• Bebeğin iç çamaşırının sürekli bu salgı ile kirlenmesi.
Bebeğin göbek bağında aşağıdaki bulgular oluşursa doktorunuza danışmanız uygun olacaktır;
• Kanamanın devam etmesi,
• Göbek güdüğü etrafında kızarıklık ve şişlik,
• Göbek bağından sarı-yeşil akıntı ve pis koku gelmesi.
Göbek Bağı
Göbek Bağı
Göbek bağı, memelilerde embriyoyu yeteneye bağlayan dokuya verilen isimdir. Embriyonun kalp atışları, kanı göbek bağındaki (ya da göbek kordonu) iki atardamardan etenyeye gönderir; sonra kan göbek bağı toplardamarından geçerek embriyoya geri döner. Bu üç damar, bir ip gibi birbiri üstüne sarılmıştır. İnsanda doğumdan hemen sonra göbek bağı kesilip düğümlenir; yaranın iyileşmesinden sonra yerinde kalan ise göbek ya da göbek çukuru adı verilir. Öbür memeliler, göbek bağını ısırarak koparırlar ve salyalarındaki bir enzim, göbek bağının kopmasından sonra kanamasını önler. Göbek bağının başka bir ismi de Plasenta dır
Yeni Doğan Bebeğin Yıkanması
Yeni Doğan Bebeğin Yıkanması
Yeni doğan bebeklerde göbek bağı, tedirginlik yaratabilir. Eğer yaz aylarındaysanız bebeğinizi hastaneden eve getirdikten hemen sonra yıkamaya başlayabilirsiniz.
Anneye yardım eden bir kişi daha olursa işiniz daha kolay olur.
En kötü ihtimalle gün aşırı yıkamalısınız, üstünden terini atması çok önemlidir bebeğinizin büyümesinde etkendir.
-Bebeğinizi yıkamadan yaklaşık bir saat önce doyurmalınız. Sakin ve bir rahatsızlığının olmaması gerekir. Gazı varsa başlamadan önce onu rahatlatmalısınız.
-Eğer kış aylarındaysanız odasını ısıtmalısınız.
-Havlusunu, temiz giysilerini, bezini, vücut kremini hazır bulundurun. (3. ayına kadar kullanabileceğiniz bez değiştirme ve yıkama üniteleri satılıyor, mutlaka tavsiye ediyorum. Beliniz ağrımadan yıkıyor, giydirebiliyor ve bezini değiştirebiliyorsunuz)
-Yıkama küvetine su doldurun, bir de kovada durulama suyu hazırlayın. Suyun sıcaklığını dirseğinizle kontrol edebilirsiniz. (Bu iş için derece satılıyor faat pek pratik olduğu söylenemez)
-Bebeğinizi panik yapmadan seri bir şekilde soyun. Bu işi yaparken onu rahatlatmak için şarkı mırıldanabilirsiniz. Bebeğinizin ve sizin sakin olmanız gerekiyor. Yoksa yıkama işi kabusa dönüşebilir.
-Bence anneye yardım edecek kişi baba olmalıdır. Çünkü bebekle temas etmesi, anneye yardım ediyor olması babaya iyi gelecektir.
-Bebeği yüzü aşağı bakacak şekilde tutun. Bir elinizi bacaklarının arasından geçirin, bir elinizi de çenesinin altına destek yapıp kolundan tutun. Bu tutuş çok güven verir ve korkmadan onu yıkamanızı bekler, hatta keyif almaya başlar.
-Bebeği suda öne arkaya hareket ettirin, çok hoşuna gider. Şampuanladığınız süngerle vücudunu silerek işe başlayın. Koltuk altlarını ihmal etmeyin.
Bebeği ters çevirerek önünü yıkamaya devam edin. Bu kez bir kolunuzu başının altına destek yapın bir elinizle de kalçasını tutun.
-Sabunlanma işlemi bittikten sonra kovadaki suyla başından dökerek durulamaya başlayın. Kulaklarına su kaçmamasına önemle dikkat edin.
-Hemen havluya sarın, şimdiye kadar ağlamamışsa sorun yok ama ağladıysa havluya sarılıyken daha fazla ağlatmadan emzirirseniz iyi olur. Anne kucağında sakinleşecektir.
-Yine hızlı bir şekilde kremini sürerek vücuduna masaj yapın, giysilerini giydirin.
Sürekli seri ve hızlı olmalısınız dememizdeki sebep; sıkılırlarsa ağlamaya başlar ve üşürler.
Her geçen gün siz de alışacaksınız bebeğiniz de alışacaktır. Yıkanma saatlerinde çok eğleneceli olacak.
Sadece sakin olun ve ona “güvendesin” duygusunu hissettirin.










